A+ A-

Mazlum Der’in dehşet veren Silopi raporu

Mazlum Der Genel Merkezi tarafından 14 Aralık – 19 Ocak tarihleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanan Silopi’ye ilişkin hazırlanan raporda kan dondurucu iddialar yer aldı.
Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 11 Şubat 2016 Perşembe



Raporda gözaltına alınan bazı kişiler, polis ve askerlerin girdikleri evlerde canlı kalkan olarak kullanıldığı iddia edilirken güvenlik güçlerinin işledikleri insan hakkı ihlallerine dair de çarpıcı ifadeler yer aldı.

Silopi’de 37 gün kesintisiz devam eden sokağa çıkma yasakları ile ilgili olarak 4 Şubat’ta ilçeye giden Genel Yönetim Kurulu üyeleri Serhat Özdili, Fethi Tapaç, Şanlıurfa Şube Başkanı Fatih Kanlıpıçak ile Şırnak Şube üyesi A. Rahim Güneş’ten oluşan Mazlum Der heyeti, kayıtlar ve görüntüler eşliğinde Hüdapar İlçe Başkanı Salih Gök, belediye eşbaşkanları Emine Esmer ve Seyfettin Aydemir, milletvekili Aycan İrmez ve vatandaşlarla yapılan  görüşmelerden sonra bir rapor hazırladı.
 

“İşkence evleri” iddiası

Yasaklar süresince çatışmalarda 29 sivilin hayatını kaybettiği belirtilen raporda son seçimde AKP’ye oy verdiğini söyleyen N.G isimli vatandaşın şu iddialarına yer verildi:

 “Güvenlik güçleri kapıyı çaldılar, açtım. ‘Sakin olun, bir şey yok’ diyene kadar biri gırtlağıma yapıştı, can havliyle kıvranırken başka biri koluma dipçiği indirdi. Herkesi duvara dizdiler, her yeri aradılar. Gözaltına alınanlar emniyet yerine boş evlere götürülüyordu. Bu evlerde işkence yapıldığı evden çıkanların vatandaşların yüzünden gözünden belli oluyordu. 

“Tecavüz edebilir, öldürebilirim”

Raporda ismini vermek istemeyen bir yurttaşların anlatımları da şöyle yer aldı:

* “Hendekleri gençler kazdı. Zaten 17. gün gençler mahallelerden çıktılar. Gözaltına alınıp infaz edilme korkusu yaşayan gençlerden birçoğunun PKK’ye katıldığına dair duyumlar aldık.”

* “Polis Özel Harekat tarafından duyuru yapıldı. ''Çıkın yoksa öleceksiniz''. Köylere gittik, şimdi mecbur döndük. Evlerimize girilmiş, monteli bomba bulduk, kimin koyduğunu bilmiyoruz. Beyaz bayrak ile çıkanları bile öldürdüler.”

* “Evimize tepelerden top atışı yaptılar. Okullar kapalı. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Çatışmalara dayanamadık, diğer mahallelerde oturan akrabalarımıza sığındık. Evimizi kullanamıyoruz (Evde top atışı gedikler açmış) üstümüzde bir tek elbisemiz kaldı.”

* “Güvenlik güçlerinin evdeki sert fiilleri üzerine biraz yumuşak olmalarını söyledim. Bana (evdeki kadınları kast ederek) ‘Şu an tecavüz edebilirim, öldürebilirim, alıp götürebilirim, bunlara yetkim var’ dedi.”

* “Güvenlik güçleri çatışmalar sona erdikten sonra evlere baskın düzenliyordu. Kendilerini korumak için gözaltına aldıkları gençlerin bazılarına asker kıyafeti giydirildiğini biliyoruz. Gençler bu kıyafet ile balkona çıkarılıyordu.” 

Kolektif cezalandırma

Raporda “Tespit ve Kanaatler” başlığı altında da şunlar dile getirildi:  

* İddialara göre güvenlik güçlerinin fevri müdahaleleri halkın tüm kesimlerince tedirginlikle karşılanmış, can güvenliği kaygısına neden olmuştur. Halkta bilinmeze doğru yol alma durumu mevcuttur.

* Yasağın hendek ve barikatların bulunmadığı 3 mahallede de 37 gün devam ettirilmiş olması, gerekçenin inandırıcılığını tartışmaya açmakla birlikte, kolektif cezalandırmaya dönük yaygın kanaati güçlendirmektedir. Halk temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlükler yaşamış özellikle su ihtiyacı yağmur ve karla giderilmiştir. Bu durum devletin Silopi halkının bütününe yönelik cezalandırma uygulandığını göstermektedir.

* Tepelerden mahallelere tank atışı yapıldığı iddiası sıkça dile getirilmiştir. Evlerin bir kısmının yıkıldığı, bir kısmının kullanılamaz durumda oldukları gözlemlenmiştir.

* Çatışmaların ailelerin yaşam alanlarında gerçekleşmesi ve YDG-H ile güvenlik güçlerinin mahallerde evlerin civarında mevzilenmeleri, sivil can kayıplarına ve yaralanmalara yol açmaktadır.

* Gözaltına alınan kişilere asker, polis kıyafeti giydirilerek, bu kişilerin canlı kalkan olarak kullanıldığı iddia edilmiştir.

*  Yurttaşlar sıklıkla ‘'Bizi öldürüp, terörist diye haber edebilirler' benzeri kaygılarını paylaşmışlardır.

* Yasak sürecinde cami, hastane ve okul gibi kamu hizmet binaları askeri karargah olarak kullanılmıştır.

* Sıklıkla tekrarlanan çatışmaların baharda şiddetleneceği ve yasaktan sonra 500’e yakın kişinin PKK’ye katıldığı iddiaları, çözümden ziyade çözümsüzlüğe doğru yol alındığını göstermektedir.

İki tarafa da çağrı

PKK’ye eylemlerine son verme ve çatışmaların sivil yaşam alanlarından uzaklaştırılması çağrısı yapılan raporda “Devletin de ilan edilecek ateşkese olumlu karşılık vererek askeri ve adli operasyonları sona erdirmesini ve çözüm sürecinin tahkim edilerek tekrar başlatılmasını talep ediyoruz” denildi.

Comment disclaimer
comments powered by Disqus

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Aycan İrmez

En Çok...

beğenilenler

okunanlar

yorumlananlar