Kırmızı çizgimiz DEMOKRASİ

Yazar ve yöneticilerimize savcılık sorgusunda bir dönem AKP'li milletvekillerinin sunum dahi yaptığı Abant toplantılarına katılmaları soruldu. Yazarlarımız Cumhuriyet'in demokrasiden, insan haklarından ve laisizmden yana yayın yapan bir fikir gazetesi olduğunu vurguladı.

07 Kasım 2016 Pazartesi, 22:04

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör, Güray Öz, Hakan Kara ve Musa Kart ile Kitap Eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay Silivri Cezaevi’ndeki 3. günlerini doldurdu. Gazetemiz yazar ve yöneticilerine yönelik “FETÖ üyeliği” davası sanığı savcı Murat İnam’ın yürüttüğü soruşturma kapsamında gazetemiz Okur Temsilcisi Güray Öz, savcılık sorgusunda, “Kırmızı çizgimiz demokratik, Cumhuriyet ilkeleridir” dedi. Yazar Hikmet Çetinkaya ise kendisine yöneltilen “Fethullah Gülen’i takip eder misiniz” sorusuna, “Ben etmem, o beni takip eder. 1971 yılından bu yana Fethullah Gülen’in İslam devleti kurmak istediğini, devletin kurumlarına nasıl sızdığını yazıyorum” dedi.

Güray Öz: PKK ve FETÖ iddiası saçma

Gazetemiz okur temsilcisi ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Güray Öz, emniyetteki savcılık sorgusunda, gazetemizin Yunus Nadi tarafından kurulduğu günden bu yana laik, demokratik Cumhuriyet düzeni ve insan hakları için mücadele eden yayın çizgisine sahip olduğunu vurguladı. Öz, “Gazetenin çizgisi değişti” iddiasının boş bir iddia olduğunu ifade ederek, “İnsanlar çok çeşitli görüşleri savunabilirler. Hiçbir şekilde İlhan Selçuk zamanından bu yana sansür edilmemişlerdir ve edilemezler. Kırmızı çizgimiz demokratik, Cumhuriyet ilkeleridir” dedi. Öz, Fethullah Gülen terör örgütü ile gazetenin ilgisi olduğu iddialarının kendilerini çok üzdüğünü aktararak “Bugüne kadar Cumhuriyet gazetesinin genel yayın politikası, yazarlarının tutumu ve haberler bu türden iddiaları boşa çıkaracak durumdadır. Hiçbir zaman bu örgütün propagandası yapılmamış, tam tersine bu örgütle mücadeleye başlayanlardan çok yıllar önce mücadele edilmiştir” dedi. PKK ile iltisak iddiasının da saçma bir iddia olduğunu belirten Öz, “Bugüne kadar PKK terör örgütünün Türkiye’ye verdiği zararlar yüzlerce defa gazete sayfalarında yer almıştır. Kimi insan hakları ile ilgili haberlerin tuhaf bir şekilde PKK ile bağlantısının kurulması tümüyle haksızdır” dedi.

Fikir gazetesi

Cumhuriyet gazetesinin, yazarlarının yazılarına herhangi bir şekilde sansür uygulamadığını vurgulayan Öz, “Cumhuriyet bir fikir gazetesi olarak ancak Avrupa’daki benzerleri ile karşılaştırılabilir. Cumhuriyet gazetesinin CIA ile bağlantılı olduğunu iddia eden sözlerin burada yer almasını da çok garipsiyorum” dedi.

 

Hikmet Çetinkaya: Gülen beni takip eder

Savcılık sorgusunun ardından yaş ve sağlık durumu nedeniyle serbest bırakılan yazarımız Hikmet Çetinkaya’ya “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in demeçlerini, kitaplarını ve bu kişi ile ilgili haberleri takip eder misiniz” sorusu yöneltildi. Çetinkaya, “Ben takip etmem, bilakis o kişinin benim yazılarımı takip ettiğini biliyorum. 1971’den beri Gülen isimli kişinin Türkiye Cumhuriyeti’nde İslam devleti kurma çabasında olduğunu, kökenini, yaptıklarını, örgütlenmesini, askeri liselere sahte sağlık raporlarıyla ne kadar öğrenci soktuğunu, devletin kurumlarına nasıl sızdığını ve buna benzer konuları yazan çizen kişiyim” diye yanıt verdi. “Cumhuriyet gazetesinde FETÖ/PDY ve PKK/KCK silahlı terör örgütlerini övücü veya onları destekleyici yazılar yazıldı mı? Ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapmış olduğu darbe girişimlerini ve kurduğu kumpasları övücü, destekleyici yazılar yazıldı mı” sorusu yöneltilen Çetinkaya, “Tek bir yazı yazılmamıştır. Benim 17 Temmuz Pazar günkü yazımın başlığı ‘Fethullahçı darbe girişimi’ şeklindedir” diye cevap verdi.

