400 kişilik cezaevinde 1050 kişi kalıyormuş

AYM'den 13 mahkûmun can verdiği Şanlıurfa Cezaevi yangınıyla ilgili acı tespitler: - 400 kişilik cezaevinde 1050 kişi kalıyormuş, - Yangın hortumu kısa kaldı, - Cezaevinde yangın alarm sistemi yok.

02 Ocak 2016 Cumartesi, 22:43

Şanlıurfa Cezaevi’nde üç yıl önce 13 mahkûmun can verdiği yangına ilişkin ihlal kararı veren Anayasa Mahkemesi, çarpıcı tespitler yaptı. Mahkeme, 400 kişi kapasiteli cezaevinde olay tarihinde 1050 mahkûmun kaldığını, yangın alarm sisteminin bulunmadığını, yangın hortumlarının koğuşa yetişecek uzunlukta olmadığını kaydetti. Devletin kontrolü altında bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarını koruyamadığına işaret eden Yüksek Mahkeme, ihmal ve eksikliklerin değerlendirilip sorumluların tespit edilmesini sağlayacak nitelikte yeni bir ceza soruşturma yapılmasını istedi.

Şanlıurfa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 16 Haziran 2012’de çıkan yangında 13 mahkûm yaşamını yitirdi. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, yangına ilişkin başlattığı soruşturmada cezaevi yönetimini aklayarak takipsizlik kararı verdi. Oğlu Yunus Eşkili’yi yangında yitiren Meral Eşkili, avukatı Mehmet Kırkboğa aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yüksek Mahkeme, anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında yaşamı koruma yükümlülüğü ile etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, yani yeniden soruşturma açılması amacıyla kararın bir örneğini Şanlıurfa Başsavcılığı’na gönderdi.

 

Kapasiteyi katlanmış

Anayasa Mahkemesi, kararının gerekçesinde çarpıcı tespitler ortaya koydu. Şanlıurfa Cezaevi’nin 1968 yılında faaliyete geçen eski tip bir cezaeevi olduğuna işaret edilen kararda, “Olay tarihi itabiriyle bünyesinde 47 bölüm (koğuş ve oda) bulunan ceza infaz kurumunun kapasitesi 400 civarında olmasına rağmen toplum bin 50 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır” denildi. Yanan C-15 koğuşunun ise kapasitesinin 7 kişi olduğu, buna karşılık koğuşta olay sırasında 18 kişinin barındığı ifade edilen kararda, olay tarihinde görevli olan 21 infaz koruma memurundan 5’inin izinli olduğu bildirildi.

 

İhtimali bile yok...

Kurumda en son 14 Aralık 2014 yani olaydan yaklaşık 6 ay önce yangın söndürme tatbikatı yapıldığı anlatılan kararda şöyle denildi:

“Cezaevinde nispeten daha hızlı yanabilcek nitelikte sünger yataklar kullanılmaktadır. Olay tarihinde cezaevinde ve C-15 koğuşunda ısı artışı veya duman miktarını otomatik olarak algılayan erken uyarı sistemi bulunmamaktadır. Meydana gelen yangında cezaevinde bulunan yangın hortumları C-15 koğuşuna ulaşmak için yeterli uzunlukta değildir. C-15 koğuşuna çekilen en yakın yangın hortumlarından birincisinin uzunluğunun 18,55 cm olduğu, koğuşa 31 metre mesafede bulunduğu, yanan koğuşa yetişemediği tespit edilmiştir. İkinci hortumun koğuşlar ortasında bulunan ana koridorda bulunduğu, yangın yerine yetişme ihtimali olmadığı ve bu hortumun kesilip diğer hortuma eklenerek yangına müdahalede bulunulduğu anlaşılmıştır.”

 

'Yaşam hakları korunmadı'

AYM kararının sonuç bölümünde, şu değerlendirmelere yer verildi: “Somut olayda C-15 koğuşunda meydana gelen yangının mevcut koşullarına bakıldığında yangın ihtimaline karşı etkili bir müdahalenin sağlanması ile tutuklu ve hükümlülerin tehlikeli alanlardan bir an önce uzaklaştırılması konusunda öngörülmesi beklenebilecek bazı eksikliklere bağlı olarak devletin kontrolü altında bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının korunması noktasında ciddi ihmallerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak olaya ilişkin yürütülen soruşturmanın, kapsamı ve sonuçları itibarıyla söz konusu ihmallerin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu ihmal ve eksikliklerin değerlendirilip sorumluların tespit edilmesini sağlayacak nitelikte yeni bir ceza soruşturması yapılması gerekmektedir.”