Müzik değil eğlence isteniyor

Utku Uysal’ın adını ilk kez üç yıl önce duydum. Arkadaşlarımla canlı müzik dinlemeye gitmek istiyorduk, bu konudaki uzmanımız Şenay Düdek tavsiye etti; “Çok zengin bir repertuarı vardır, size de hitap eder, sahnesi de eğlencelidir” dedi...

19 Ocak 2020 Pazar, 02:00

Ortaköy’de Şebo’nun işlettiği My Patron isimli bir mekânda çıkıyordu haftada bir. Dört beş arkadaş toparlanıp gittik. Bu tür yerlerde sanatçılar çok geç saatte çıkıp sabaha karşı programı bitiriyor. Bizde nasıl dayanacağız korkusu var. Şebo Hanım, 4 kadınız diye en önde masa ayırmış. Pantolon ceket, hatta yelekli, sert bakışlı ama güzel bir kadın. Salona ve işe hâkim, hanımağa etkisi yarattı bizde. Utku gece yarısına yakın çıktı. Biz neredeyse uyku saatine yaklaşmışken! Gençliğimizin assolistleri gibi giyinmiş, abartılı ama şık bir kostüm, sarı, dalgalı saçlar, iri bir büst yapısı, heybetli bir kadın. Hani hükümet gibi kadın derler ya, öyle. 

Sesi biraz kalın. Şarkılar, en sevdiklerimiz. Galiba biraz masaya göre söylüyor; ne Fransızca şanson kaldı, ne Napoliten, ne Sabahattin Ali! Pop da söyledi, Türk sanat müziği de. Arada tatlı tatlı takılıyor tanıdıklarına, bize de “Mor Çatı” diyor! Çok eğlendik, uykumuz da geldi ama sabahın dördüne kadar sürünerek oturduk. Ertesi yıl, yine gittik, mekân başka, patron ve solist aynı, salonun neredeyse dörtte üçü kadın! Arka masamızda kalabalık bir grup hâkim hanım vardı, bizim masa da bir kadın masası. 

TRANS KADIN

Utku trans kadın; Şebo ise, hanımağa. Bu ikili, çok sağlam iş arkadaşları. Ben onlarla eğlence hayatı üzerine bir sohbet  yapmak istiyordum. Bir türlü kısmet olmadı. Cumhuriyet’te olur mu diye düşündüm, neden olmasın, eğlence dünyası, gece insanları herkesin ilgisini çeker. Cinsel kimlik de konuşulur tabii ki, tabu mu? Görmemezlikten gelmek ikiyüzlülük, bunun getirdiği zorluk, kolaylık, durum kendi koşullarını yaratıyor mu, sormadan olur mu? Şebo, ben Utku, oturduk konuştuk. Utku, kendini çok sakınıyor. Reklamda gözü yok. Kimselere konuşmuyor, tv programlarına çıkmıyor, “beni bilen bilir, ben noname, ama name”im diyor. Instagram hesabını sadece sahne programları için kullanıyor. İki gün sonra DaDa Kabaret’te çok hazırlandığı bir programı var. Tina Turner bile söyleyecekmiş. “Onu da izle, öyle yaz” diyor. Sohbetimizde “gece hayatı çok bozuldu, artık ayda bir ancak program yapıyorum. İnsanlar da çok farklılaştı, değmiyor” demişti. Haklıymış! 

OLAYLI GECE

Biz yine grup yapıp gidiyoruz. Eşeğin sevmediği ot, burnunun dibinde biter! Önümüzdeki masa 4 kişilik yer ayırtmış, on kişiye çıktılar, kendine “Instagram fenomeni” diyen şiş dudaklı yapma bebeklerin yanında masaya viski şişesi açtırıp duran ve bunun için kendilerine her şeyi hak gören tipler. Bizim gibi, giriş parasının yanında ne içersek kaça çıkarız hesabı yapanların rahatsız olmasına aldırmıyor,  uyarı dinlemiyorlar. Bunların taşkınlıklarını izlemekten programdan koptuk.