Hayal gücünün sınırlarını aşıyor

Çetinkaya kendisine yöneltilen “25 Temmuz 2015 tarihli ‘Yurtta savaş, dünyada savaş’ manşeti ile okuyucularına ne mesaj vermek istemiştir? Yoksa bu manşeti atması için birilerinden talimat mı alındı” sorusuna ise, “Söz konusu tespit ve değerlendirme hayal gücünün sınırlarını aşan değerlendirmelerdir. Herhangi bir mesaj verilmek için böyle bir manşet atılmamıştır” dedi. Çetinkaya son olarak, “Gazetemiz Cumhuriyet laik, demokratik, hukuk devletine, insan haklarına bağlı, evrensel değerleri kucaklayan ve Cumhuriyet ile yaşıt bir gazetedir. Gazetede çalışan herkes bu ilkelere uygun davranır. Hakkımızda ileri sürülen suçlamaların hiçbir inandırıcılığı ve temeli yoktur” ifadelerini kullandı.

 

Aydın Engin: Hukuki olarak sakat

Serbest bırakılan yazarımız Aydın Engin’e savcılık sorgusunda, Cumhuriyet gazetesinin demokrasiyi, özgürlükleri ve laisizmi savunmak olarak 3 vazgeçilmez ve çiğnenmez temel ilkesi olduğunu vurguladı. Engin, bu ilkelere uymayanların gazetede bulunamayacağını ifade ederek, “Beni gerek kişi olarak gerek mesleki olarak FETÖ ya da PKK ile ilişkilendirmek yönündeki soruların tek kelime ile yazılarımı okumamış herhangi bir araştırmaya zahmet etmemiş kişi ya da kişiler tarafından tanzim edildiğini düşünüyorum. İster PKK’den ister FETÖ’den ister başka herhangi bir örgütten gelen terörü ve şiddeti bütün yazılarımda mümkün olan en sert ifadelerle reddetmişimdir. O yüzden bu örgütler tarafından sevilmeyen, protesto edilen bir gazeteciyim. Hakkımdaki suçlamaların hangi somut verilere dayandığı belirtilmeden bana soru yöneltilmesini hukuksal olarak sakat buluyorum” dedi.

Abant toplantısı

Serbest bırakılan yazarımız Aydın Engin’e savcılık sorgusunda, “Gazeteciler ve yazarlar Vakfı’nın Abant toplantıları olarak bilinen toplantılarına katıldınız mı? Katılmış iseniz hangi tarihlerdeki toplantılarına katıldınız? Bu toplantılara kimin daveti üzerine katıldınız? Bu toplantılarda size herhangi bir talimat veya tavsiyede bulunuldu mu” soruları yöneltildi. Engin de, “Üç Abant toplantısına katıldım. Yanlış hatırlamıyorsam 2001 yılında gazetenin o zamanki yöneticisi İlhan Selçuk tarafından haber amaçlı gönderildim. İkincisi yanılmıyorsam 2013 yılıydı. AKP ile Gülen Cemaati arasında çatışmanın başladığı günlerdeydi. Gene haber amaçlı T24 ve bir Alman Haber Ajansı adına Akçakoca’daki toplantıyı izledim. Son olarak da 2015 yılındaki toplantıyı Cumhuriyet adına izledim. Bu toplantılarda tebliği sunan, tartışmalara katılanların yer aldığı masada değil gazetecilerin yer aldığı masalarda oturdum ve sadece habercilik yaptım. Yaptığım haberler sözünü ettiğim gazetelerde yayımlandı” diye yanıt verdi.