Tarihçilerin Öykülerine Tutunmak

Yazarlar, tarihi kayıtlarda kesintisiz bir izlek oluşturmayan izlerden düş güçleriyle bir olay örgüsü kurgulayarak oldukça özgün bir çalışmaya imza atıyorlar.
Yayınlanma tarihi: 16 Temmuz 2019 Salı, 14:44

[Haber görseli]

Bu yazıda tarihçilerin geçmişin izleriyle kurdukları ilişkinin dolaylı bağlarına, bu ilişkinin keşfe ve yaratıya dönüklüğüne temas eden bir kitaptan söz açmak istiyorum. Kısa süre önce yayımlanan, editörlüğünü Ebru Aykut, Nurçin İleri ve Fatih Artvinli’nin üstlendiği Tarihçilerden Başka Bir Hikâye adlı kitap, salt hayal gücü ve kurguya dayanan bir öykü kitabı olmadığı gibi, bildiğimiz anlamda tarihi belgeleri betimleyip hikâyeleştirme amacı da taşımıyor. Kitabın yazarları geleneksel tarihçiliğin odağından uzak olan kadınların, kölelerin, çocukların, köylülerin, mahpusların, mecnunların arşiv belgelerinde bir görünüp bir yok olan izlerinin peşine düşüyor. Yazarlar, tarihi kayıtlarda kesintisiz bir izlek oluşturmayan bu izlerden düş güçleriyle bir olay örgüsü kurgulayarak oldukça özgün bir çalışmaya imza atıyorlar.

On dört öyküde de geleneksel tarihçiliğin arşivde uyuttuğu olayları, kişileri, mekânları derinleştirerek, edebi anlatısallık içinde yeniden kurarak tarihin hatırasından öte hafızasının derinliklerine yol alınmış. Osmanlı- Türkiye tarihyazımında önem atfedilen olayların ve aktörlerin çevresinde, ötesinde, gerisinde, berisinde duranların sesleri çoğaltılmış, nefesleri açılmış.

GERÇEK-KURGU İKİLEMİ

Tarihi olayların gerçekliği ve kurgusallığı arasındaki ikilemin, hem yazarlar hem de okuyucular için başka türlü bir farkındalık deneyimi içermesi de edebiyatın gücü olsa gerek. Tarihçi öykücüler, arşivde rastladıkları belgelerde, eski gazete haberlerinde, günlüklerde, misyoner raporlarında ismi geçen, silueti dolaşan karakter ve diyalogları edebi bir anlatısallık içinde yeniden canlandırmakta oldukça başarılı olmuşlar. Öykülerin kendine özgü konuşkanlıkları, tarihsel olduğu kadar duygusal ve düşünsel sıçramalarla desteklenmiş. Öyle ki yazarlar, olay örgüsü içinde okuyucunun kendi imgelemini kurma özgürlüğüne de alan yaratmış. Kimi öykülerde anlatıcı sesi olarak deneysel, ironik, metaforik dil kullanımları tercih edilmiş. Tüm bu özgün edebi denemelerde dahi karakterler arasındaki ilişkinin tarihselliği gölgelenmemiş. Kimi yazarların hikâyenin tarihsel gücüne kıyasla edebi gücündeki naifliği okuyucuyu, hikâyenin kurgusal dünyasına cüretkâr bir şekilde davet edebilmiş. Kimi hikâyelerde de anlatının nasıl tamamlanacağına, daha başka nelerin olmuş olabileceğine dair uyandırdığı merak anlatının akıcılığını sağlamış, heyecanını artırmış. Yine arşivden belge, kartpostal, fotoğraf vb. malzemeyle bezenen öyküler, salt bir edebi metin olmanın ötesine geçerek; hikâyenin tarihsel dönemini ele alış ve kurgulayış biçimini görünür kılan türlü anlatım tekniklerine kapı aralamış. Yazarlar böylece tarihsel olayları hikâyeleştirerek geri kazandıkları ya da keşfettikleri başka bir gerçekliği de yazmaya koyulmuşlar.

Adam Phillips’in dediği gibi okur hep başka bir yerde olmak, kendi düşünde kaybolmakla meşguldür. Nerdeyse anlatının ele avuca sığmazlığı gibi! Bu özgün çalışma hemen her seferinde daha derinde yatan sorular sorulduğunda, söze döküldüğünde, yazıldığında başka konulara açılan farklı düzlemleriyle her birimizi yüzleştirebiliyor. Öyleyse bizler de tarihçi öykücülerin, bizi çıkardığı bu edebi serüvene katılalım; onların sıradan, iyi yaşanmayan ya da ağır yükler, bedeller altında yaşanan hayatları acı bir yenilgiden öteye taşıyan öykülerine tutunalım.

Tarihçilerden Başka Bir Hikâye / Yazarlar: Ali Sipahi, Fatih Artvinli, Nurçin İleri, Özge Ertem, Özgül Özdemir, Müge Özbek, Çiğdem Oğuz, Ebru Aykut, Erkan Oruçoğlu, Gamze İlaslan, Barış Zeren, Gülhan Balsoy, Tülin Ural, Ufuk Adak / Can Yayınları / 256 s. / 2019.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Barış Zeren