Son hatırladığım kafalarına iskemle indirmek üzere olduğumdu ki bundan böyle bir efsane olarak şanım yürüyecek, iskemleyi indirdiğim anlatılacaktır! 

Utku da olayın farkında, bizim ayrılmamız üzerine önce o masayı azarlamış, sonra programını kısa kesmiş. Ekşın, ekşın! Sonrasında ikisi de çok üzgündü ama önce ekmekler bozuldu, gece hayatı mı bozulmayacak?  Ben size iyisiyle kötüsüyle gecelerde yaşadıklarımızı anlattım, ama Utku’yu ve Şebo’yu anlatmadım. 

‘NE İSTEDİLERSE ONU YAPTIM’

Utku, öğretmen bir anne babanın ayrı yumurta ikizi iki çocuğundan biri. Kız kardeşine hep özenmiş. Büyüdükçe biraz kibar bir oğlan çocuğu olarak nitelenmiş, bebeklerine elbise diken, narin çocuk. Ailesi hiç dışlamamış onu, olduğu gibi kabul etmiş ama küçük bir kasabada rahat edemeyeceği için İstanbul’a gelmiş, stilislik okumuş. Gülnar Çapa’nın atölyesinde stilist olarak çalışmış. Eğlenmek üzere gittiği barlarda tipi, yakışıklılığı dikkati çekmiş, çık şarkı söyle sen demişler. Çıkmış söylemiş! 

KOT PANTOLONLA

Çıkış o çıkış. İlk çıktığında kot pantolon, gömlekle. Kızlar bayılıyormuş önceleri. “93 yılında City’s’de çıkmaya başladığımda 19 yaşındaydım. Benden istenen şarkı söylemekten çok eğlendirmekti. Üç katlı mekânda bir katta Fatih Ürek, bir katta Arto var. Sonra dediler ki git üstüne bir şeyler al, şık giyin, böyle kot pantolonla olmaz. Kuaföre gidip kaşlarımı aldırdık. Eve gelip ağladım, artık ben eskisi gibi değildim. Citys’de 7 yıl çalıştım, her gün çıktım, çok da para kazandım. 97 yılında hormon almaya başladım, sonra ameliyatlar. İlk önce burnumu yaptırdım. Harika Avcı’nın fotoğrafıyla gittim ameliyata, çıkınca şaşırdım, kadın gibi olmuşum dedim. Arkadaşım, “E sen elinde Kadir İnanır’ın fotoğrafıyla gitmedin ki Harika Avcı’nın fotoğrafıyla gittin, ya ne olacaktı?” dedi. Çok gençtim, pişmemiştim. Ameliyat olmaya karar verdim. Birlikte olduğum erkek arkadaşlarımdan ötürü belki. Karşımdakinden çekinmeyeceksem niye ameliyat olayım? 

KADINLAR KISKANIYOR

Ama ameliyata gerek yokmuş. Kimseye rol model olmak istemem, yaptığım yanlıştı. Kadın kılığında gezmek istiyorsa gezsin ama ameliyat olmasın. Çünkü ne olursan ol, ister kılığını değiştir, ister ameliyat ol, bedenini değiştir; için aynı, ruhun aynı, bir tek ruhun var. Sen hep osun! Küçücük çocukken yalan söylemeyi öğretiyorlar. Hastalanıyorsun, o hastalıkla ne kadar yaşarsın? Toplum çok ikiyüzlü. Ben zoru seçtim. Gay doğdum ama transseksüelliği seçtim, sahne sanatçısı olduğum için, fakat sesimi değiştirmedim.

Son on yılda kilo aldım ama özellikle zayıflamıyorum. Zayıf ve daha güzel olunca kadınlar da kıskanıyor.

BAŞARININ CİNSİYETİ YOK! 

Sahne hayatım dışında kimse dışarıda görmez beni. Kimseyle konuşmam, magazinim yoktur, mekâna da gazeteci almam. Ben sahnede şov yapıyorum. Kendimi satmaya çıkmıyorum. Aleyhimde yazılmış haber de bulamazsın. Ama şu bir gerçek,Türk insanı gece hayatında bu karakteri hep yaratmıştır, olmadığı zaman da oldurmuştur. Bir Zeki Müren, bir Bülent Ersoy, Huysuz Virjin, hep talep olduğu için çıkmıştır. Beni de herkes tanımaz, ama tanıyan da iyi tanır. Benim her zaman müşterim vardır, iyi ailelerdir. Seyirci sahnede konuşan, espri yapan, sohbet eden birini istiyor, Ben Âşık Veysel okuyorsam Alevilere yapılan baskıyı da, Neşet Ertaş’ın Zahide’sinde kadına yapılan zulmü, Zülfü Livaneli’de Nâzım Hikmet’i anıyorum!  Tina Turner hastasıyım, bir buçuk ay çalıştım, aynen okuyorum! Türk sanat müziğini Ahmet Özhan’dan geçerim. 

AİLEMİN REİSİYİM

Ailemle barışığım. Dedem Alzheimer oldu, oğlunu tanımadı, beni tanıdı. Babaannem rahmetli, o hep bizim torunumuz derdi. Namusumla çalışıyorum, vergimi veriyorum. Kime ne nasıl olduğum, nasıl göründüğüm? Hayatımda 7 senedir kimse yok. Beni anlamayan gelmesin. Benim Instagram sayfam bile kapalı. Tek tek bakıp seçiyorum. Öyle her isteyen gelip her istediğini yazamaz. Zaten özel hayatım yok o sayfada, sadece sahne kıyafetiyle şarkıcı Utku var. Sahnede de çiçek dışında hediye gönderemez kimse, kabul etmem. Sahnede beş buçuk saat detone olmadan şarkı söylüyorum! Beni dinlemeye meslektaşlarım, müzisyen arkadaşlarım gelir, onları sahneye davet ettiğimde bile yanlarında beklerim, içeri girmem. Seyircimle de avamlaşmam, yapmaya kalkanı tırmalarım! 

BYŞEBO, ŞEBNEM PATRON! 

Şebnem Ertaul, St. Benoit mezunu. Liseyi bitirdikten sonra 23 yaşında işletmecilik yapmaya başlamış! O yaşta çoğu daha bebekken o gece hayatının içinde bir güzel kız. Şimdi de sabaha kadar koşturuyor. Onun için mi böyle hanımağa gibi oldun diye soruyorum, okuldayken spora çok meraklıymış. 

Babası BJK’li Küçük Erdoğan, o da çeşitli sporlar yaparken daha maskülen geziyor. Sonra da çalışma yaşamında rahat etmek için. Pantolon, ceket, düz pabuç, çizme. Omuzlarına dökülen saçlarını topluyor. Çalıştırdığı sanatçıları, yerleri sayıyor, upuzun bir liste. İbrahim Tatlıses’ten Zeliha Sunal’a. Bebek’ten Bodrum’a, Fatih Ürek’e. Küçük yerler de var, Günay gibi, 500 kişilik yerler de. Yenilerden Dedikodulu Meyhane, Abiye. Şimdi en az çalıştığı dönem. Ayda bir. 

“Şimdi para kazanılmıyor, kimse para kazanmıyor. Kazandım diyen yalan söyler. Her şey çok pahalı. Araplaştık, gece hayatı da Araplaştı, balıkçılar et lokantası oldu” diye yakınıyor. 2 sene ara vermiş işletmeciliğe. Ama Utku’yla çalışmaya başladıktan sonra hiç ayrılmamışlar, 7 yıldır beraber çalışıyorlar. Sahnesini çok beğeniyor. Şovu şahane diyor. Bence o da şahane! Sıra dışı. Çok hoş bir kadın, sevdik birbirimizi!