Hikmet Çetinkaya'nın savunması: Haberlerim savunmadır

Gülen konusunda ilk uyarıları yapan ve gerçek yüzüne ilişkin binlerce haber ve yazı kaleme alan yazarımız Hikmet Çetinkaya, hakkında açılan davalara karşın FETÖ’yü anlatmaya yıllarca yılmadan devam ettiğini ancak kimseyi inandıramadığını söyledi.

27 Temmuz 2017 Perşembe, 13:00

Çizer Berrin Simavlıoğlu'nun kaleminden Hikmet Çetinkaya

Gazetemiz yazarlarından Hikmet Çetinkaya savunmasında, 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladığını belirterek, “51 yıldır Cumhuriyet gazetesindeyim. Laik, demokratik, hukuk devleti ilkelerinden asla vazgeçmem” dedi. Hayatın her alanında haber yazdığını, röportaj yaptığını anlatan Çetinkaya, ilk önemli haberlerinden birinin Fethullah Gülen ile ilgili olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bornova’da başlayan örgütlenmesini ve vaiz olarak İzmir Kestanepazarı Camii’ne atanmasını, Akevler Yapı Kooperatifi’nde, Yaman Koleji’nde, Maltepe Askeri Lisesi, Işıklar ve Kuleli Liseleri’nde sahte sağlık raporları ile örgütlendiklerine kimseyi inandıramadık, inanmak istemediler. Bütün siyasal iktidarlar cemaatin ne kadar masum olduğunu ve benim ne kadar haksızlık yaptığımı sürekli söylediler. Hakkımda ‘Hocaefendiye’ karşı yazdıklarımdan ceza davaları açtılar.”

Poliste, yargıda, eğitimde örgütlenmelerini haberleştirdiği yıllarda Türkiye’nin Fethullah Gülen’i tanımadığını ifade eden Çetinkaya, “Gülen, 12 Mart döneminde ünlü TCK 163. maddesine muhalefetten laik, demokratik, hukuk devletini ortadan kaldırarak İslam devleti kurma suçundan İzmir sıkıyönetim askeri mahkemesinde yargılandı. Mahkûm oldu, afla kurtuldu, unuttular” dedi.

Birçok ceza davasında sanık olarak yargılandığına dikkat çeken Çetinkaya, şunları anlattı: “Gülen sürekli hakkımda şikâyet dilekçeleri verdi, tazminat davaları açtı. Ama Cumhuriyet gazetesi olarak yılmadan yazdık. Türkiye Cumhuriyeti için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu yıllarca anlattık. Devletten 15 Temmuz 2016’ya kadar emekli maaşı alan bu imamın gerçek yüzünü ortaya çıkardık. Altın nesil adı altında Amerika’da örgütlenmesini yazdığımızda kimse olup bitenleri görmedi. Yurtdışında açılan okulların açılışına davet edilen gazetecilerden olmadık. Gülen’e methiyeler düzen gazetecilerden değildik. Yıllarca peşimizden koştular, aldırmadık. Ama gerçek yüzlerini açığa çıkardık, gazetecilik yaptık. Yazılarımıza haberlerimize itibar etmeyenler tarafından sürekli tehdit edilik.”

Ben yazdım, yargılandım

İddianamede FETÖ’ye yakın bir vakfı ziyaret ettiği gerekçesiyle suçlandığını anımsatan Çetinkaya, “Onların vakfı davet etti, gittim. Bu tek ziyaret suç sayılıyor. Ben Gülen’in terör örgütü olmadığını hiçbir yerde söylemedim, yazmadım. Savcılar merak ediyorlarsa yazdığım haberler ve köşe yazıları, DGM savcılarının Gülen iddianamesinde alıntı olarak yer aldı. Bulup okuyabilirler. İleri sürdüğüm görüşlerim nedeniyle Gülen örgüt kurmak ve yönetmekten yargılandı. Şimdi geçmişi unutmuş savcıların iddianamesiyle FETÖ’ye yardım ve yataklıktan yargılanıyorum”

Çetinkaya, savunmasını “Yazdıklarım, haberlerim, iddianameye karşı savunmam ve sorgumdur. Yaşamın olağan akışına aykırı böyle bir iddianameyi kendim, yazılarım, yaptıklarım ve gazeteciliğim adına reddediyorum. Mahkemenizden beraat kararı verilmesini talep ederim” dedi.

Adliye onların elindeydi

Mahkemenin kıdemli üyesi Halit İçdemir, Çetinkaya’nın “Dünya değişiyor FETÖ hakkında ne yazdıysam yazdım, adam 1998’den beri yurtdışında yaşıyor” dediğini anımsatarak, “Tamam yurtdışında yaşıyor da Türkiye’den gerçekten gitmiş midir?” diye sordu. Bu soruya itiraz eden avukat Fikret İlkiz, “1989’dan sonra Gülen’in gittiği belli. Sorduğunuz soru herkes tarafından bilinen bir şeydir. Sanığın buna yanıt vermesi kast unsuru açısından bir sonuç çıkarmaz. Orada yaşadığını devlet biliyor biz de biliyoruz” açıklamasını yaptı. Bunun üzerine üye hakim İçdemir, “Cevap verip vermeyebilir. Zaman gazetesinde yazısı yayımlanmış. Siz kabul etmemişsiniz” dedi. Çetinkaya, bunu kabul etmediğini, böyle bir demecinin olmadığını söyledi.

Çetinkaya, hâkim İçdemir’in “Tekzip geldi mi yazınıza?” sorusuna, “Yazı dizisi çıkmış, sonun ne olacağı belli değil. Bir dava ile tedbiren durduruldu. Yıllar sonra onu kitap haline getirdim. Adliye onların elindeydi. Türk Silahlı Kuvvetleri onların elindeydi. Nasıl tekzip edeyim” diye yanıt verdi.

Kara propaganda

Söz alan Avukat Bahri Belen ise Çetinkaya’ya “İddianameye göre son 3 yıldır gazetenin yayın politikası vakfın ele geçmesinden sonra değişti. Siz Nadir Nadi, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Arcayürek’le çalışan bir gazeteci olarak gazetede böyle bir değişikliği izlediniz mi?” sorusunu yöneltti. Çetinkaya ise “Cumhuriyet gazetesinde böyle bir şey izlemedim çünkü Cumhuriyet’in bir anayasası vardır, vakıf senedi. ‘Cumhuriyet gazetesi Atatürkçü çizgiden, laiklikten ayrıldı’ diyorlar. Bunlar kara propagandadır, aslı astarı yoktur” yanıtını verdi.