Mücadelesi hiç bitmedi

Sağlıkta şiddet, Tam Gün Yasası, iktidarın sağlıkta dönüşüm programı derken şimdilerde kansere savaş açan Dr. Ali Özyurt, “Hayatta mücadele bitmez. Umuduna yaşamalıyız” diyor.

07 Aralık 2019 Cumartesi, 02:00

Dr. Ali Özyurt, mücadeleci kimliği ile tanınan bir hekim. Sağlıkta şiddet, Tam Gün Yasası, iktidarın sağlıkta dönüşüm programı derken şimdilerde hastalığıyla mücadele ediyor. Hiçbir zaman mücadeleyi elden bırakmayan Özyurt, son kitabı “Umuduna Yaşamak”ta olduğu gibi “Bundan 16 yıl önce kanser oldum ve bu benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Hayat mücadelemi sürdürürken kanserle de mücadele etmeye başladım. Hayatta mücadele bitmez. Umuduna yaşamalıyız” diyor. 1 yıl eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bırakıp tıp eğitimine başlayan ve 1987’de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitiren Özyurt, “O yıllarda Cumhuriyet gazetesini okumak bile gözaltı nedeniydi. 15 gün gözaltı sürecim oldu” diyerek yaşadıklarını anlatıyor. 

“Söz Uçar Yazı Kalır” adlı kitabının ardından ikinci kitabı “Umuduna Yaşamak”ı yazan Dr. Ali Özyurt, kitabında 30 yıllık İstanbul Tabip Odası aktivistliğinden, iyi hekimlik mücadelesinden örnekler sunuyor. Anestezi uzmanı Dr. Ali Özyurt, “İyi hekim olmanın yolunun iyi insan olmaktan geçtiği” düşüncesiyle hayatını nitelikli ve ücretsiz sağlık hakkına adamış hekimlerden biri. İkinci kitabında tıp fakültesi öğrencilik yıllarından Gezi Parkı Direnişi’ne uzanan serüvenini anlatıyor. 

33 YILLIK AKTİVİSTLİK 

“Yaklaşık 33 yıla varan bir tabip odası aktivistliğim var” diyen Özyurt, “2004 yılında böbrek kanseri teşhisi konuldu ve sol böbreğim alındı. 2008’de akciğer metastazı ortaya çıktı. O sıralarda biraz umutsuzdum. Moda’da zaman zaman deniz kenarında yürürken esinlenip bir şiir yazdım; Umuduna Yaşamak. Yeni kitabıma da isim oldu bu şiir” ifadelerini kullandı. 

Tabip odasındaki mücadele sürecinin temelini “iyi hekimliğin” oluşturduğunu anlatan Özyurt, bu sırada sık sık yazılar kaleme aldığını söylüyor. “2012’de belki de 100’ü aşkın farklı yazı yazdım. 2016 yılında hastalığım biraz ilerledi. Başka organları da kanser tuttu. 8 yıldır aldığım ilaca direnç gösterdi hastalık, başka bir ilaç aldım. Gezi Parkı Direnişi sırasında Taksim Dayanışması’ndaydım. Her gün oradaydım, günlük notlar alırdım, kitapta bunlara yer verdim” diyen Özyurt, şöyle devam ediyor: “Tabip odasında, 1990’larda başlayan ve içinde yer aldığım Demokratik Katılım Grubu olarak çok sayıda toplumsal olaya şahitlik ettik. Bu yazıları da kitapta topladım. TTB okul gibidir ve ben o okulun öğrencisiydim, şimdi de öğretmeni gibi oldum. Bu okulun duayen insanları var. Kitabımda bunlardan 12 tanesinin portresine yer verdim. Hayatım tıpta uzmanlık ve tıp eğitiminin nitelikli standart ve içerikli olması çabayla geçti. Toplumsal mücadelenin her yerinde yer aldım. Tıp eğitiminin niteliğinin yükseltilmesi için çalıştım. Sağlığın ticarileştirilmesine karşı, sağlıkta dönüşüm programına karşı arkadaşlarımla birlikte mücadele ettim. Kitapta Gezi Direnişi’nden, TTB’de görev alan aktivist hekimlerin portrelerine, sağlıkta şiddete dek çok sayıda konuya yer verdim.”

Öte yandan Barış Akademisyeni Prof. Dr. Hatice Kurtuluş ile yeni bir kitap için çalışma yaptıklarını belirten Ali Özyurt, “10 saat süren bir görüşme yaptık. Otobiyografi tarzında olacak. Yıl sonunda çıkacak” diyor.

SEN MİSİN CUMHURİYET OKUYAN...

Özyurt, öğrencilik yıllarında Cumhuriyet gazetesini gizli gizli okumak zorunda kaldığını anlatarak bir anısını şöyle paylaşıyor: “Yıl 1980. 12 Eylül olmuş ve iktisat fakültesini kazanmışım. Beyazıt Meydanı’nda durakta Cumhuriyet okuyorum. Bir faşist grubun saldırısına uğradım. 3 gün sonra tekrar gazeteyi okurken yanıma yaşlı bir adam geldi ‘Evladım gazeteyi sakla. Sana saldırırlar’ dedi. Sonra gizli gizli okumaya başladım. Cumhuriyet’le ilgili bir başka bir anım da 15 gün gözaltına alınmamla ilgili... 1985’te Cumhuriyet okurken bir cumartesi günü Ruhi Su öldü haberi gördüm, başka bir programım vardı ama cenaze törenine gittim. Binlerce kişi törendeydi. Cenaze namazı Şişli’de kılındı, ardından kalabalık kortej Zincirlikuyu’ya yürümeye başladı, polisler izin vermedi. Mezarlığa kadar yürüdük, çıkışta 170’e yakın kişi gözaltına alındı. 15 gün Gayrettepe’de gözaltında kaldım.”