Can Dündar, FETÖ dinlemelerinin mağduru

FETÖ’ye yardımla suçlanan Can Dündar, FETÖ üyesi istihbaratçı polislerin yargılandığı ‘VIP dinleme’ davasının iddianamesinde mağdur olarak yer aldı.
Yayınlanma tarihi: 25 Ağustos 2017 Cuma, 03:36

Siyasi iktidar ve yandaş gazetelerin Fethullahçı yapıya yardım etmekle suçladığı gazeteci Can Dündar, bu yapıya üye olmakla suçlanan istihbaratçı polisler hakkında hazırlanan iddianamede telefonu usulsüz dinlendiği için mağdur olarak yer aldı. İddianamede, gazetecilerin örgüt menfaatleri ile çakışan yayınların engellenmesi için dinlendiği ifade edildi.

Hürriyet gazetesinin 3 Aralık 2014’te iş insanları, gazeteciler, rektörler ve eski komutanların da aralarında bulunduğu 160 kişinin telefonlarının usulsüz dinlendiğini ortaya çıkaran “VIP Kulak” başlıklı haberinin ardından başlatılan “VIP dinleme soruşturması”na ilişkin hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıktı. 238 sayfalık iddianamede, gazetemizin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar da mağdur sıfatıyla yer aldı.

İddianamede FETÖ yöneticiliği ve üyeliği ile suçlanan istihbaratçı polislerin aralarında Can Dündar’ın da bulunduğu gazetecileri usulsüz bir biçimde dinlemesi ile ilgili, “Özellikle merkez medyada örgüt menfaatleri ile çakışan yayınların engellenmesi ve meşruiyet sorunu yaratacak algının önüne geçilebilmesi için medya patronları, gazete yöneticileri, köşe yazarları ve medya şirketlerinin santrallerine yönelik dinleme faaliyeti yürütüldüğü” yorumunda bulundu. Dinlemeler kapsamında, ‘hayatın olağan akışına aykırı bir biçimde, farklı inanış, kanaat ve dünya görüşüne sahip çok sayıda insanın aynı soruşturma kapsamında suçlandığı’ belirtilen iddianamede, Dündar’ın soyut, genel, klişe cümlelerle organize suç örgütü ile ilişkilendirildiği kaydedildi. Dündar’ın gazeteci, yazar ve televizyoncu olduğu, kamuoyunca tanındığı için gerçek ismiyle dinleme kararı talep edilmesi halinde karar alınamayacağı nedeniyle sahte evrakla talepte bulunulduğu belirtildi.

Örgüt üyelerinin ‘kendilerinden olmayan ve kendileri gibi düşünmeyen kişileri ve kesimleri’ operasyonlarla sindirerek korku imparatorluğu kurduğu belirtilen iddianamede, “Ergenokon, Balyoz, Şike, Tahşiyeciler vb. davalar ve bu davalara ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçleri anlatılanlara birer örnek olarak verilebilecek süreçlerdir” denildi. Savcıların sonradan kumpas olarak nitelendirilen bu tarihi davaların arasında Oda TV davasını saymaması dikkat çekti.

DÜNDAR’A ÖZEL BÖLÜM

İddianamenin sonunda savcılar, FETÖ üyeliği ile suçladıkları istihbaratçı polislerin dinlediği başka gazeteciler de olmasına karşın, Dündar için ayrı bir parantez açtı. Savcılar, mühimmat yüklü MİT TIR’larına ilişkin haberler nedeniyle Dündar ve Erdem Gül hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Dündar’ın FETÖ/PDY’ye yardım ettiği, aynı doğrultuda eylem ve işlemlerde bulunduğunun anlaşıldığını öne sürdü. Oysa söz konusu soruşturma hazırlanan iddianame ile tamamlanmış, yargılama kapsamında şimdiye dek Dündar’a “devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak” suçundan 5 yıl 10 hapis cezası verilmişti. FETÖ’ye üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme suçlamasına ilişkin ise yargılama sürüyor. Savcılık bu çarpıtmaya dayanarak, Dündar’ın örgüte boyun eğmesi ya da hakkında şantaj konusu olabilecek bilgiler elde edilerek örgüte yardım etmesi amacıyla dinlendiğini savundu.

BİZ DE BUNU DİYORUZ

Savcılar, iddianamede, ironik bir biçimde adeta Cumhuriyet davası kapsamında 10 aydır tutuklu bulunan yazar ve yöneticilerimize yöneltilen suçlamaları boşa çıkartacak ifadeler kullandı. Savcılar, FETÖ üyeliğiyle suçladıkları istihbaratçı polislerin, insanların telefonlarına gelen mesajları gerekçe göstererek terör örgütü üyesi olma suçlaması yönelttiklerini şu sözlerle anlattı: “Ayrıca adli soruşturmalar esnasında GSM operatörlerinin bütün kullanıcılara gönderdiği SMS’ler gerekçe gösterilerek insanların terör örgütü üyesi olmak iddiası ile teknik takip altında bulunan kişilerle bağlantılı gibi gösterildiği, sehven yapılması mümkün olmayacak şekilde gerçeğe aykırı HTS analizlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.” Cumhuriyet davası kapsamında yayın danışmanı ve yazarımız Kadri Gürsel, telefonuna gelen ve devamlılığı bulunmayan mesajlar gerekçe gösterilerek tahliye edilmiyor.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar