Kapat
A+ A-

Suruç katliamı sanığı: Vicdanım rahat!

Suruç Katliamı davasının 6. duruşmasına SEGBİS ile katılan davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin, katliamda hayatını kaybeden Uğur Özkan'ın babası Mehmet Özkan'ın "Bu kadar insan öldürdüler vicdanı rahat mı, rahat uyuyor mu?" sorusuna "Vicdanım rahat, rahat uyuyorum" diye yanıt verdi.
Yayınlanma tarihi: 28 Ağustos 2018 Salı, 16:40

[Haber görseli]20 Temmuz 2015'te Kobane'nin inşasına katılmak için çıktıkları yolculukta Suruç'ta 33 kişinin IŞİD'in canlı bomba saldırısında katledilmesinin ardından açılan davanın 6. duruşması görüldü.

 Hilvan'daki hapishane kampüsünde Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmaya Suruç Aileleri İnisiyatifi ve katliam tanıklarının yanı sıra HDP Urfa milletvekilleri Ayşe Sürücü ve Nusrettin Maçi ve aileler katıldı.

 10 Ekim Ankara katliamı davasının da sanığı olan ve Ankara Sincan Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Yakup Şahin duruşmaya yine getirilmedi. Şahin, duruşmaya SEGBİS ile katıldı.

 SANIK ŞAHİN: VİCDANIM RAHAT

 Duruşmada ilk olarak aileler ve yaralılar söz aldı. Katliamda hayatını kaybeden Uğur Özkan'ın babası Mehmet Özkan, "Yakup Şahin'e soruyorum. Bu kadar insan öldürdüler vicdanı rahat mı, rahat uyuyor mu?" diye sordu.

 Özkan'ın konuşması Şahin'in "Vicdanım rahat, rahat uyuyorum" sözleri ile bölündü. Baba Özkan, devletin de kendilerine eziyet ettiğini ve kendilerine selam veren herkesin tutuklandığını söyledi. Tutuklu Suruç avukatlarını hatırlatan Özkan, "Onların tek suçu bu davanın avukatı olmak" dedi.

 Suruç yaralısı Erkan Keskin ise "Ankara katliamı davası sonuçlandı, ama adalet talebi karşılanmadı. En azından bu mahkemenin toplumun adalet talebini karşılayacak şekilde sonlanmasını talep ediyorum" diye kaydetti.

 'BU DAVADAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ'

 Suruç şehidi Çağdaş Aydın'ın babası Feti Aydın da Yakup Şahin'in baba Özkan'ın sözünü kesmesine tepki göstererek "Bu katliamın katili bu şahıs bir piyondur. Bu piyonu gönderenler bilsin ki davadan vazgeçmeyeceğiz. Bu katliamın mağdurları olarak taleplerimiz reddediliyor. Ama katil burada bizim sözümüzü kesme cesareti gösterebiliyor. Bu devran böyle gitmez bağımsız adalet sizden de bunun hesabını sorar" diye konuştu.

 Suruç'ta hayatını kaybeden Cemil Yıldız'ın eşi Sultan Yıldız ise "6 duruşmadadır hiçbir ilerleme olmadı" dedi. "Yakup Şahin mahkemeye gelecek ve avukatlarımızın sorularına cevap verecek" diyen Yıldız'ın sözü Yakup Şahin'in sataşması ile kesildi. "Böyle bir mahkeme görülmemiştir" diyen Yıldız, katliam anında yaralılara saldıran polislerin yargılanmamasını eleştirdi. Saldırıyı düzenleyen Abdurrahman Alagöz'ün üzerinde bomba ile Suruç'ta serbestçe dolaştığını hatırlatan Yıldız, "Sadece bu olay bile, katliamın iki katil tarafından planlanmadığını gösteriyor" dedi.

 Murat Yurtgül'ün annesi Şemsi Yurtgül, "Katilin cezalandırılmasını istiyorum. Anadilim yasak ve Türkçe'yi iyi bilmiyorum. Sadece bunu söylüyorum" dedi.

 Babası Nimet Yurtgül, duruşmalarda ilerleme olmamasını eleştirerek suçluların sadece Yakup Şahin ile sınırlı olmadığını söyledi.

