Adalet Bakanı: Açık cezaevine geçme yetkisine değiştirmeyi düşünüyoruz

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İstanbul’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada "Açık cezaevine geçme yetkisini cezaevi idare ve gözlem kurulundan alarak infaz hakiminin yetkisine vermeyi düşünüyoruz" dedi. Gül, Ceren Özdemir cinayetiyle ilgili idari soruşturmanın açıldığı bilgisini de verdi.

06 Aralık 2019 Cuma, 10:35

Ceren Özdemir'in katilinin açık cezaevinden firar ettiğinin ortaya çıkmasıyla, açık cezaevlerinin işleyişi ve bir hükümlünün kapalı cezaevinden açık cezaevine geçme süreci tartışma yarattı. Bu tartışma Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün de gündemindeydi. 

Gül, İstanbul’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında cezaevinden firar edip 20 yaşındaki Ceren Özdemir'i evinin önünde bıçaklayarak öldüren Özgür Arduç hakkında da konuştu. Gül yeni bir düzenlemeye gitmeyi planladıkları bilgilisini verdi.

GÜL, KADIN CİNAYETLERİNDEN ÖRNEKLER VERDİ 

Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet olaylarında bir pansuman yapmak, merhem sürmek değil, kalıcı bir neşter vurmak devletin tüm kurumlarının ortak çabasıyla toplumun bütün kesimlerinin gayretiyle mümkün olacaktır. Sivil toplum kuruluşları, eğitim camiası ve medya sorunun temeline inerek iş birliği içinde bu mücadeleyi sürdürmelidir. Yargı teşkilatımız da dinmek bilmeyen bu çığlık, bu feryat karşısında en yüksek kararlılıkla ve büyük bir özenle üzerine düşeni yaparak iş birliğinin etkin bir parçası olmalıdır. Emine Bulutlar, Ayşe Tubalar, Özgecanlar, Ceren Özdemirler gibi nice canların vebalinden sadece canileri adalete teslim edip cezalandırmakla kurtulamayız. Olaylara geniş ve bütünlüklü bir perspektifle yaklaşmak gerekiyor. Kadına karşı şiddet vuku bulmuşsa devamı gelebilir veya öncesi olabilir. Olayın öncesini, sonrasını bir bütün olarak değerlendirip aile hukukunu ve ceza muhakemesinin öngördüğü koruma tedbirlerini süratle ve durumun gerektirdiği ölçüde uygulamanın gerektiği hepimizce malumdur.

AÇIK CEZAEVLERİNE DÜZENLEME

"Bu konu parlamentonun takdirinde olarak değerlendirilebilir. Açık cezaevinin koşulları bugün belirlenmiş bir durum değildir. Türkiye'de uzun zamandır uygulanan bir sistem var. Bu sistemle ilgili uygulamalarda yaşanan bu hadiseleri de tekrar gözden geçirmek, daha iyileştirmek, bu konuda ne gibi düzenleme olacak... Hem idari, hem de yasal olarak neler yapılabilir, bu konu elbette çalışılacak. Her dava bir insan hayatını ilgilendirmektedir. İyi kanun iyi uygulamayla hayat bulur. Reform irademizin sahiplenilmesi halinde milletimizin adalet beklentisine dair çalışmalar yapılmış olacaktır" dedi. 

Gül konuşmasına şöyle devam etti: "Yargı kararlarının yanlışı eksiği elbet olacaktır. Basının da bunu haber yapması normaldir. Algının olgunun birbirinden ayrılması gerekir. Verilen bir mahkeme kararı sosyal medyada baskıyla alınmış gibi lanse ediliyor. Elbette hatalar olabilir. Hatalar yargının olağan işleyişinde halledilebilir. Yeniden yargılama, temyiz süreçleri vardır. Bu süreçlere müdahale edilmesi yargının bağımsızlığı ile bağdaşmaz. Adalet Bakanı'nın bir cüppesi, mahkemesi yoktur" dedi. 

İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI 

Gül, Ceren Özdemir cinayeti soruşturması hakkında da şu bilgiyi kamuoyu ile paylaştı “Başsavcılığımız olayı tüm yönleriyle inceliyor. Açık cezaevleriyle ilgili bir çalışma yapılacak. Zanlının açık cezaevine alınması soruşturuluyor. Bu caniye yargı hakettiği cezayı verecektir. İdari ve adli yönden tüm yönleri araştırılıyor. Devlet olarak kadına gerekli tüm desteği vereceğiz.” 

