Gezi davasında Kavala, Yapıcı ve Aksakoğlu için ağırlaştırılmış müebbet talebi

Gezi direnişine ilişkin aralarında iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 kişinin yargılandığı davada savcı esas hakkındaki mütalaasını celse arasında dosyaya sundu. Savcı tutuklu yargılanan Osman Kavala ile tutuksuz yargılanan Yiğit Aksakoğlu ve mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi. 6 sanığın 15 ile 20 yıl arasında hapisle cezalandırılmalarının istendiği mütalaa da savcı, haklarında yakalama kararı bulunan isimlerin dosyasının ayrılmasını talep etti.

06 Şubat 2020 Perşembe, 17:43

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Şubat ayında görülecek Gezi davası öncesi esasa ilişkin mütalaasını dava dosyasına sundu. Mütalaada savcı davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ile sanıklar Yiğit Aksakoğlu ve mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi. Bu 3 ismin halen firari olan sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerinin öne sürüldüğü mütalaa da “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunu işledikleri” öne sürüldü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala hakkında verdiği kararın gözardı edildiği mütalaada Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi istendi.

‘SUÇUN İŞLENMESİNİ KOLAYLAŞIRDILAR’

Mütalaa da tutuksuz yargılanan sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise, diğer sanıklara suçun işlenmesinden önce veya suçun işlenmesi sırasında yardımda bulundukları böylelikle suçun işlenmesini kolaylaştırdıkları öne sürüldü.  6 ismin “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçuna yardım ettikleri  iddia edilen mütalaa da bu isimlerin 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi. Savcı haklarında yakalama kararı bulunan Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora ve İnanç Ekmekçi hakkındaki dosyanın ise ayrılmasını ve haklarında ki yakalama kararlarının beklenilmesini istedi. Ancak bu isimlerinde haklarında ağırlaştırılmış müebbet istenen isimlerle aynı eylemleri gerçekleştirdikleri öne sürüldü.

Mütalaa da dikkat çeken kısımlar ise şöyle:

Gezi direnişinin ülke çapında olaylara ve şiddet içerikli eylemlere dönüştürüldüğünün öne sürüldüğü mütalaada gösteriler sırasında çok sayıda emniyet görevlisi ve yurttaşın yaralanıp hayatını kaybettiği, kamu malları ile özel/tüzel kişilerin mallarının ciddi oranda zarar gördüğü iddia edildi. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda ayaklanma çağrısının yapıldığının aktarıldığı mütalaada Gezi Parkı’nın simgeleştirildiği “direniş, ayaklanma vb.” çağrılar ile anılır hale getirildiği belirtildi. Mütalaada Başsavcılığın 2013 yılında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararları alındığı aktarıldı. Yargılanan isimler hakkındaki fezlekeleri 2013 yılında hazırlayan polislerin büyük bir kısmı ise FETÖ üyeliği nedeniyle meslekten ihraç edilmişti.

‘ULUSLARARASI AKTÖRLERDEN DESTEK ALINDI’

Mütalaada Gezi direnişinin basın - yayın organlarında ve sosyal medyada toplum refleksi ile bir anda ortaya çıktığına dair kanaat oluşturulmaya çalışıldığı da öne sürülürken, ayrıca uluslararası aktörlerden destek alan şahıslarca bilinçli bir şekilde yönlendirildiği ve yönetildiği tespit edildiği iddia edildi. Gezi direnişinin asıl amacın;  yurt genelinde şiddet eylemlerinin çeşitli terör örgütleri vasıtasıyla tüm yurda yayılarak kaos ve kargaşa ortamı meydana getirilmeye, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik, halk ayaklanması çıkartılmasının amaçlandığı öne sürüldü. 

‘GEZİ BİR SENARYO’

Gezi direnişinin bir senaryo olduğu ve bu senaryonun 2011 yılında hazırlanmaya başladığının aktarıldığı mütalaada dönemde çevre ülkelerde özellikle Arap Baharı ve Turuncu devrim gibi isimlerle anılan halk ayaklanmalarını detaylı olarak incelendiği senaryolaştırma hareketlerine başlandığı anlatıldı.

İddianamede olduğu gibi, ilk olarak, “occupy hareketi ve OTPOR/Canvas’ın incelenmesi gerektiğinin anlatıldığı mütalaada, sözde “sivil başkaldırı” yönteminin teorisyenliğini ABD’de faaliyet gösteren ve Boston Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Gene Sharp’ın yaptığı, projenin uygulayıcılarının ise Otpor/Canvas adı verilen ve Türkçesi “direniş” anlamına gelen grup olduğu anlatıldı. İvan Marovic adlı Sırbistan vatandaşının kurduğu örgütün Gürcistan ve Arap dünyasında yaşanan devrimlerin de mimarı olduğunun belirtildiği mütalaada, bu konulardaki makalelerden örnekler verildi.

Gezi davası iddianamesinin FETÖ’cü savcılar tarafından hazırlandığı iddialarına da mütalaa da yanıt verildi. Yanıtta şu ifadeler yer aldı: İddianamenin tanzim edildiği dönemde ve kovuşturma evresinde, sanıklar vekilleri ve bazı basın organlarında bu soruşturma evrakı ile ilgili olarak olayların yaşandığı dönemde devlet birimleri içerisine kanser hücresi gibi sızmış olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü militanı oldukları daha sonrasında tespit olunan şahıslar tarafından bu soruşturmanın başlatıldığı ve yönlendirildiği yönünde bir kısım iddialar ileri sürülmüşse de Cumhuriyet Başsavcılığımızın soruşturma safahatı sonunda soruşturmaya konu tüm delillerin ve özellikle de iletişimin tespitine yönelik kayıtların tamamının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü personelince yeniden incelemesinin yapılarak dosyanın tekemmül ettirildiği hususunun da izahı zaruret arz etmiştir.”