A+ A-

‘Al sık, siftah yap’

20 yıl sonra tarihi yüzleşme: ‘Devlet için kurşun atanlar’ yargıç ve mağdurların karşısında
Yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2014 Cumartesi, 04:38

[Haber görseli]

Susurluk çetesinin 1990’lı yıllarda işlediği faili meçhul cinayetlere ilişkin 19 kişi hakkında açılan davanın dünkü duruşmasında “tarihi yüzleşme” gerçekleşti. Duruşmada önce tutuklu sanık Ayhan Çarkın, itiraflarda bulunurken, “Bütün cinayetler devletin bilgisi dahilinde işlendi” diyerek dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, başbakanlar Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve MGK üyelerini suçladı. Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven ise çete tarafından öldürüldüğü ileri sürülen MİT elemanı Tarık Ümit’in ölmediğini, İngiltere ve ABD’de gördüğünü savundu. Yakınları faili meçhule kurban giden mağdurlar, sanıklardan hesap sordu. Gözyaşları içinde konuşan avukat Medet Serhat’ın eşi Yurdanur Serhat, “Eşimi kucağımda kaybettim. Ben 14 kurşun yedim. Bunlar maşa. Bunların ağababaları nerede? Büyükleri istiyorum” dedi.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Çarkın’ın ifadeleri ve mağdurların konuşmaları damgasını vurdu. İzleyicilerin salonu doldurduğu duruşmaya; tutuklu Ayhan Çarkın ile tutuksuz sanıklardan Korkut Eken’in aralarında bulunduğu 14 sanık katıldı. Davanın bir numaralı sanığı Mehmet Ağar, hastaneden aldığı 7 günlük istirahat raporunu mahkemeye göndererek duruşmaya gelmedi. Raporda, Ağar’ın ani tansiyon yükselmesi, kalp kapağı hastalığı ile kronik akciğer hastalığı olduğu öne sürüldü. İbrahim Şahin de Reşadiye Devlet Hastanesi’ne yattığına ilişkin belge gönderdi. Faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yakınları ile avukatlarının hazır bulunduğu duruşmayı eşi Savaş Buldan’ı çeteye kurban veren HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ile CHP’li Mahmut Tanal da izledi.

Çarkın: Cinayetler devlet kararıydı

Duruşmada 9 sayfalık savunma dilekçesini okuyan Ayhan Çarkın, kendisi hakkındaki cinayetlere karıştığı iddialarını reddetti, olayların eksik yönleri bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu cinayetler dönemin cumhurbaşkanının, başbakanının, MGK’nin, İçişleri Bakanlığı ve bu bakanlığa bağlı İstihbarat Daire Başkanlığı’nın ve Özel Harekât Daire Başkanlığı’nın ve MİT’in içinde bulunan Kontr-Terör Daire Başkanlığı ve kurumlarının talimatları, bilgileri ve koordinasyonları vasıtasıyla, yani o dönemki devletin yöneticilerinin bilgileri dahilinde işlenmiş cinayetlerdir. Yoksa hiç kimse pervasızca böyle cinayetler işleyemez. Herkes bilgi sahibi fakat her nedense hiç kimse bugüne kadar kılını dahi kıpırdatmamış. Olayların üzerine gitmek yerine sadece kendi egolarının peşlerine düşerek siyasi ve ekonomik rant elde etmişlerdir.”

‘Devlet’ deyince, başkan ara verdi

Ancak bu sırada Mahkeme Başkanı Tekman Savaş Nemli araya girerek Çarkın’ı susturdu. Müşteki avukatları, sanığın savunmasının kesilemeyeceğini kaydedince avukatlar ile başkan arasında tartışma yaşandı. İtirazlar üzerine mahkeme, duruşmaya 10 dakika ara vererek müzakere odasına çekildi. Aranın ardından Başkan Nemli, avukatlara söz vermeden konuşulmayacağı konusunda uyarıda bulundu.

‘Vampirlerin sofrasına kan akıttık’

Daha sonra savunmasına devam eden Çarkın, amacının bu olayların tamamının açığa çıkarılması olduğunu belirterek, “Şimdi yüzleşmenin zamanıdır. Vatan adına, millet bayrak adına yola çıkıp da yoldan çıkanları, kutsal duyguları kendilerine rant kapısı yapanları görelim. Vampirler sofrasının kan çanağına yıllarca kanlarımızı akıttık. Adalet huzurunda bu kirli yüzler aydınlanmalıdır” dedi. Soruşturmanın genişletilmesini isteyen Çarkın, Demirel, Çiller, Mesut Yılmaz, o dönemki MGK üyeleri, MİT yöneticisi Mehmet Eymür’ün bu cinayetlerin baş aktörleri olduğunu söyledi.