 'BEDENLERİNDEN ÇIKAN BİLYELERİ NEDEN LİSTEYE KOYDUNUZ?'

 Sunay Sadet, duruşmaya ilk geldiklerinden beri "Davacı mısınız?" diye sorulmasını eleştirdi ve hep davacı olacaklarını söyledi. Suruç şehitlerinin eşya listesinin kendilerine gönderildiğini ve kızının üstündeki elbiseler ile birlikte vücudundan çıkan bilyenin de o listede yer aldığını söyledi.

 "Ne yapmaya çalışıyorsunuz?" diyen Sadet, "Bizim çocuklarımız yanlış birşey yapmadı biz vicdanınızdaki adaleti görmek istiyoruz" dedi.

 İsmet Şeker'in kızı Yağmur Şeker, Polen Ünlü'nün annesi Şennur Ünlü'yü anarak konuşmasına başladı. Babasının eşyaları arasında yer alan bilyeleri hatırlattı. Yağmur Şeker, sanık Yakup Şahin'e "katil" diye seslenince, Şahin tarafından "Haddini bil" diyerek tehdit edildi. Suruç anmalarının yasaklanmasını eleştiren Şeker, polisin katliamı neden engellemediğini sordu.

 Katliamda yaralanan Volkan Uyar ise, "Yakup Şahin, mahkemenin tek sanığı olmasına rağmen tek sandığın Şahin olmadığını söyledik. Emniyet amirlerinden siyasi sorumlularına kadar tüm sorumlular yargılanıncaya kadar adalet istemeye devam edeceğiz" diye konuştu.

 Çağdaş Aydın'ın kardeşi Yoldaş Aydın ise şöyle konuştu: "Sadece biz değil milyonlarca insan bu davanın takipçisi. Suruç'ta bu ülkenin halklarına savaş açıldı."

 Suruç katliamı ile yüzleşmenin kolay olmadığını söyleyen Aydın, "Yüzleşilmezse ülke daha da kötüye sürüklenecek" dedi. "IŞİD bitti, tarihin çöplüğüne gitti. Sana cennet vadettiler ama orada çürüyeksin" diye sanık Şahin'e seslenen Aydın, "IŞİD'in seninle işi bitti. Seni harcadılar. Bildiğin her şeyi anlatırsan senin için de en hayırlısı olur" diye konuştu.

 Hatice Ezgi Sadet'in babası Ali Sadet, şimdiye kadar susan sanık Yakup Şahin'in bugün sürekli ailelere sataşmasını ve ceseratini manidar bulduğunu söyledi. Baba Sadet, "Adalet istiyorum. Adaleti Polen için, Büşra için ve 33 düş yolcusu için istiyorum. Şennur'un dediği gibi adalet vicdandadır" diye konuştu.

 'KAMERA GÖRÜNTÜLERİ HÂLÂ GELMEDİ'

 Ailelerin ve katliam tanıklarının ardından avukatlar söz aldı. Avukat Ruken Gülağcı, 6 duruşmadır hiç bir yol kat etmediklerini söyledi. Çevredeki kamera görüntülerini istediklerini hatırlatan Gülağcı, hala görüntülerin gelmemesini eleştirdi. Gülağcı, sanık için "Yakup Şahin konuşmak istiyor ve biz de buraya gelmesini istiyoruz" dedi.

 Avukat Serdil İzol, tek sanık olan Yakup Şahin'in neden mahkemeye getirilmediğini sordu. Polis Ahmet Uğur'un "Olay günü uygulama yaptık. Ben görevimi yaptım" şeklindeki savunmasını hatırlatan İzol, "Bu beyandan, bombayı patlatan Alagöz'e GBT yaptıklarını anlıyoruz. Tıpkı Ankara katliamında olduğu gibi dosyaya GBT kayıtlarının konulmasını istiyoruz" dedi. Olay günü Abdullah Ömer Aslan'ı hatırlatan Avukat İzol, "Söz konusu kişi katliamdan yarım saat sonra olay yerinde halk tarafından yakalanıyor. Çantasında IŞİD bayrağı çıktığı iddia ediliyor. Bu kişinin orada ne işinin olduğunun araştırılmasını istiyoruz" diye konuştu. Avukat İzol, IŞİD'li İlhami Bali'nin eşinin Hülya Bali'nin dinlenmesini, Ankara katliamında verdiği ifadenin dosyaya eklenmesini istedi. Avukat Tuğçe Güllüdağ da aynı talebi tekrarladı.

