Altın Palmiye Güney Kore’nin

72. Cannes Film Festivali önceki gece yapılan ödül töreni ile sona erdi. Dünyanın en prestijli sinema ödülü sayılan Altın Palmiye, Güney Koreli sinemacı Bong Joon-ho’nun ‘Parasite’ adlı filmine verildi
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 27 Mayıs 2019 Pazartesi, 01:39

[Haber görseli]

Fransız oyuncu Edouard Baer’in sunuculuğunu üstlendiği ödül gecesi 12 gündür süren ve deyim yerindeyse tüm sinema dünyasının kalbinin attığı Cannes Film Festivali’nin şüphesiz zirve noktasıydı. 4 bini aşkın gazetecinin ve on binlerce sinema tutkununun her gün bir salondan diğerine koşarak, yağan yağmur altında kuyruklarda bekleyerek, film aralarında ayaküstü bir sandviçle açlığını bastırarak ama muhakkak bir film daha görebilmek uğruna uykusundan feragat edip (burada ilk seans sabah 08.30’da başlıyor) tüm enerjisini sinemaya adadığı bir maratonun sonuna gelindiğinde ödülleri kimin alacağına dair bazen saatler süren tartışmalara da nokta konmuş olacaktı elbette.

Viski kadehini kendine ayrılmış kürsünün üstünden eksik etmeyen Baer, jüri üyelerini sahneye davet edip de töreni resmen başlattıktan sonra yaklaşık bir saat içinde tüm ödüller verildi ve Elvis Presley’in “Suspicious Minds” şarkısı eşliğinde geleneksel toplu fotoğraf çekimiyle birlikte tören sona erdi. Sıralı tam listeyi sayfamızda bulacaksınız, bu satırlarda önceliğimiz törenden akıllarda ne kaldı, onları hatırlatmak.

Eleştirmenlerin seçimi bu kez kazandı
Sylvester Stallone, Michael Moore, Viggo Mortensen, Gael Garcia Beral gibi isimlerin ödül sunmak üzere hazır bulunduğu ödül töreninin finalinde gerçek bir ikon, yadsınamaz bir sinema efsanesi geldi sahneye: Catherine Deneuve. Âdet olduğu üzere Deneuve lafı fazla uzatmadan, “dünyanın en iyi festivali” diyerek övgülerini sunduktan sonra Altın Palmiye’yi açıklaması için jüri başkanı Alejandro Gonzalez Inarritu’yu yanına davet etti. Inarritu, “Demokrasinin tüm dünyada kaybolmaya yüz tuttuğu günler yaşıyoruz, ama sizi temin ederim bizim jürimiz son derece demokratikti ve bu ödül için de alınan karar oybirliğiyle alındı” diyerek Altın Palmiye’yi Güney Koreli sinemacı Bong Joon-ho’nun “Parasite” adlı filmine verdiklerini açıkladı. Böylece geçen yılki Japon filmi “Shoplifters”ın ardından bu yıl da Altın Palmiye bir uzakdoğu filmine gitmiş oldu. Bir başka ilginç nokta da, Cannes’da günlük olarak basılan ve son sayfasında yarışma filmlerinin eleştirmenlerden aldığı yıldızları listeleyen Screen dergisinden en yüksek ortalamayı alan “Parasite”in Altın Palmiye’ye ulaşmış olmasıydı, zira genellikle tam tersi olur ve en yüksek notu alan film geceyi zirvede bitiremezdi.

Banderas ödülünü Almodovar’a adadı
Törenden saatler önce kimin telefonla arandığına dair haberler hızla yayılmaya başlandığında bir ödülden herkes emindi: En İyi Erkek Oyuncu ödülünü Almodovar’ın filminde oynayan Antonio Banderas olacaktı. Neden derseniz filmin yönetmeni Almodovar değil, başrol oyuncusu Banderas’ın çağrıldığı duyumu alınmıştı. Bu durumda (ve genelde her filme tek ödül verilmesi geleneğinden de ötürü) Almodovar’ın sanıldığının aksine Altın Palmiye’yi alamayacaktı, ama Inarritu başkanlığındaki jüri, filmde onu canlandıran (filmdeki Salvador Mallo karakteri şüphesiz Almodovar’ın ta kendisiydi) Banderas’a ödül vererek bir anlamda her ikisini de onurlandırmış olacaktı. Nitekim Çin sinemasının uluslararası yıldızı Zhang Ziyi sahneye gelip de Inarritu’dan En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibini açıklamasını istediğinde tüm gözler Banderas’a dönmüştü bile. Adı okunduktan sonra sahneye gelen ve İspanyolca ile İngilizceyi harmanlayarak bir konuşma yapan Banderas, “Festival sarayının merdivenlerini çıkarken Thierry Fremaux bana ‘Buraya ulaşman ne kadar sürdü’ diye sordu. Muhtemelen Londra’dan ya da İspanya’dan buraya kaç saatte geldiğimi soruyordu ama benim ağzımdan birden şu sözler çıktı: 40 yıl. 40 yıl sürdü” diyerek aldığı ödülün onu ne denli duygulandırdığını ifade etti. Ödülünü 40 yıl önce tanıştığı ve birlikte 8 film yaptığı Pedro Almodovar’a adayan Banderas ona olan saygı, hayranlık ve sevgisini belirterek onun kendisi için bir mentor olduğunu ve birçok şeyi ona borçlu olduğunu söyledi. Bu sırada Almodovar’ın salonda olmayışı ise herkeste buruk bir tat bırakmıştır diye düşünüyorum açıkçası.
Tarantino, Malick, Loach, Kechiche gibi daha önce Altın Palmiye almış sinemacılar ile Bellocchio, Dolan, Porumboiu, Desplechin ve Jarmusch gibi iddialı isimlerin ellerinin boş kaldığı 72. Cannes Film Festivali özellikle sınıf çatışmalarının öne çıktığı filmlerin ödüllendirildiği bir seneye sahne olmuş oldu. Politik yönü ağır basan bir seneye de böylesi yakışırdı herhalde.

ÖDÜLLER

Altın Palmiye: “Parasite”
(y: Bonh Joon-ho)
Büyük Ödül: “Atlantique”
(y: Mati Diop)
En İyi Yönetmen: Luc & Jean-Pierre Dardenne (“Le Jeune Ahmed”)
Jüri Ödülü: “Les Miserables”
(y: Ladj Ly) ve “Bacurau” (Kleber Mendonça Filho & Juliano Dornelles
En İyi Erkek Oyuncu: Antonio Banderas (“Dolor y Gloria”)
En İyi Kadın Oyuncu: Emily Beecham (“Little Joe”)
En İyi Senaryo: Celine Sciamma (“Portrait de la Jeune Fille En Feu”)
Özel Mansiyon: Elia Suleiman
(“It Must Be Heaven”)
Altın Kamera: “Nuestras Madres” (y: Cesar Diaz)
Altın Palmiye (Kısa Film):
“The Distance Between Us and
the Sky” (y: Vasilis Kekatos)

A+ A-