Bu işte bir iş var!
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Bu işte bir iş var!

15.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen hafta sıradışı bir olay yaşandı ve biz hiç konuşmadık.

Önce 8 Haziran’da haberi düştü. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Kırıkkale Keskin ilçesinin AKP’li belediye başkanı Ekmel Cönger’e rüşvet suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. Ardından 11 Haziran’da İçişleri Bakanlığı açıklaması geldi. Başkan görevden alındı.

Konu muhalefet belediyesi olunca “2019 öncesine bakmam” diyen yargının performansı size de sıradışı gelmedi mi?

Neyse...

Haberleri taradım. Yorumlara baktım. Kimse “Acaba ne oldu” diye sormuyordu. Aksine iktidar yanlıları “Bakın AKP’li belediyeler de yargılanıyor, görevden alınıyor” diye örnek veriyordu. Muhalefet yanlıları ise “Demek ki AKP’li belediyeler de yolsuzluk yapıyormuş” diye cevap veriyordu. Ortada kavga değil, uzlaşma vardı.

Acaba ne oldu diye merak ettim. Dosyaya ulaştım.

SEBEBİ EV BORCU

Önce iddianame...

3 ay önce, 11 Mart’ta hazırlanan iddianamede Ekmel Cönger’e rüşvet suçlamasında bulunuluyor. Miktarı ise 1 milyon 203 bin lira yazıyor. Nasıl olmuş derseniz... Bu konuyla ilgisi yok ama Kırıkkale’nin Balışeyh ilçesinin belediye başkanı Hilmi Şen’in aile içi kavgada vurularak öldürüldüğünü hatırladınız mı? İşte o başkan Hilmi Şen, iddianameye göre, yaşarken bir ev almaya çalışıyormuş. 4 milyon 300 bin liralık evin 2 milyon 300 bin lirasını banka kredisi ile peşin ödemiş. Kalan 2 milyonu ise şimdi görevden alınan arkadaşı Ekmel Cönger ödemiş. Yani özetle Balışeyh Belediye başkanı, Keskin Belediye başkanına 2 milyon borçlu kalmış.

Bu borcun bir kısmını ödemiş. Kalan 1 milyon 203 bin liralık kısmı ise onun adına işadamı Mustafa Yurtseven ödemiş. Buraya kadar işlemlerin hepsi belgeli, sanıklar da savcılık da hemfikir.

Gelelim rüşvet meselesine...

Mustafa Yurtseven, her iki belediye ile de iş yapan bir işadamı. Neden Hilmi Şen’in borcunu ödediği iddianamede şöyle yer almış: “Hilmi Şen’in bu borcu kendisinin ödemesinin istediğini, Hilmi Şen’in adına ödediği borcu Hilmi’nin daha sonra kendisine iade edeceğini söylediğini, Hilmi’nin kendisine hitaben ‘Keskin Belediyesi ile iş yapmasını kendisinin sağladığını, bu ödemeyi bir vefa borcu olarak düşünmesi gerektiğini’ söylediğini bu sebeple Hilmi’nin teklifini kabul ettiğini, parça parça Ekmel’in hesabına Hilmi Şen adına para gönderdiğini...”

Savcılık, Mustafa Yurtseven’in Keskin Belediyesi’ne yaptığı işleri inceletmiş. Bunların 35 tanesinin doğrudan temin usulü olduğunu görmüş. Toplamda 6 milyon 794 bin 947 liralık alım saptamış.

Özetle savcılık diyor ki: Keskin Belediye Başkanı Ekmel Cönger, Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen’den şahsi alacağı olan 1 milyon 203 bin lirayı geri alabilmek için onun gösterdiği işadamı Mustafa Yurtseven’den 6 milyon 794 bin liralık alım yaptı.

Ekmel Cönger ise iddiayı reddetmiş. Kendisinin Hilmi Şen’den alacağı ile belediyeye dair satın almaların iki ayrı konu olduğunu, Mustafa Yurtseven’in bölgede inşaat işleri yapması nedeniyle zorunlu hallerde ondan satın alımlar yaptıklarını, kamuyu zarara uğratmadığını söylemiş.

ESKİ VALİYE SUÇLAMA 

Ortada bir rüşvet var mı, yok mu? Bu hukukun konusu. Ama hangi hukukun?

Dosyayı karıştırdıkça ilginç şeyler olduğunu fark ettim.

Önce şunu aktarayım...

