Afiş yok, destek var

“Küçük Şeyler” filminin oyuncusu Alican Yücesoy filmin afişlerinin asılmaması ve sadece 4 salonda gösterilmesine isyan etti.

07 Aralık 2019 Cumartesi, 02:00

“Küçük Şeyler” filminin oyuncusu Alican Yücesoy filmin afişlerinin asılmaması ve sadece 4 salonda gösterilmesine isyan etti. Yücesoy, önceki akşam sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, “İlk haftanın sonunda 4 salona düşen filmimizle ilgili öfkemi kime yönlendirmeliyim? Afişleri iç eden kapital âşığı sinema salonlarına mı? Bunun da ötesine geçip seansı iptal eden salon sahiplerine mi? Tüm bunları kontrol etmesi gereken kim olduğunu bilmediğim birine mi? Yoksa Recep İvedik gibi filmleri b..., iş eleştirmeye gelince ondan fazlası olmadığını kanıtlayan popi Youtube eleştirmenlerine mi? ‘Sen önce kendine bak’ diyenleri duyuyorum, keşke Türkiye sinemasına diğerleri kadar etkim olsa da sıra bana gelse. Kusura bakmayın içi boş, vasıfsız, ‘Yeni Türkiye’nin’ boşluk doldurucuları ama sanatta ilerlemenin gelişmenin en büyük barikatı da sizsiniz. Her şeyi aştık da bir tek sizleri aşamadık. Henüz” ifadelerine yer verdi. 

Gişe rakamlarına baktığımızda filmin bir haftanın sonunda izleyici sayısının düşük olduğu görülüyordu. 

Yücesoy’un paylaşımı, destekleri de beraberinde getirdi. “Küçük Şeyler” filminin biletinin fotoğrafını çekip atana, imzalı kitap, film galasına davetiye, ücretsiz oyun izleme imkânı sunanların yanı sıra sinema salonu sahipleri de çağrı yaptı. 

Ödülden ödüle koşuyor...

Alican Yücesoy, konuşkan, güler yüzlü, neşeli, sıcak samimi tavırlarıyla tanıdığımız başarılı bir oyuncu ve son zamanlarda ödülden ödüle koşuyor. Mavi gözleri ve oyunculuk tarzıyla hocası usta oyuncu Müşfik Kenter’e benzetilen Yücesoy, son filmi “Küçük Şeyler”de canlandırdığı Onur karakteriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne değer görüldü. Alican Ulusoy’u, çok sevdiği ilk işi Bakırköy Belediye Tiyatroları’ndaki yıllarından tanırım. O gün nasıl yere sağlam basıyorsa bugün de aynı dik duruşuyla karşımızda. Altın Portakal’daki ödülünden sonra film de vizyona girerken buluşup sohbet ettik. Aslında bu aralar festivalden festivale koşturduğu için bulması da kolay olmadı, hatta kendisi de “Biraz gezen tavuk gibi oldum bu aralar” diyor ve ekliyor: “Gördüğün gibi otellerde konaklayıp, festival geziyorum, keyifli ve seyirciyle buluşma fırsatı yakaladığımız bir süreç yaşıyorum”. Altın Portal’ın çok köklü bir festival olduğu için önemsediğini söyleyen Yücesoy, “Antalya’nın 56. yılı. Orada ödül almak elbette çok değerli. Sanıyorum Türkiye’de benim mesleğimi yapan herkesin almaktan mutluluk duyacağı bir ödüldür. Çok mutluyum elbette!”  diyor gülümseyerek. Büyük usta Müşfik Kenter’i sanırım en iyi öğrencileri bilir. Ben ustayı yakından tanıma şansına erişmiş biri olarak ilk dersini yani Alican’in deyimiyle ilk öğüdünü çok iyi bilirim. Yücesoy, “Hocanın sanıyorum bütün öğrencilerine, ki o meslektaşları olarak görürdü bizi, ilk öğüdü tabii ki iyi insan olmamız... ‘İyi insan olursanız, iyi oyuncu olursunuz’ hatta ‘İyi insan olmazsanız, hiçbir şey olamazsınız’ derdi. İyi insan olmak ve birbirimizi sevmek... En büyük öğüdü budur. Sanıyorum bütün öğrencilerine de en büyük öğüdü, gerçekten bu işin de olmazsa olmaz öğüdü budur” diyor.

Tiyatro, Alican’ın olmazsa olmazı.

“Ya tiyatro nasıl gidiyor” diyorum yüzündeki sevinç daha da artıyor. “Tiyatro iyi gidiyor, Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda devam eden iki oyunum var: “Gülünç Karanlık” ve “Seni Seviyorum Türkiye”. Krek Sahnesi’nde de “Dünyada Karşılaşmış Gibi” devam ediyor, gayet iyi gidiyor. Seyircinin ilgisi yüksek, bu da bizi memnun ediyor. Genel olarak Türkiye’de şu anda seyirci ilgisinin tiyatroya yoğun olduğunu görüyorum, tiyatro ile daha hemhal olmaya başladı seyirci, bu da mutluluk verici. Sadece benim için değil Türk tiyatrosu için de çok mutluluk verici” diyor. Yeni projelerine gelince şu anda başlayacak olan, duyurulduğu için benim de yazmamda bir sakıncası olmayan bir Netflix projesi var. Bizler Alican’ı ekranlarda ve sahnede daha çok ve uzun yıllar alkışlayacağız gibi duruyor.