Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar

18.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Düzen bir kez bozuldu mu bütün düğmeler yanlış iliklenir.

Dışişleri bugünlerde bir krizi konuşuyor. Hayır, kastettiğim İran savaşı ya da AB meselesi değil. Bir inşaat meselesi. Dışişleri’nin inşaatla ne krizi olabilir diyebilirsiniz.

Anlatayım.

Türkiye’nin Kazakistan’daki Astana Büyükelçiliği için 20 yıl önce kançılarya, ikametgâh ve memur konutu inşaatı yaptırmaya karar verildi. Açılan ihalenin sonunda Yapı Uluslararası İnşaat AŞ ile 2007’de sözleşme imzalandı. Sözleşme, daha sonra eklenen inşaatlarla beraber yaklaşık 31 milyon dolardı. 

Her şey yolunda görünüyordu. Astana’da inşaat başladı, ilerledi.

Devir FETÖ devriydi. Dışişleri’nde, özellikle Orta Asya’da örgütün etkisi vardı. Konuştuğum şirket yetkilisi Muzaffer Nişancı’nın anlattığına göre; inşaata gelen bürokratlar, şirketten FETÖ’nün bölgedeki okullarına parasal yardım istedi. Şirket “Hayır” demedi. Sonuçta isteyen, devletin görevlileriydi. Ancak para vermek yerine varsa çocukların ihtiyacını karşılarız yanıtını verdiler. Nişancı’nın anlattığına göre bu yanıt pek hoş karşılanmadı.

Image

15 MİLYON DOLAR KRİZİ

İnşaat ne oldu derseniz...

Sözleşmeye göre şirketin hak edişleri 10 ayrı parça halinde ödenecekti. Ancak 2009’dan itibaren ödemeler yapılmamaya başlandı. İnşaat ilerliyordu ama şirket Dışişleri’nden para alamıyordu. Resmi raporlara göre inşaat yüzde 96.4’üne kadar geldi. Ancak Dışişleri ile aralarında yaşanan gerilimin sonunda maaşları bile ödeyemez hale geldiler. Peyzaj işlerini tamamlayamadılar.

Bu arada Dışişleri kalan yüzde 3.6’lık inşaat için Fettah Tamince’ye ait Sembol İnşaat ile anlaştı. Yapı İnşaat’ın yetkilisi Nişancı, “Bizim 300 bin dolara bitireceğimiz işe 3 milyon dolardan fazla para ödendi” diyor. Malum, kendisinin de sıkça söylediği gibi, o dönem Tamince’nin Fethullahçılar ile yakın ilişkisi vardı. Dışişleri’nden alınan para nereye gitti haliyle bilmiyoruz.

Ancak Yapı İnşaat ile Dışişleri arasındaki kriz bitmedi. Şirket, inşaatın yüzde 96.4’ünü tamamladığını söyleyerek Dışişleri’nden yaklaşık 15 milyon dolarlık alacağının peşine düştü.

Bakanlık nezdinde girişimde bulundu.

Evraklara bakıyorum.

Önce inşaatın 89 gün geciktiği tartışması yaşanmış. Sayıştay 18 Haziran 2013 tarihinde istenen fazla işler nedeniyle gecikmenin normal olduğuna karar vermiş. Kullanılan malzemenin doğru olup olmadığı tartışması resmi mühendis raporu ile bitmiş. Şirketin Kazakistan’da Ziraat Bankası’na borcunun olduğu iddiası da Ziraat Bankası’nın borcu yoktur belgesi ile sonlanmış.

Dışişleri’nin “Biz ödeyeceğimizi ödedik” demesi, hesapları da açmaması üzerine olay mahkemelik olmuş.

Image

PARA ELDEN VERİLMİŞ!

Sonunda Yapı İnşaat, Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne Kazakistan’daki inşaat ve ödemeleri için başvurmuş. Dışişleri’nden usulüne uygun yaptığını söylediği ödemeleri talep ettiklerini ancak yanıt alamadıklarını, bu konuda kendileriyle belge paylaşılmadığını söylemiş. Mahkeme Yapı İnşaat’ı haklı bulmuş. Dışişleri’nin yaptığı ve yapmadığı ödemelerin açıklanması gerektiğini istemiş. İstinaf da iki yıl önce Dışişleri’nin itirazına rağmen bu kararı onamış.

