Onlar ‘Hayata Fırsat’ı yakalayanlar

ILO’nun, Hayata Fırsat Projesi amacına ulaşabilirse en az 2 bin Suriyeli ve 1000 Türk işçi mesleki beceri eğitimi almış olacak. 12 bin 600 geçici koruma kapsamındaki Suriyeli ve 4 bin 300 Türk yurttaşa ulaşılmış olacak.

Mustafa K Erdemol
04 Aralık 2019 Çarşamba, 02:00

Suriyeli mültecilerin ülkenin emek ve üretim sürecine katılmaları amacıyla yapılan projelerin fazla olduğu söylenemez. Daha çok kültürel anlamda bir sorun olarak görüldükleri, ekonomik açıdan da yerli işçinin pazarlık gücünü düşürdükleri inancıyla hedef durumunda olan Suriyeli göçmenlere yönelik olarak ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) Hayata Fırsat temalı projesi hayli önemli. Söz konusu proje göçmenlere meslek kazandırmasının yanı sıra eksikliğini her geçen gün duyduğumuz tahammül kültürümüzün yeniden canlanması için de faydalı kuşku yok ki.

LAZKİYE’DEN GELEN VAR

Bu çerçevede, Adana ile Mersin’i kapsayan basın gezisinde ben de bulundum. Mersin’de ilk uğrak yerimiz bir fabrika. Ekrem Sağlam, Mersin’de, Turgut Özal döneminin en gözde projelerinden biri olan, ancak şimdi eski parıltısından eser kalmayan Serbest Bölge’de kurulu, 700 işçinin çalıştığı Madam Mode’nin sahibi. Projenin uygulayıcılarından biri olan Sağlam, Almanya’da işçi olarak çalışmış bir ailenin mensubu. Dolayısıyla göçmen psikolojisine yabancı değil. “Onların ne düşündüklerini, bazı tutumlar karşısında neler hissettiklerini anlayabilirim” diyor. Mersin Ekonomi Forum’un başkanlığını da yapmış olan Sağlam’ın savaştan önce Suriye’nin Lazkiye kentinde de fabrikası varmış. Şu anda yanında çalıştırdığı 50 Suriyeli arasında Lazkiye’den gelip kendisini bulanlar da var.

İŞYERİ TEMSİLCİSİ

Sağlam’ın fabrikasında Suriyeli işçilerle Türk işçilerin aslında aynı sorunları yaşadıkları, dolayısıyla aynı çözüme ihtiyaç duydukları anlayışından yola çıkılarak bir “kaynaştırma” uygulaması da var. Çeşitli birimlerdeki Suriyeli ve Türk işçiler birbirleriyle iş dışında da daha çok zaman geçirip birbirlerini daha yakından tanıma şansına kavuşuyorlar. Muhammed Hassan genç bir Suriyeli işçi. Fabrikada “işyeri temsilcisi”. Bu “işçi temsilcisi”nden farklı bir görev aslında, sadece işçinin değil, işyerine ait her türlü sorunun çözümü konusunda görüşü istenen ya da alınan kararların Muhammed aracılığıyla iletildiği bir yapı. Bu yapılandırmalar içinde sendikanın olmayışı bir sorun gibi görünmüyor ama bunun büyük bir eksiklik olduğu belli.

Mersin’de Score fabrikası da Hayata Fırsat Projesi’nin uygulama alanlarından biri. 140 işçinin çalıştığı fabrikada Suriyeli işçi sayısı 6. Burada dikkatimi Rakka’dan geldiğini öğrendiğim kadın işçi Hanse çekiyor. IŞİD’in başkentinden, barbar sürüsü gelmeden önce kaçmış, ancak çok yakınını kaybetmiş birisi olarak Mersin’de yeni bir yaşam kurmuş. Arkadaşlarınca seviliyor, o da Türk arkadaşlarını seviyor.

Gezimizin Adana durağında, yurtdışına ihracatta hayli iddialı olan ayakkabı fabrikası Akkoç Deri’deyiz. Burada da işe alınan Suriyeli işçiler hem ILO hem de SGK’nin işverene sübvansiyonu ile yerleştirilmişler.

KAYIT DIŞI İSTİHDAM

Projenin ana hedefi kuşkusuz Suriyeliler arasında yaygın olan kayıt dışı işe alımın önünü kesebilmek. Kayıt dışılık, güvencesizlik, tehlikesi koşullarda çalışmak demek. Emek-üretim sürecinde yer alan diğer işçilerin pazarlık olanaklarını elinden almak, haksız rekabetin gelişmesine yol açmak, nihayet Suriyeli mülteci çocukların çocuk işçiliğine itilmesi demek.

Bu nedenle ILO’nun AB tarafından finanse edilen, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı-Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa yürüttüğü Hayata Fırsat Projesi son yıllardaki en ciddi, en kapsamlı girişim. Proje, eğer amacına ulaşabilirse en az 2 bin Suriyeli ve 1000 Türk işçi mesleki beceri eğitimi almış olacak. 12 bin 600 geçici koruma kapsamındaki Suriyeli ve 4 bin 300 Türk yurttaşa ulaşılmış olacak. Bunlar hedeflerden bazıları. 

Proje kapsamında 4 pilot ilde ekonomik kalkınma ve değer zinciri analizi de yapılacak.

Projenin somut uygulamalarına da tanık oldum. Örneğin Mersin Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi ile Adana’da Çukurova Mesleki Eğitim Merkezi’nde Suriyeli göçmenlere işyeri pratiğine dayalı eğitim veriliyor.

Proje bu haliyle de cazip. Ulaşılabilirlik sayısının elbette artması gerekiyor, çünkü 3 milyondan fazla mülteci var ülkede. Umarım işverenin Suriyeli işçiye sağladığı istihdamı bir lütuf olarak sunmuyordur. Bu projede eksik ve ileride soruna yol açması muhtemel olan şey işçilerin sendikasızlaştırılması için özel çaba gösteriliyor oluşu. Gezdiğimiz uygulama alanlarında buna tanıklık ettim. Umarım bu konudaki tutum değişir.