A+ A-

Zaman nasıl da geçiyor

Genco Erkal, ilk 50 yıl önce yönettiği ve oynadığı ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’yle yeniden Kenter Tiyatrosu’nda sahnede.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 18 Kasım 2014 Salı, 17:51

[Haber görseli]Geçen cuma akşamı, Kenter Tiyatrosu fuayesinde durup Genco Erkal’ın oynadığı “Bir Delinin Hatıra Defteri”nden çıkanları izlerken düşündüm: 50 yıl az bir zaman değil… Benim kuşağım 20’li yaşlarını sürerken izledi ilk kez “Bir Delinin Hatıra Defteri”ni Ankara Sanat Tiyatrosu’nda.

1965’te, sanatçı 27 yaşındaydı ve de büyük bir cesaretle “Bir Delinin Hatıra Defteri” gibi zor bir oyunu hem yönetti hem de oynadı ve çok başarılı oldu. Kuşkusuz ayrı bir yeri var bu oyunun Genco Erkal’ın hayatında. İnsanın hafızasından hiç silinmeyen oyunlar, oyuncular, sahneler vardır…

“Bir Delinin Hatıra Defteri” de onlardan biri işte… Erkal, 1969 ve 1992 yıllarında yine sahneden bize uzandı, St. Petersburg’da bir bakanlıkta 9. dereceden memur Aksentiy İvanoviç Poprişçin olarak.

İlginç olan şu ki; yıllar içinde seyirci profili değişse de, kuşaklar anneanneden torunlara geçse de, eserde satır aralarında gizli toplumsal eleştiriler, yaşadığımız güne ışık tutan göndermeler asla değişmedi, değişmeyecek de…

 

Başarılı oyunculuk, başarılı yapım

Nicolay Vasilievich Gogol’ün 1835’te yayımladığı Arabesk adlı kitabındaki hikâyelerden biridir “Bir Delinin Hatıra Defteri”.

St. Petersburg’da yaşayan küçük memur Oksans İvanoviç Poprişçin’in gerçekle hayal dünyası arasındaki sınırların kalkmaya başladığı noktada, bilinçaltında bastırdığı sevdası, arzuları, kuşkuları, düzene dair sorgulamaları ile kuşatılarak deliliğe nasıl adım adım yaklaştığını sanki bir fars atmosfer içinde işler, yazar ama, gerçekçi ve buruk bir yön vardır bu farsta. Yapıtlarında Çarlık Rusyası’nda toplumsal ve ekonomik anlamda yaşanan çöküntüyü sıradan insanların sıkışmışlıkları ve özlemleri üzerinden ele alır Gogol. Yabancılaşma; topluma yabancılaşma, çevreye yabancılaşma, kendine yabancılaşma…

Poprişçin’in her an hissettiği, yaşadığı, gözlemlediği sınıf farkı, mantık ve delilik arasında acımasızca savurur onu. “Saray soylusu diye alnının ortasında üçüncü göz yok ya… Burnuyla yemek yiyemez ya… İnsanlar arasında bu sözde ayırımlar nereden çıkıyor bakalım. Çoktandır anlamaya çalışıyorum...”

Genco Erkal, o kendine özgü usta oyunculuk tarzıyla, Oksans İvanoviç Poprişçin’in gerçekle hayal arasında gidip gelen dünyasının en ücra köşelerine dalarak seyirciyle müthiş bir iletişim kuruyor. Deliliğinin takip ettiği mantık çizgisini ilginç vuruşlarla işlerken deliliğe giden yolda, hasta mantığı içinde sağlam kurgular oluşturduğunun da altını çiziyor. Bu mantıksız mantık örgüsü içinde gerçeklerinçarpıtılması onun çektiği acının da kaynağını oluşturuyor. “Ah bu sopa! Bu tanrının cezası sopanın acısına dayanılmıyor. Alın götürün beni buradan. Fırtına gibi bir troyka gelsin… Götürsünler beni bu dünyadan uzağa, çok uzağa.”

Gogol’ün vurguladığı toplumsal ve bireysel sorunlar da bu kurgular içinde buluşuyor. Genco Erkal bu sorunları; Poprişçin’in ruhunda kopan fırtınalarla, köpeklerin mektuplarını okurken ortaya attığı tartışmalarla, tımarhanedeki ilk günlerindeki direnişleriyle incelikli bir biçimde işliyor.

Coşkun Tunçtan’ın Türkçeye çevirdiği ve Genco Erkal’ın sahneye uyarladığı “Bir Delinin Hatıra Defteri”nin sahne tasarımı Duygu Sağıroğlu’na ait. Poprişçin’in iç dünyasında esen fırtınaları dışa vuran etkileyici bir tasarım…

1992’de de Sağıroğlu’nun tasarımı aynı şekilde bütünü tamamlıyordu. Güçlü müzik 1992’de olduğu gibi yine Mete Sakpınar’ın… Ve kostüm tasarımı 22 yıl önce değerli bir sanatçımızın; Sevim Çavdar’ın elinden çıkmıştı.

Maalesef bugünlere yetişemedi… Ama, Özlem Kaya’nın kostüm tasarımı da aynı derecede özenli. Ve, son olarak; içten arzum “Bir Delinin Hatıra Defteri”nin Kenter Tiyatrosu’nda oynamaya devam etmesi... Bana, geçen cuma akşamı gördüğüm kalabalık bu değerli tiyatro mekânının çok da uzak olmayan eski günlerini hatırlattı...

İnanıyorum ki Kenterler benimle aynı duyguları paylaşıyordur. Bu salon İstanbul’un tiyatro yaşamında çok önemli yeri olan bir kıymetli mekân... Hele de günümüzde ışıkları hep yanmalı…

Comment disclaimer
comments powered by Disqus

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Genco Erkal