‘Kurbanlık koyun gibi’

Daha önceki savunmalarında anlattığı Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın, Behçet Cantürk ve avukatlar Faik Candan ve Yusuf Ekinci’nin öldürülmesine ilişkin beyanlarını tekrarlayan Çarkın, Ekinci cinayetine ilişkin ise “Kuğulu Park civarındayken gelen bir anons üzerine Ümitköy Kavşağı’na gittik. Bir gittik ki avukat Yusuf Ekinci kurbanlık koyun gibi dizlerinin üzerine çökmüş, hazır duruyordu. Bana silahı uzattılar ‘Al sık siftahın olsun’ dediler ‘Yok ya’ dedim silahı attım, Oğuz’la oradan ayrıldık” diye konuştu.

‘Babamın üzerinde sigara söndürüldü’

Örgüt faaliyeti kapsamında 8 cinayetle suçlanan sanık Ayhan Akça, savunmasında “Devletin verdiği görev dışında hiçbir illegal işler yapmadım. Ben şahısların isimlerini bile hatırlamıyorum” dedi. Bunun üzerine cinayete kurban giden Hacı Karay’ın oğlu Emrah Karay, “Biz seni 22 senedir unutmadık” dedi. Akça’nın, “Kardeşim bir sus” sözlerine Emrah Karay, “Senin babanın üzerinde sigara söndürdüler mi, naylon erittiler mi?” karşılığını verdi.

‘Tarık Ümit ölmedi, yaşıyor’

Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven, ifadesinde “Tarık Ümit ölmedi, sağ kendisi. Benim bildiğim kadarıyla İngiltere’de. Bir kere Amerika’da Tarık Ümit’i bir MİT’çi ile viski içerken gördüm”dedi.

‘Katledenler idam edilsin’

Davada infazlarda yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Avukat Faik Candan’ın eşi Gönül Candan, bu katliamları yapanların idam edilmesini istedi. Avukat Medet Serhat’ın eşi Yurdanur Serhat ise konuşmasında gözyaşlarını tutamadı. Sanıklara bakarak konuşan Yurdanur Serhat, eşini kucağında kaybettiğini belirterek, o anları şöyle anlattı: “Düğünden çıktık. Biz evimize tam geliyoruz. Solumuzdan bir araba girdi ve bizi sıkıştırdı. Şoför durdu. Öbür arabanın şoförünün yanındaki kişi camı açtı tak tak sıktı. Eşime bir tane geldi bana 14 tane geldi. Kim olduğunu bilmiyorum. Arabada üç kişi vardı. Silahı çıkardı tak tak tak diye sıktı. Ben her seferinde ay ay ay dedim. Eşim hayatını kaybetti. Eşim Kürttü. Ben Kürt değilim. Bir asker kızıyım. Bir Emniyet mensubunun kız kardeşiydim. Ama abim bunlar gibi maşa değildi. Bunların ağababaları nerede? Büyükleri istiyorum. Bunun öcünü istiyorum ben” dedi. Serhat, önünde oturan Korkut Eken’e seslenerek “Açık baş, sana çok gıcığım” ifadesini kullandı.

Pervin Buldan: Yüzüme bakamıyorlar

Eşi Savaş Buldan’ı kaybeden Pervin Buldan, önlerinde sanıklar olduğu halde izleyici sırasından söz almak istediğini belirterek, “Bakalım bu katillerin benim yüzüme bakabilecek cesaretleri var mı?”dedi. Hiçbirinin yüzüne bakacak cesareti olmadığını dile getiren Buldan, “Çünkü hepsi ellerine silah tutuşturulmuş, ceplerine para konulmuş zavallı katiller. Emir alan, kurşun sıkan kahraman ilan edilen katiller. Bugün burada yalnız bunların değil, bunlara emir verenlerin, eline silah verenlerin hepsinin yargılanmasını istiyorum. Başta Tansu Çiller ve Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, OHAL bölge valileri, hepsi burada yargılanmalıdır. Ben eşimi kaybettiğim gün bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bugün kızımı buraya getirmedim, babasının katillerinin görmesini istemedim. Buna dayanamam o ağlarsa ben de dayanamam. Çünkü ben bir anneyim. Acaba burada oturanlar bunu bilirler mi?”

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler