Saadet Partisi’nin İstanbul adayı: Sandıktan 17 yılın tepkisi çıktı

Saadet Partisi’nin İstanbul adayı Gökçınar, seçim sonuçlarını değerlendirdi.

27 Haziran 2019 Perşembe, 22:02

23 Haziran seçimlerinde Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı olan Necdet Gökçınar, sandıktan 17 yılda olup bitenlere tepkinin ortaya çıktığını belirterek “Toplumun iktidarın yarattığı o kutuplaştırıcı söylemlerden ve nefret dilinden ne kadar bıktığını gördük. 17 senedir olup bitenlere büyük bir tepki verildi. 23 Haziran seçiminin ardından inancımız daha umutlu bir geleceğe gittiğimiz yönünde” dedi. Gökçınar, 23 Haziran kampanya sürecini ve sonrasını Cumhuriyet’e anlattı.

 İktidarın 31 Mart’ta muhalefet için kullandığı dil 23 Haziran’da kısmen yumuşadı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bu seçimin iki bölümü var. Biz bu süreçte bütün teşkilatımızla saha çalışmaları yaptık. O sırada Cumhurbaşkanlığı katından her gün söylenen itici ifadeler maalesef toplumun bir kısımlarında karşılık bulduğu için bazı yerlerde nahoş şeyler yaşandı. 31 Mart öncesinde bu söylemler nedeniyle saha çalışmalarımızda ‘Siz teröristlerle yan yanasınız’, ‘Bu camiye neden geliyorsunuz, siz teröristsiniz’ gibi ifadelerle karşılaştık. Hatta bazı yerlerde saldırıya uğrayan arkadaşlarımız oldu. 31 Mart sonrasında ise yurttaşlarda da büyük bir yumuşama oldu. Bu yumuşamanın nedeni olarak bizim kullandığımız ve yansıttığımız birleştirici tavrı gösterebiliriz. İnsanlardan ‘biz kime terörist diyormuşuz’ gibi geri dönüşler aldık. 17 senedir insanların kafasında şiddet senaryoları oluşturuldu. Zihinlere ayrıştırmayı yerleştirdiler. Ama biz birleştirici bir parti olduğumuz için bu süreçte de bunu en üst seviyede yurttaşlarımıza aktardık. Tanzim satış kuyruklarında yurttaşlar bekliyor, ekonominin durumu fena, beka dersem bunları görmezler diye düşündüler. İnsanlar korkutularak oy devşirildi. Beka sorunu birden kayboldu. Suni bir şeydi çünkü. 23 Haziran seçimine giderken toplumun iktidarın yarattığı o kutuplaştırıcı söylemlerden ve nefret dilinden ne kadar bıktığını gördük. Daha sakin bir süreç oldu bizim için. 17 senedir olup bitenlere büyük bir tepki verildi. Görünen ve inancımız da daha umutlu bir geleceğe gittiğimiz yönünde.

Seçimlerde iki adayın ön planda tutulmasının demokratik olmadığını birçok kez vurguladınız. Bunun için neler söylerseniz?
Ülkemiz sosyal olarak sen şöylesin, sen böylesin diye ayrılmakla beraber, bunun siyasi izdüşümünde de böyle ikili bir sisteme gidilsin diye resmen zorlanıyor. Benim görüşlerimi beğenmek zorunda değil kimse. Ama her adayın görüşüne yer verilmesi gerekirdi. Türkiye’deki demokratik seviyeyi bir yere taşımamız lazım. Çünkü bu herkese lazım. Bugün Ekrem İmamoğlu demokrasiyle kazandı, yarın da ben demokrasiyle kazanacağım. Demokrasinin bu topraklarda sağlam durması lazım.
n İmamoğlu ve Yıldırım’a ikili canlı yayına ‘katılmayın’ çağrınız olmuştu...
Benim kendilerine bir gönül kırıklığım var açıkçası. Canlı yayın söylentileri çıktığında onlara bir mesaj ilettim. Baştan beri uygulanan bu ikili sistem dayatmasına gelin hep beraber ‘hayır’ diyelim. Yapmadılar. Seçimin son gününe kadar yurttaşların vergisiyle ayakta duran devlet televizyonu TRT, yaptığımız tüm taleplere karşın bize yer ayırmadı. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan, TRT’ye çıkıp konuşabiliyor ama biz çıkamıyoruz.