Sibel Sezal ile Çekirdek Sanat Evi günlerinden bir gece

Sibel Sezal, Çağrı Çetinsel ve Caner Ünal ile dokuzuncu konseri için sahnedeydi. Sezal’ın üç albümünden parçaların söylendiği konserde Çetinsel akustik, Ünal klasik gitar çaldı.
Yayınlanma tarihi: 13 Haziran 2019 Perşembe, 00:46

[Haber görseli]Bir köşede eski bir sehpanın etrafına dizilmiş dört berjer, arkasında şömine. Yerden bir karış yükseklikte sahne, önüne serpiştirilmiş masa ve sandalyeler. Sahne dekoru büyük bir kütüphane. Duvara dizilmiş eski antika eşyalar...

İddialı bir milli maça toslamış, rutubeti yüksek bir salı akşamında, Kadıköy’deki Eskici Gizli Bahçe’nin evimizin oturma salonuna benzeyen bu rahat ortamda bir avuç insan yerini almış; eş dost toplanmış ya da ailenin büyüğüne misafirliğe gidilmiş gibi samimi bir hava içinde. Tanışmayanlar bile yılların dostu gibi ortak paydayı bulup sohbete dalıyor. Ortak payda ise bir kuşağı bir iki şarkıyla kendisine hayran bıraktıktan sonra sırra kadem basan Sibel Sezal.

Sibel üç albümün ardından evlenmiş, çocuk sahibi olmuş, 2003 yılında da kurumsal hayata atılmıştı. Yıllar sonra tanıdığı iki müzisyenle, Çağrı Çetinsel ve Caner Ünal ile şimdi bu akşam sahnede. 2018 yılında şarkıları iki gitar için yeniden düzenlemişler. Bundan sekiz ay önce de ilk kez sahneye çıkmışlar. Bu akşam dokuzuncu konserleri için hazırlar.

Üç albümden de parçalar var repertuvarda, yanı sıra Çağrı ile Caner’in besteleri ve daha fazlası. Sibel’in 13 yaşından beri söylediği şarkılar bunlar. Besteler eniştesi Özkan Samioğlu’na ait, sözler ise Fikret Kızılok tarafından zamanında elden geçirilmiş.

“Ben Gidersem”, “Şu Halime Bak”, “Kaderimde Bu da Varmış”, “Dönesim Geldi”; ayrıca Bülent Ortaçgil’den “Benimle Oynar mısın” ve “Değirmenler”, Özdemir Erdoğan’dan “Sevdim Seni Bir Kere”, İsmail Cem şiiri “Veda”...

Kırılgan, masum bir ses... Geleneklere sırtını yaslayan kalender bir müzisyen Sibel. Kibarca bacak bacak üstüne atarak oturduğu yüksek bir tahta taburenin üzerinde, yüzünde eksilmeyen umut dolu gülümsemesiyle söylüyor şarkıları. Doksanlı yılların şehirli ozanlarının geleneğini yaşatıyorlar üçlü olarak, gündemin itiş kakışından uzakta. Dünyanın, insanların ve ilişkilerin bugüne göre daha az kirlendiği, günahların bile masum kaldığı günlerden kalma...

Çağrı akustik, Caner klasik gitar çalıyor, solo atıyor, her ikisi de vokal yapıyor. İki setten oluşan konserde ikisinin de birer bestesi seslendiriliyor. Parçaları bazen çift vokal, kanon, bazen de uyum içinde üç vokal halinde okuyorlar. Şüphesiz bu güzel akşamın, izleyenlerin Sibel’e koro oldukları “Bu Kalp Seni Unutur mu?” ve “Gönül” doruk noktaları.

Sibel’in sesi hiç eksilmemiş. Canlı olarak yüksek perdelere rahatlıkla çıkıyor. İnsanın dinlerken ister istemez düşüyor aklına, Sibel bu kadar iyi bir ses ve yorumla neden hak ettiği ilgiyi görememişti? Belki de piyasacı popçuların cirit attığı bir dünya için fazla kaliteliydi. Ancak her şeye, geçirilen tüm bypass’lara rağmen birilerinin kalbi onu unutmamıştı.

Sibel’i yeniden sahnede görmenin kıvancı bir yana, felekten olmasa da, Çekirdek Sanat Evi günlerinden bir gece çalmak da yanımıza kâr kalıyor.
([email protected])

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İsmail Cem