 Avukat Sevda Çelik Özbingöl, polisin yaralılara dönük saldırısı için "Biz kendimizi koruduk" dediğini hatırlattı, "Polisin bu gazlı saldırısından dolayı yaşamını yitiren insanlar oldu" dedi.

 Avukat Gülhan Kaya ise Abdullah Ömer Aslan ile ilgili talebin reddedilmesi karşısında kendi tanıkları olarak dinlenmesini istedi. Avukat Kaya, görüntülerin hala mahkemeye gönderilmemesini eleştirdi. Kaya şunları söyledi: "Dosyadaki ifadeler, en büyük sorumlunun MİT olduğunu gösteriyor. Çünkü, canlı bomba Alagöz'ün fotoğrafının konulmaması, üst aramasının detaylı yapılmaması kararını söylüyorlar. Haklarında dava açılınca GBT ve kamera kayıtlarını Urfa TEM'e gönderdiklerini söylüyormar. Buna rağmen dosyaya konulmadılar" dedi.

 Polis Ahmet Oğuz Duvarcı'nın ifadesini hatırlatan Kaya, "Polis Duvarcı, istihbarat bilgilerinin Adıyaman'dan geldiğini, bombacının Adıyaman'dan Antep'e, oradan da Urfa'ya geldiğini söylüyor ama bizim dosyamızda bu bilgiler yer almıyor" diye konuştu.

 SANIK ŞAHİN: ORAYA GELİP HESAP MI VERECEĞİM

 Avukatların ardından sanık Yakup Şahin söz aldı.

 "Bu insanlara kastım yok ve düşmanım değiller" iddiasında bulunan Şahin, şunları söyledi: "Çocuklarına birşey yaptıysam yaşadıklarını benim çocuklarım da yaşasın ama yapmadıysam onlar aynı acıyı bir kez daha yaşasın. Eğer bu katliamı devlet yaptıysa ben niye burdayım? Gidip ondan hesap sorsunlar. Ben de orada olmak istiyorum. Ben bu katliamı yaptıysam siz de benim ailemi katledin."

 Şahin'in mahkemeye getirilme talebine ilişkin olarak ise "Oraya gelip birde hesap mı vereceğim" demesi dikkat çekti.

 Verilen aranın ardından heyet kararını açıkladı. Abdullah Ömer Aslan ve Hülya Bali'nin dinlenmesine ve katliam gününe ait görüntülerin istenmesine karar verdi. GBT kayıtlarının listesi ile telsiz konuşmalarının kaydının istenmesi talebinin ise daha sonra değerlendirilmesine karar verdi. Suruç Asliye Mahkemesi'nde görülen Ahmet Oğuz Davarcı ve Ali Koçak'ın mahkemesinin birleştirilme talebini ise reddetti. Duruşma 22 Kasım'a ertelendi.

 ÜÇ YILDIR GÖRÜNTÜLER İZLENMEDİ

Duruşmanın ardından Cumhuriyet'e bilgi veren davanın avukatlarından Avukat Gülhan Kaya, "Olayda kasıt ve ihmali olduğu gerekçesi ile yargılanan polis memurlarının davasının ana dva ile birleştirilmesi talebimiz yine reddedildi. Bu da, tıpkı Ankara katliamında olduğu gibi, katliamda devletin sorumluluğunun karartılması gayretini gösteriyor. Polis memurlarından biri, katliamdan sonra güvenlik kamerası görüntülerini bizzat kendisinin Şanlıurfa Emniyeti'ne gönderdiğini ancak görüntülerin kendi dosyalarına da gönderilmediğini söyledi. Katliamın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçti ancak hâlâ daha görüntüler izlenmedi. Nihayet bugünkü duruşmada görüntülerin izlenmesine karar verildi." dedi. Daha önce sık sık değişen mahkeme heyetinin 2 üyesinin yine değiştiğine dikkat çeken Avukat Kaya, "Bu kez en azından mahkeme başkanı bir önceki duruşmadaki başkandı" diye konuştu.

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Cemil Yıldız

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler