Saf adrenalin!

Ne yalan söylemeli son yıllarda bir tek belki 'Mad Max Fury Road' hariç bu denli diken üzerinde izlediğimiz, bu denli adrenalin kafası yaşadığımız film olmamıştı. Yarış sahneleriyle sinema tarihinin en iyileri arasına gireceğine inandığımız 'Asfaltın Kralları' haftanın en eğlenceli seyirliği

Emrah Kolukısa
18 Kasım 2019 Pazartesi, 18:48

İlk filmleri “Şişman” (Heavy) ve “Güçlüler Bölgesi” (Copland) ile önce bağımsız sinemada ardından Johnny Cash biyografisi “Sınırları Aşmak” (Walk the Line) ve western türündeki “3:10 Yuma Treni” ile anaakım sinemada kendine özel bir yer edinen James Mangold en son “Logan” ile konuk olmuştu salonlara. Açıkçası tüm filmografisi aynı düzeyde filmlerden oluşmasa da (“Kimlik / Identity” ve “Gece Ve Gündüz / Knight and Day” gibi filmlerinden hazzetmemiştim) örneğin “Logan” ile X-Men serisinin en iyi filmlerinden birine (hatta belki de en iyisine) imza attığını düşünüyorum. Bizde “Asfaltın Kralları” adıyla oynayan “Le Mans 66” (ya da kimi ülkelerdeki yaygın adıyla “Ford v Ferrari”) hazretin muhtemelen en iyi işi.

Motor sporlarına, özellikle de otomobil yarışlarına ilgi duyanların yakından bildiği ve yarış aleminde kendine has bir zirve olarak kabul edilen Le Mans 1923'ten bu yana düzenlenen ve bu özelliğiyle aktif otomobil yarışlarının 'endurance' kategorisinde en eskisi olarak bilinen gerçek bir dayanıklılık testi. Dayanıklıklık diyorum zira yarış kesintisiz olarak 24 saat sürüyor ve gerçek bir pistte yapılmadığı için de (eski bir köy yolundan bozma bir parkuru var) işin zorluğu katlanıyor. Le Mans ile birlikte anılacak denli iki ünlü yarış daha var: Monaco Grand Prix'si (Formula 1) ve Indianapolis 500 (ki genel anlamda bakarsak 1911'den beri yapılan Indy 500 dünyadaki en eski aktif otomobil yarışı). İşte “Asfaltın Kralları” bu efsane yarışı kazanmak üzere bir takım kurarak yeni bir yarış otomobili üreten Ford markası ile Le Mans'ın tartışmasız kralı Ferrari arasındaki rekabetin gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Ama ne taşımak...

Her şeyden önce filmin dünyanın en önemli otomobil üreticilerinden Amerikan Ford ile İtalyan Ferrari arasındaki rekabeti anlattığı kadar; 1966 yılındaki unutulmaz yarışa Ford takımını hazırlayan iki sürücü/mühendisin, Carroll Shelby ile Ken Miles'ın hayat öykülerini de anlattığını belirtelim. Bilenler bilir, Carroll Shelby otomotiv tarihinin efsanelerinden Mustang Shelby'nin yaratıcısı ve Le Mans yarışını kazanan ilk Amerikalı sürücü. Ama bir Aston Martin ile. Zaten Mangold'un filmi de Carroll Shelby'nin bu zaferini betimleyen sahnelerle açılıyor. Shelby (Matt Damon) bu son derece zorlu yarışı en önde bitiriyor ama hemen ardından doktoru tarafından pistlerden men ediliyor; aksi takdirde ani bir kalp krizi geçirip ebediyete intikal etmesi işten bir değil. O da mecburen yarışmayı bırakıyor ve kendi şirketini kurarak hem otomobil satmaya hem de kadim dostu Ken Miles'ı (Christian Bale) yarışlara sokarak idareci olarak çalışıyor. Ta ki Ford tarafından bir teklif gelene kadar.

Hikayeyi uzun uzun anlatmak yersiz, filmi izleyerek detaylara vakıf olacaksınız zaten. Ama hem Ford'un Ferrari ile rekabetinden doğan ve Le Mans parkurunda somutlaşan doğal çatışma, hem de Ford içindeki bir yönetici olan Leo Beebe (Josh Lucas) üzerinden yaratılan karakter çatışması (filmin 'kötü adamı' Beebe sürekli abuk sabuk engeller koyuyor Shelby'nin önüne ve Ford markasının imajına uymadığını düşündüğü Ken Miles'ın yarışmaması için elinden geleni yapıyor) ile şekillenen dramatik aks, Mangold'un yarış sahnelerindeki olağanüstü becerili rejisiyle birleşince ortaya 2,5 saatlik nefes kesici ve bir solukta izlenen bir film çıkıyor. Mangold'un her türlü klişeyi kullandığı “Asfaltın Kralları” kendi de uzun bir takip sahnesi olan “Mad Max Fury Road” u anımsatmıyor değil yer yer. Özellikle Ken Miles'ın Le Mans parkurunda saatte 300 kilometre hızla yarışırlarken Ferrari pilotu Lorenzo Bandini ile göz göze geldikleri anlar tam da “Fury Road” filminden fırlamış gibi doğrusu.

Filmin tamamı için bire bir tarihsel gerçeklerden yola çıktığını söylemek doğru olmaz elbette (örneğin Carroll ile Ken'in sokakta yuvarlana yuvarlana kavga ettikleri sahne tam bir Hollywood klişesi ve elbette uydurma) ama hem GT40 aracının nasıl tasarlanıp yaratıldığını anlatan hem de iki otomotiv devinin yolunun kesiştiği anların anlatıldığı sahneler konuyla ilgilnenler için önemli tarihsel veriler sunuyor. Aynı şeyi Le Mans için de söylemek mümkün, hele filmin dramatik zirvelerinden birini oluşturan 'üçlü fotoğraf' sahnesinin arka planında neler olduğunu anlatan bölümler...

Uzun lafın kısası, haftanın en iyilerinden “Asfaltın Kralları” güçlü oyuncu kadrosu ve adrenalin pompalayan sahneleriyle kaçırılmayacak bir seyirlik.

FİLMİN NOTU: 8/10