Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Devlet Su İşleri (DSİ), su sorunlarıyla mücadele eden Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ile resmen laf dalaşına girdi. ABB, DSİ’yi ‘Projelere zamanında yanıt vermemekle’ eleştirdi. DSİ ise ABB’yi sorumluluklarını yerine getirmemekle suçladı. CHP yönetimindeki ABB’ye gelince sorumluluktan kaçınmayı tercih eden DSİ, MHP yönetimindeki Gümüşhane Belediyesi’ne aynı tavrı göstermedi. Ocak ayının başlarında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sitesinde yayımlanan iki ayrı haber metni, bakanlığın hizmette parti ayrımı yaptığını ortaya koydu.
BAKANLIKTAN MHP’Lİ BELEDİYEYE ‘DEV YATIRIM’
Ankara’da yaşanan su sorununda sorumluluğu tamamen ABB’ye yükleyen bakanlık, 8 Ocak’ta resmi sitesinde yayınladığı haber metninde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu sağlama görevi, yetkisi ve sorumluluğu belediyelere aittir. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenlerin, beceriksizliklerini başka kurumlara havale etmeye çalışması kabul edilemez ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz” ifadelerine yer verdi. Bakanlık, yine resmi sitesinde 7 Ocak’ta yaptığı bir başka açıklamada iktidar ortağı MHP’nin yönetimindeki Gümüşhane Belediyesi’ne yapılan ‘su altyapısı’ hizmetini duyurdu. Toplam 1,4 milyar liralık yatırım yapıldığı anlatılan haber metninde yer alan hizmet “dev yatırım” olarak yansıtılırken Bakan Yumaklı’nın “Bu önemli yatırımla 54 bin 143 vatandaşımıza temiz, güvenli ve sürdürülebilir içme suyu temin ederek Gümüşhane'nin yarınlarını güvence altına alacağız” söylemleri aktarıldı. Hizmetle birlikte Gümüşhane’ye içme suyu isale hattı ve arıtma tesisi yapılıyor. ABB’ye gelince ise ‘belediyeye yapsın’ deniliyor.
‘SU BİLE PARTİ KİMLİĞİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR’
Tarım Orman-İş Genel Başkanı Yusuf Kurt, konuya ilişkin Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, “Ankara’da yapılmayan projeler neden DSİ’nin sorumluluğu değil? Gümüşhane’de yapılan altyapı neden belediyenin sorumluluğu olmaktan çıkıyor? Devletin yetkileri haritaya göre mi değişiyor, sandık sonuçlarına göre mi? Sonuç: Su politikası değil, parti politikası. Ortada bir su krizi değil, yönetim krizi var. Bir yatırım politikası değil, çifte standart var. Bir kamu hizmeti anlayışı değil, partizan devlet refleksi var. Musluklardan akan suyun bile parti kimliğine göre değerlendirildiği bir düzende, vatandaşa ‘hesap verilebilirlik’ anlatmak, en hafif tabirle ironidir” dedi.