"YARGI, KARARLARIYLA KONUŞUR"

Gül, yargının saygınlığının, kararlarının saygınlığıyla mümkün olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Yargıya güven, kararlarına güven ile mümkündür. Yargı kararlarıyla konuşur. Sadece davanın taraflarını değil, adalet duygusunu ve kamu vicdanını tatmin eden, sağlam, anlaşılır ve tutarlı gerekçe, yargının en kuvvetli iletişim dilidir. Çünkü yargı, millete kararlarıyla seslenir. Olaydan kesin hükme kadar bütün bir yargı sürecinin tek hakemi, millettir. Bugün bazı olaylarda özellikle sosyal medyada kamu vicdanın yanlış bilgilerle yönlendirildiğini de üzülerek görmekteyiz. Yargı kararları da elbette haber verme hakkının bir parçasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde yargısal işleyişte kusursuzluğu yakalamanın mümkün olmadığını biliyoruz. Yargısal kararların yanlışı-eksiği elbette olacaktır. Basının da bunun haber yapması elbette doğaldır. Yeter ki doğru haber ve doğru bilgi verilsin. Çoğu zaman algı başka oluyor, olgu başka."

Yargı yetkisinin kullanımının münhasıran yargı mercisine ait olduğunu dile getiren Gül, "Adalet bakanının bir cübbesi, bir mahkemesi, bir adliyesi yoktur ve olmayacaktır da. Bize düşen bu işi kolaylaştırmaktır. Hak arama yollarını, açık ve işler tutmak, adaleti sağlayacak kurumsal imkanları oluşturmak, o gün için gerekli politikaları geliştirmektir." dedi.

Gül, bağımsızlık ve tarafsızlığın yargı için hak değil, görev olduğunu belirterek, "Bu vasıflara herkesten önce yargının sahip çıkması gerekmektedir. Yargı kurumu hem kendi içinde hem de dış etkilere karşı bağımsız, tarafsız olma vasıflarını hayat memat meselesi olarak görmelidir. Yargının yegane ideolojisi adalettir." diye konuştu.

GÜL'DEN YARGI MENSUPLARINA MESAJLAR 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, devletin tüm kurumlarında olduğu gibi yargıda da FETÖ travması yaşandığına değinerek,  "FETÖ'yle mücadeleye 15 Temmuz'dan çok önce başlayan, 15 Temmuz'la birlikte bu mücadelenin hızını en üst seviyeye çıkartan bir yargı teşkilatı, Hakimler ve Savcılar Kurulumuz, yargı camiası bulunmaktadır. Bu mücadele hem kendi içinde arınan hem de suçluların cezalandırılması boyutuyla her yönden halen devam etmektedir. Asla ama asla rehavete yer yoktur çünkü terörle mücadele ülkenin huzuru, milletin hukuku, vatandaşımızın hakkı için olduğu kadar yargının saygınlık ve bağımsızlığı için de hayati derecede önemlidir" dedi. 

YARGIDA HEDEF SÜRE 

Gül, yargıda hedef süre uygulamasının, makul sürede yargılama hakkı kapsamında gerçekleştirilen bir çalışma olduğunu ifade ederek, 1 Ocak'tan bu yana hedef sürelere uyulma oranının soruşturma aşamasında yüzde 74, hukuk mahkemelerinde yüzde 82, ceza mahkemelerinde yüzde 84, idare mahkemelerinde yüzde 85, vergi mahkemelerinde yüzde 86 olarak gerçekleştiğini kaydetti.

Bağlı adliyelerle birlikte İstanbul'da hedef süreye uyulma oranının soruşturma aşamasında yüzde 70, hukuk mahkemelerinde yüzde 78, ceza mahkemelerinde yüzde 82, idare mahkemelerinde yüzde 87 ve vergi mahkemelerinde yüzde 82 olduğunu anlatan Gül, "Bu tablo, yargının daha hızlı işleyişine verdiğimiz önemin mahkemelerimiz tarafından da sahiplenildiğini göstermektedir. Bu sonuç, hukuk devleti açısından da fevkalade ümit vericidir çünkü insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemin tesisi ve muhafazası için öncelikle vatandaşımız için öngörülebilir bir adalet sistemimiz olduğu hepimizce malumdur." diye konuştu.