Sağlığa zararlı sistem

17 Temmuz 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri tamamlanarak kabul edilen 102 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifinin 28, 29 ve 30. maddeleri adeta “sağlık alanında da aldatılmışlığın bir itirafı netiliğinde”.
Yayınlanma tarihi: 28 Temmuz 2019 Pazar, 02:24

[Haber görseli]Op. Dr. Fikret ŞAHİN *

Yasa teklifiyle deniliyor ki; Kamu-Özel İşbirliği ile yaptırdığımız ve kira bedellerini dövizle ödediğimiz şehir hastanelerinde kamuoyunu olağanüstü zarara uğrattık. Şimdi bu yasayla; biraz olsun bu zararı azaltabilmek için “sözleşme bedeli” diye bir maddeyle ödemelere üst limit getiriyoruz. Hatta yasanın 30. maddesi, yasanın yürürlüğünün geriye doğru işletilmesine imkân sağlayarak daha önceki tarihlerde yapılmış şehir hastaneleri sözleşmeleri için de yasanın geçerli olmasını sağlıyor. Bu yasa teklifinin içeriğinde birden çok itiraf var.
1.İTİRAF: ŞEHİR HASTANELERİNİN KİRALARI ÖZEL ŞİRKETLERE DÖVİZLE ÖDENİYOR.
Oysa AKP iktidarı milletimize, “Ülkemizin dövize ihtiyacı var, yastık altındaki dövizlerinizi bozdurun, enflasyonla topyekûn mücadele ediyoruz” diyor. Sonra da dövize endeksli hastane sözleşmeleri yapıyor, halkın aldığı sağlık hizmeti üzerinden dövizle yandaş şirketlere kaynak aktarıyor.
2.İTİRAF: ŞEHİR HASTANELERİNİN İŞLETME SÖZLEŞMELERİNİN NEDEN TİCARİ SIR OLDUĞU VE AÇIKLANAMADIĞI İTİRAF EDİLİYOR.
Şehir hastanelerinin sözleşmeleri açıklanamıyor çünkü; şehir hastaneleri üzerinden bağlanılan hortumla kamu kaynakları döviz bazında yandaş şirketlere aktarılıyor ve kamu muazzam derece zarar ettiriliyor. Kamu bu yatırım modeliyle o kadar zarar ettirilmiştir ki; bir şehir hastanesi için ödenen miktarla 8 adet benzer büyüklükte hastane yapılabileceği hesaplanmıştır.
Diğer bir husus ise; şehir hastanelerinin işletme sözleşmelerinin “ticari sır” olduğu söylenerek Meclis’e ve milletvekillerine bilgi verilmemesidir. Bu aslen TBMM’nin denetim yetkisini engellemeye dönük anayasal suçtur.
3.İTİRAF: SAĞLIK YÖNETİMİNİN ÖNGÖRÜSÜ ZAYIF, LİYAKATSİZ KİŞİLERİN ELİNDE OLDUĞUDUR.
Bu kanun teklifinin düzenlenmiş olması, yanlış ve yetersiz yapılan sözleşmelerin revize edilmeye çalışılması ve kanun uygulamalarının geriye dönük işletilmek istenmesi bunun ispatıdır.
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirttiği üzere devlet yönetiminde mutlaka liyakatli kişilere yetki verilmesi ülkemizin menfaatine ve gelecek nesillerin yararınadır.
Genel olarak sağlık sistemini değerlendirdiğimizde, Kamu Özel İşbirliği modelinin sağlık alanında yapılacak yatırımlar için uygun olmadığını görüyoruz. Bu modelle sağlık hizmetleri kamusal hizmet alanı olmaktan çıkmış, adeta para kazanılacak ticari bir hizmet alanına dönüştürülmüştür. Yap-Kirala-İşlet şeklinde yapılmış olan şehir hastanelerinde hizmetin odak noktası, hastane şirketlerinin kâr etmesidir. Geçiş garantili otoyol-köprü, yolcu garantili havaalanı benzeri hasta garantili şehir hastaneleri yapılması ne kamunun yararınadır ne de insanidir. Şehir hastanelerine hasta bulmak amacıyla halkın hastaneleri olan kolay erişilebilir lokasyondaki pek çok devlet hastanesi kapatılmış yada atıl hale getirilmiştir.
Ayrıca bu hastanelerin mimari olarak devasa büyüklükte olması sağlık çalışmasının esasını oluşturan ekip çalışmasını bozmuştur. Bu sistem insanımızın sağlığına zararlıdır ve bir an önce bu sistemden vazgeçilmesinde kamunun büyük yararı vardır.

* CHP Balıkesir Milletvekili

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Kemal Kılıçdaroğlu