Kapat
A+ A-

Wheatley’nin acı kahkahaları

İKSV’nin düzenlediği 38. İstanbul Film Festivali devam ediyor...
Yayınlanma tarihi: 7 Nisan 2019 Pazar, 11:32

[Haber görseli][Haber görseli]Filmografisini dikkatle takip ettiğim yönetmenlerden Ben Wheatley’nin ilk gösterimini geçen ekim ayında Londra Film Festivali’nde yapan son filmi “Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead” 38. İstanbul Film Festivali’nin de merakla beklediğim filmlerinden biriydi. Doğrusu programda ‘Antidepresan’ bölümünde görünce biraz işkillenmedim değil, ne de olsa bu bölüm daha çok feel- good tabir edilen ve insana pozitif hisler zerk edeceği düşünülen filmlerin gösterildiği bir bölüm ve Wheatley’in de bu pozitif hislerle pek alakası olmaz bilindiği gibi.

Nitekim film gerçekten de feel-good içeriğinden bir hayli uzak, mizahi dozu yüksek olsa da bir hayli karanlık bir deneme. Yeni yılı kutlamak için kiralanan dev bir malikanede geçen film hepsi de aynı ailenin mensubu (anne-baba, çocuklar, torunlar, eski eşler vb) yaklaşık 20 kişilik bir grup ve bol bol diyalog, bol bol kavga, iğneleme, dedikodu, aşağılama, hakaret, acı kahkahalar... Tamamı neredeyse tek mekânda geçen (ki bu da aslında Wheatley için yeni değil, daha önce de yapmıştı, seviyor tek mekân hikâyelerini) ve hızlı kurgusuyla, makineli tüfek diyaloglarıyla zaman zaman izleyiciyi sersemleten “Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead” belki beklediğim kadar sağlam bir yumruk değildi ama aile içi çürümüşlüğü ifşa eden, şiddetin duygusal halini öne çıkaran, sıradan aile manzaralarından sıradışı bir drama çıkarmasını bilen bir filmdi. Bugün 19.00’da Kadıköy Sineması’nda izleyebilirsiniz.

Kusama’dan sağlam bir noir

Karyn Kusama’nın (“Girlfight”, “The Invitation”) son filmi “Destroyer” başrolünü filmin yarısından fazlasını tanınmaz bir suratla oynayan Nicole Kidman’ın üstlendiği ve çarpıcı bir hikâye kurgusuna sahip has bir neonoir.

Los Angeles’da geçen ve Kidman’ın çürük bir polisi oynadığı filmde geçmişten kalan bir hesabın görüldüğü şiddet ve heyecan yüklü bir olaylar zinciri mevcut. Fazla ayrıntıya girip de izleme keyfinizi bozmak istemem zira filmin sonunda çok sıkı bir sürpriz var ama kendi adıma her anını keyifle izlediğimi de belirtmek isterim. İflah olmaz bir noir tutkunu olarak Kusama’ya bir kez daha hayran oldum. Her filmini çok sevdiğimi söylemem ama 2015 tarihli “The Invitation”a bayılmıştım, bu da ikinci oldu. Nicole Kidman’ın performansını ise birinci sınıf bulduğumu eklemeliyim. Normalde bu roller için bir erkek oyuncu tercih edilir ekseriyetle ama burada gördük ki bir kadın karakterin tercih edilmesi hikâyeye başka bir derinlik, beklenmedik bir boyut katmış. Vizyona girmesi hemen hemen kesin ama festivalde izlemek isteyenler bu akşam saat 21.30’da Atlas ve Rexx salonlarında, ya da yarın akşam Nişantaşı Cinemaximum ve Zorlu Cinemaximum salonlarında izleyebilirler.

Cumhuriyet İMECESİ