Kapat
A+ A-

ÇHD duruşmasında arbede: Avukatlar tekmelendi

Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatların yargılandığı davanın ilk gününde jandarma ve tutuklu avukatlar arasında arbede çıktı. Tutuksuz avukat Ezgi Çakır ile tutuklu avukat Barkın Timtik'in birbiriyle konuşma isteği nedeniyle çıkan tartışmada avukatlar jandarma tarafından tekmelendi, yumruklandı.
Yayınlanma tarihi: 10 Eylül 2018 Pazartesi, 16:37

[Haber görseli]

Mesleki faaliyetleri nedeniyle 1 yıldır örgüt yöneticiliği ve örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklu Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi 17 avukat 1 yıl sonra hakim karşısına çıktı. 17 avukattan birçoğu 2013 yılında da sonradan Fethullahçı yapıya üye olduğu gerekçesiyle tutuklanan savcı Adem Özcan'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında 1 yıldan fazla cezaevinde kalmıştı. Son yargılamada suçlamaya dayanak yapılan bazı deliller Fethullahçı yargı mensuplarının da kullandığı delillerden seçildi.

Özlem giderdiler

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Bakırköy Adliyesi'nde bugün yaptığı duruşmaya 7 ilde 8 ayrı cezaevinde tutulan 17 avukat ile tutuksuz yargılanan bir avukat katıldı. Avukatlar birbirlerini 1 yıldır görmediği için duruşma başında birbirlerine sarılarak özlem giderdi. Yargılanan avukatları yüzün üzerinde avukat savundu. Hınca hınç dolu salonda duruşmayı Avrupa'dan çok sayıda savunma örgütü üyesi avukat izlerken, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Ahmet Şık, Mensur Işık, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Haydar Hakverdi ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Ümit Biçer de salonda yer aldı. Seyircilerin arasında Terörle Mücadele Şubesi polisleri de oturuyordu. İzleyicilere yer kalmayınca avukatlar polislerin dışarı çıkarılmasını talep etti. Mahkeme talebi kabul ettiğinde, bazı seyirciler heyete polislerin dışarı çıkarken kendilerini tehdit ettiğini bağırdı. Yargılanan avukatların müdafilerinden Ayşe Acanikli, dosya kapsamında savunma dokunulmazlığını yok sayıldığını belirterek, dosya hakkında durma kararı verilmesini, Adalet Bakanlığı'ndan avukatların yargılanması için izin alınmasını talep etti. Mahkeme de talebi reddetti.

“Adalet metastaz yaptı”

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında ise tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı savunma yaptı. Kozağaçlı, savunmasıyla adalet sistemini yargıladı. Kozağaçlı, yargılandıkları dosya ile ilgili bir dava dosyası yanılsaması olduğunu ancak gerçekte bir dosya olmadığını söyledi. Kozağaçlı, “Türk ceza adalet sisteminin sanığı koruyabileceğine olan inancım yok. Size güvenmiyorum. Bir mahkeme karşısında olduğuma inanmıyorum. 37 tane ağır ceza mahkemesi kuracak kadar metastaz yaptıysa adalet, bu hasar belirtisidir” dedi.

Parmak izi dayağı

Kozağaçlı, adaletin bir kokuşma içinde olduğunu, bunu içinde oldukları için gördüklerini söyledi ve şöyle devam etti:

“Bizim şahsımızda avukatlık mesleğini yargılıyorsunuz. Burada 5 gün boyunca bu konuşulacak. Yargıçlar avukatlık sevmez. Savcılar hiç sevmez, polisler nefret eder. Duruşma salonunda kostaklanarak çıkan polisler gibi 2 polis gözaltında beni döverek parmak izimi aldılar. 65 kere yurt dışına çıktım. 200'den fazla parmak izi verdim. Köprünün altından kaçırdılar beni. Ne işinize yarayacak benim parmak izim? Ama biz dövdürttünüz. Size geldiğimizde zaten dövülmüştük.”

Varoş yargılama

Kozağaçlı, Soma katliamına ilişkin davada bedel almaksızın bütün gücüyle mücadele ettiğini ancak bunun savcı tarafından “meşru görünme” suçlaması olarak yansıtıldığını söyledi ve “Bu varoş bir yargılama. Bizim de hak ettiğimiz bu çünkü gecekondularda yaşayan halkın avukatlığını yapıyoruz. Bir mahkeme başkanı parlamento dokunulmazlığını kaldırdı. Bir mahkeme AYM kararını uygulamadı. Varoş mahkemeler bunlar” dedi.

Kumpasçı cezaevinde

Kozağaçlı, dosyada 2013'te tutuklanarak yargılandıkları İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki delillerden başka bir delil olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Savcı o dosyaya çok heveslenmiş ancak o dosyayı hazırlayanlar evrakta sahtecilikten tutuklandı. Savcıya da 'O delillere heveslenme. O dosyanın savcısı cezaevinde yatıyor' dedim. Kaldığım cezaevinde 50 kişiyi öldürmüş Reina katliamcısı yatıyor. Avukatının adı bilinmiyor. Benim yaptığım şeylerin hepsini o da yapıyor. İhbar için söylemiyorum bunu.”

“Geleneğimiz bitmez”

Müvekkillerinin kriminal şiddet uygulamadığını savunan Kozağaçlı, sözlerini şöyle bitirdi:

“Devleti korkutan şey DHKP-C'nin silahları değil, DHKP-C'nin avukatlığını yaptığım. Siyasi dava avukatlığı yaptığımız için değil onurlu avukatlık yaptığımız için 3 yılda bir topluyorlar bizi. Şahsınıza değil ancak sisteminize güvenmiyorum. Vereceğiniz en uzun tutukluluğa tahammül gösteririm. Bugüne kadar yetiştirdiğim stajyerlerin yüzde 1'i söylediğimi yaparsa bizim geleneğimiz bitmez. Asla yılmayız. Umarım sizler için hayat daha iyi olur. Çünkü güvencesiz, oturaksız görünüyor adalet sistemi. Kolluktan mahkeme başkanına kadar endişeli görünüyor. Endişelenecek çok şeyimiz var o yüzden size üzülemeyeceğim ancak adalet sistemine yapılanı unutturmayız.”

Kozağaçlı'nın savunmasını bitirmesinin ardından yargılanan avukatlarla jandarma arasında arbede yaşandı. Mahkeme heyetinin salonu terkettiği arbede sırasında avukatların yumruklandığı ve tekmelendiği görüldü. Arbedeye tutuksuz yargılanan Ezgi Çakır'ın tutuklu avukat Barkın Timtik ile konuşma isteğinin neden olduğu öğrenildi. Bu sırada çevik kuvvet polisleri duruşma salonu kapısında barikat kurduğu için bazı avukatlar salona alınmadı. Salonda da jandarma avukatları kelepçeleme tehdidinde bulundu. Arbede sırasında izleyici sıralarından da “Devrimci avukatlar onurumuzdur” sloganları atıldı. 

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Şık, Ali Haydar Hakverdi, Hüda Kaya