Şu bizim ‘yerli Robin Hood’

Mahalle bakkallarına gidip borçluların veresiye defterlerindeki hesapları kapatıyor vs. Ortaya çıksa hem paraların kaynağı konusunda kuşkular olmaz hem de kendisi gibi zenginlere örnek olmuş olur. Kimliği bilinsin ya da bilinmesin yapılan yardımı kabul etmeye hazır bir kitle var zaten.

14 Şubat 2020 Cuma, 11:24

Bir süredir, sessiz sedasız yaptığı yardımlarla medyamıza konu olan bir yardımseverimiz var. Neden saklanıyor bilmiyoruz ama yardımlarını gizli yapan bir hayırsever bu. Bir bakıyorsunuz mahalle bakkallarına gidip borçluların veresiye defterlerindeki tüm hesabı kapatıyor, bir bakıyorsunuz Fatih’te intihar eden kardeşlerin borçlarını ödüyor. Deprem felaketinin ardından Elazığ’da da hayli borç kapattığını okuduk.

Ülkemiz hayırseverlik tarihinde, yardımlarını kimselere göstermeden yapan onlarca kişi var kuşkusuz. Ancak şu son gizli hayırsevere nedense Robin Hood, adını takıverdi medyamızın çok bilmişleri. Herkesin bildiği gibi Robin Hood 12. yüzyıl İngiliz edebiyatının kurgusal karakterlerinden biridir. Zenginlerden aldığını fakirlere veren bir kahraman yani. Oysa bizim gizli hayırseverimizin zenginden alıp fakire verdiği konusunda bir bilgimiz yok. Neden Robin Hood’a benzetildiğini anlamış değiliz.

Ya bu yardımseverin zenginden alıp fakire veren biri olduğunu çok iyi biliyorlar ya da yüzlerce yıllık Robin Hood hikâyesini yanlış biliyorlar. İkincisi sanki daha muhtemel.

Toplumun ya da dünyanın refahına az da olsa katkıda bulunma mutluluğu yaşar insan bu tür yardımlar yaparak. Sakıncası var mı bunun peki? Bu yardımı yapana bağlı biraz da. Örneğin Kolombiya’da uyuşturucu imparatorluğu Medellin Karteli’nin lideri Pablo Escobar’ın bölge halkına yardımları meşhurdur. Bu yardımlar, Escobar’ın kendi lehine “rıza” oluşturma çabası olarak da değerlendirilebilir ki mafyoz tiplerin çoğu bunu yapar. Dünyayı zehirlemeyi sürdürürken kitle desteğine sahip olmak, ciddi bir koruma da sağlar bunlara. Dolayısıyla sakıncası var tabii ki.

GEORGE MICHAEL YARDIMI

Bizim hayırseverin tarzı “anonim hayırseverlik” diye tanımlanacak bir dayanışma türü. Bu tür yardımın anonimliği erdemli, saygılı olmayı içerdiği gibi yardım edilenin “minnetkârlığını” da ortadan kaldırıyor. Alıcıyı utandırmadığı da bir gerçek. Alıcının borçluluk duyacağı bir birey de yok karşısında ayrıca. Yardım edilenin duygularına herhalde önem veriyor olmalı ki bizim gizli hayırseverimiz bu nedenle kendini saklıyor. Gizlilik çok işe yarıyor bence. Parasını sessiz bir şekilde dağıtan, herhalde farkındadır, son derece kırılgan sosyal çatlakları iyileştirmeye de yardımcı oluyor dolaylı olarak. Anonim yardımseverlik “en eski ve saygın hayırsever uygulamalardan biri” olarak değerlendirilir zaten. Martin Luther, anonim hayırseverliği hayli övmüştür örneğin.

Ünlü İngiliz popçu George Michael’ın nedenini bilemesek de kendini saklayan bir hayırsever olduğu 2016’da yaşamını yitirdiğinde ortaya çıktı. İki kez Grammy Ödülü almış olan bu iyi yürekli sanatçının AIDS’le mücadeleye katkıları biliniyordu ama ölümünden birkaç gün sonra, istismar edilen çocuklara hizmet eden bir hayır kurumuna, kanser araştırmaları yapan kuruluşlara, zor durumda kalmış yüzlerce kişiye milyonlarca sterlin yardımda bulunduğu, ayrıca evsizlere ait barınaklarda kimliğini gizleyerek, düzenli olarak gönüllü çalıştığı da ortaya çıktı.

NEDEN GİZLİ?

Bizim gizli hayırseverin yardımları kendini göstermeden yapmasının, Hıristiyan hayırseverler gibi dini gerekçeleri olabilir. Sonradan bağışçı oldukları ortaya çıkan çok sayıda Hıristiyan hayırsever, İsa’nın “doğru eylemlerinizi yaparken görülmemeye çalışın” uyarısı doğrultusunda kendilerini saklıyorlardı. İslamdaki “sol elinizle yaptığınızı sağ eliniz görmemeli” öğüdü de bu gizli (muhtemelen) dini bütün Müslüman hayırsever için yönlendirici olmuş olabilir.

Son derece dünyevi nedenleri de vardır belki. Kişisel güvenlik endişeleri bunlardan en önemlisi. Pek âlâ bir soyguncunun hedefi olabilir. Ya da yaptığı yardımın kaynağının sorgulanmasından da kaçınıyor olabilir gizli hayırsever.

J. P. Morgan’dan söz ederler, I. Dünya Savaşı öncesinin en büyük girişimcilerinden biri olan Amerikalı banker ve sanayicidir malum, çoğunlukla Amerikan Doğa Tarihi Müzesi olmak üzere birçok kuruma hayli bağış yapmıştır, kimsenin haberi olmadan. Kodak’ın kurucusu George Eastman da Boston Tech olarak kurulmuş olan küçük bir okulu, yaptığı yardımlarla, dönemin parasıyla yarım milyar dolar denir, şu ünlü üniversite MIT’e dönüştürdü. Bunları “bakın ne kadar da iyi kapitalistler var” anlamında hatırlatmıyorum elbette, bunlar bir vicdan rahatlatma amacı da taşıyabilir. Ama yöntem olarak “gizliliği” seçmeleri dikkat çekici hepsinin. Bunu bir PR malzemesi olarak da kullanabilirlerdi.

Bizim gizli hayırseveri anımsatan bir örnek var aklımda: 2007’de 100 milyon dolarlık bir yardım yapılmıştı. Gizli bir yardımsever bağışladığı bu parayla düşük ya da orta gelirli binlerce öğrenciye ağır borç yükü altına girmeden Chicago Üniversitesi’nde okuma olanağı yaratmıştı. Hâlâ kimliği bir sırdır. 

ARTIK SAKLANMIYORLAR

Gerçi son dönem hayırseverleri artık pek de gizli kapaklı değiller. Adlarını biliyoruz çoğunun. Bill Gates, Warren Buffett, Oprah Winfrey, Michael Jordan, Mark Zuckerberg, Serena Williams, J.K. Rowling, Diane von Furstenberg bunların en ünlüleri. Yardımlarını sosyal sorumluluk çerçevesinde yapıyor hepsi. Gizli yardımın gerekçelerinden biri olan “kaynağı” ele vermeme endişeleri yok bunların belli ki. Hesap verebilir durumda olmalarının avantajıyla, örnek de olmak amacıyla özellikle kimliklerini açıklıyorlar.

Şimdi, bizim gizli hayırsevere Robin Hood demek doğru değil. Zenginden alıp fakire verip vermediğini bilmiyoruz çünkü. Yaptığı kuşkusuz iyi bir şey. Ama kimliğini keşke açıklasa. Mütevazılığı saygıya değer ama ya organize bir suç örgütünün lideri, daha sonra “o yardımları yapan bendim” diye ortaya çıkarsa ne olacak? Ya da öyle olmadığı ne malum? O da bu yardımlar yoluyla “rıza” kazanma çabası içinde olamaz mı?

Eğer gerçekten Robin Hood gibi zenginden alıp yoksula veren biriyse, bakın bu daha da önemli bir durum. Bir toplumda Robin Hood ya da benzerleri varsa o toplumda sosyal değişim ihtiyacı ziyadesiyle baş göstermiş demektir.

Ben bundan memnun olurum da, düzenseverler ne der merak içindeyim.