Sonuç olarak...

Dışişleri’nin 2007 tarihli “Biz ödemelerimizi yaptık” belgeleri böyle ortaya çıkmış. İşte başlığa konu olan tartışma da bundan sonra başlamış.

Şöyle anlatayım:

Gelen belgelerde üç adet 4 buçuk milyon dolar ve bir adet bir buçuk milyon dolar elden ödeme yapıldığı belgesi yer alıyor. 

Image

Bir kere bu kadar büyük paranın elden verildiği iddiası bir tuhaflık içeriyor. Öyle ya koca Dışişleri 15 milyon doları neden elden, çanta içinde, deste deste versin? 

Öte yandan; belgeler şekil, içerik, yazı karakteri, düzen ve imza yapısı bakımından şüphe doğuracak şekilde.

Örneğin belgelerdeki imzalar sanki kopyala-yapıştır yöntemiyle çoğaltılmış, sahte imzalarmış gibi görünüyor. Öte yandan belgelerde sağ üst köşede yer alan düzenleme tarihi ile aynı belgenin açıklama veya içerik bölümünde belirtilen tarihler birbiriyle örtüşmüyor. Hatta farklı ay ve yıllar yazıyor. İncelenen belgelerin bir kısmında hiç hak ediş numarası yok. Bir kısmında ise mevcut hak ediş numarası ile ödeme tutarı, iş kalemi veya dönem bilgileri birbiriyle uyumsuz.

Image

İMZA SAHİPLERİ DE REDDEDİYOR

Daha da ilginç bir nokta var.

Dışişleri’nde bu konuda bir soruşturma açılmış.

Belgede imzası bulunan Büyükelçi Taner Seben de İdari Ateşe Bülent Yükseltürk de “Bu imzalar benim değil” demiş. (Konuştuğum Taner Seben imzanın kendisine ait olmadığını teyit etti.) “Parayı aldım” diye imza atan şirket temsilcisi ise şirketin söylediğine göre şirketle ilgisi olmayan, tanımadıkları biri.

Sonuç olarak...

Ankara’da krize neden olayda Yapı İnşaat, kendisine verilmesi gereken 15 milyon dolarının sahte belgelerle Dışişleri’nden başkalarının hesabına gittiğini söylüyor. Dışişleri ise mahkemeye taşan işe bir açıklama yapmaya çalışıyor. Zira ödendi belgelerinin altındaki imzaların sahibi görünenler bile bizim değil diyor. Mahkeme bile Dışişleri aleyhine karar veriyor.

Öğrendim ki bu süreçte iktidara ve Külliye’ye yakın olduğunu söyleyen kimi avukatlar devreye girerek “Biz alırız” demiş. Dışişleri’ne gidip gelenlerin komisyon talepleri havalarda uçuşmuş.

Gelgelelim kriz hâlâ çözülememiş. Ve meşhur soru havada kalmış: Dışişleri’nin 15 milyon doları nereye kayboldu?

Arayıp sorduğum Muzaffer Nişancı, Dışişleri ile arasında yaşananları doğruladı. “Para nerede” soruma, bazı bürokratların sahte belgelerle bu parayı verilmiş gibi göstererek sistemin dışına çıkardığını iddia etti. Belki de birileri devleti dolandırdı. Bilemiyorum. Sonuç olarak “Devlet elden 15 milyon dolar verdi” denilen bir garip durum ile karşı karşıyayız. Kim haklı kim haksız bilinmez ama Dışişleri’nde devlet ciddiyetiyle denk düşmeyen bazı işler olduğu muhakkak. Konuyu sormak için Dışişleri’ni de aradım. Bakanlığın hazırlayacağı yanıtı önümüzdeki günlerde bu köşede okuyacaksınız.

Bazen yerinden çıkmış bir çivi koca bir düzeni yerle yeksan eder.

Not: İşgali kabul etmeyen Mustafa Kemal’in başlattığı uzun yürüyüşün ilk adımının 107. yılı kutlu olsun. Dün yaptık, yarın yine yaparız!