İddianame 11 Mart’ta düzenlenmiş. 24 Mart’ta kabul edilmiş. 20 Nisan’da ilk duruşma. Aynı gün dosya mütalaa için savcıya gitmiş. Ertesi gün yani 21 Mart’ta savcı mütalaa vermiş. 11 Mayıs’ta ikinci duruşma, 15 Mayıs’ta üçüncü duruşma, 1 Haziran’da dördüncü duruşma... Ve 8 Haziran’da ceza verilmiş. Yani mahkeme iki ayda adeta koşarak karar gitmiş. Bu sırada mahkeme heyetiyle belediye başkanının avukatları arasında tartışmalar çıkmış. Hâkim, avukatlarla “İstanbul’dan gelip şey yapmayın”, “Yaaa bırak yaaa!” gibi ifadelerle konuştuğu, talep edildiği halde banka hesap hareketleri gibi delilleri toplamadan karar verdiği gerekçesiyle HSK’ye şikâyet edilmiş.

HSK dilekçesine baktım. Ceza alan Cönger’in şu ifadesi özellikle dikkatimi çekti: “Mahkeme heyeti başkanının Kırıkkale’de bir önceki valilik görevini ifa eden kişiyle yakınlıkları bulunmakta ve kendisinin talepleri ile hareket ettiğine ilişkin bilgiler geçmektedir. Kırıkkale’nin önceki valisinin belediye başkanı olarak tarafımdan talep ettiklerine boyun eğmediğim ve bunları gerçekleştirmediğim için...”

Açıkçası başkan kendisine iktidar içinden kumpas kurulduğunu söylüyordu.

İÇ SAVAŞTA KURBAN EDİLDİM

Arayıp Ekmel Cönger’e ne demek istiyorsunuz diye sordum. Aldığım yanıtı özetleyeyim:

“Ben AK Parti’nin kurucu kadroları arasındayım. 2001’den beri bu partide siyaset yapıyorum. 22 yıl sonra ilçe başkanı, 23 yıl sonra yani 2024 seçimlerinde belediye başkanı oldum. En yakın rakibimin üç katı oy aldım. Keskin ilçesinde bilinen bir işadamıyım. Sigorta şirketimin aylık bir milyon geliri var. Emekli maaşım, belediye başkanlığı maaşım, kira gelirlerim, arazilerimden elde ettiğim gelir var. Aylık 2 milyon lira gelirim var. Şunun için söylüyorum. 1 milyon 200 bin liraya tamah edecek adam değilim. Beni kurban ettiler.

Ben göreve geldiğimde belediyenin kasası boştu. 100 milyon da borçluydu. Belediye sadece eşe dosta iş veren, maaş veren bir yerdi. İki yılda hem borçları ödedim hem kasaya 100 milyon bıraktım. Her şeyi desteklerle, hibelerle, ricayla yapmaya çalıştım. Parti ayrımı yapmadım. Mansur Bey’den de Vahap Bey’den de Keskin halkı için yardım istedim.

Göreve geldikten sonra belediyenin paralarında açık fark ettim. Hemen rapor hazırlattım. Benden önceki başkan da AK Partili. Belediyenin 65 milyonunun iç edildiğini fark ettim. Savcılığa verdim. 50 kişi iki senedir yargılanıyor.

O dava devam ederken ben yan salonda ceza aldım. Başkanlığım düşürüldü. Üstelik kendi borç verdiğim parayı geri aldığım için rüşvet almış sayıldım. İtibarım yerle bir edildi. Çocuklarım okula gidemez hale geldi.

Bunun sebebi belli. İçimizdeki kavga. Ben yaptığım suç duyurusuyla birilerini rahatsız ettim. İç meselelerde AK Parti Kırıkkale vekilimiz Mustafa Kaplan ile birlikte davrandım. Karşımda MHP kökenli eski Vali Mehmet Makas’ı, MHP milletvekili Halil Öztürk’ü, kendi partimin il başkanını ve Kırıkkale kökenli eski adalet bakan yardımcısını (Ramazan Can’ı kastediyor) buldum. Benden öç alındı. Yan salonda iki yıldır benim ihbar ettiğim 65 milyonluk yolsuzluk davası sürerken 25 günde 5 duruşma yapılarak kurban edildim. Bana bu kararın çıkacağı daha önce söylenmişti, inanmamıştım. Devlete güvenmeyeceğim de kime güveneceğim.”

Telefonu kapattığımda kafam karmakarışık oldu. Acaba “Yargımız hem CHP’li başkanlardan hem AKP’li başkanlardan hesap soruyor; Bakanlık hem CHP’liyi hem AKP’liyi görevden alıyor” diye iktidar ile muhalefetin elele verip anlattığı olay, iktidar içi savaşların verdiği kurban olabilir miydi? Güçten ve çıkardan arınmış bir hukuk düzenine ulaşmadan bu sorunun yanıtını bilemeyeceğiz.

Bizi gerçeğin kendisine şaşırıp sorduğumuz sorular götürecek.