Kapat
A+ A-

Vietnam tarihi direnişlerle dolu

Tarihinin son birkaç yüzyılında emperyal devlere boyun eğmeyip sömürgelik kaderini alt eden Vietnam’ın haritada tuttuğu yerin bunca küçük, alçakgönüllü olmasına şaşırmamak elde değil.
Yayınlanma tarihi: 24 Şubat 2019 Pazar, 13:08

[Haber görseli]

Bir ülke birkaç günlük ziyaret süresince ne kadar tanınabilir?

İlk izlenimlerimizi o ülkenin insanlarıyla karşılaşmalarımızdan, onların giyim kuşamlarından, davranışlarından ve ayak bastığımız ilk yerleşim yerlerinde gördüklerimizden ediniriz.

Sadece bunlarla yetinerek yazılacak bir gezi yazısı kuşkusuz yüzeysel kalacaktır.

Bu izlenimleri merakımız ölçüsünde edindiğimiz bilgilerle karşılaştırıp bir kez daha gözden geçirdikten sonra yazıya döktüğümüzde sanırım daha sağlıklı bir sonuç elde edilecektir.

İdollerimizden Ho Chi Minh’in ülkesi Vietnam’ın haritadaki yerini, itiraf ederim ki doğru dürüst bilmiyordum...

Uçak dergisindeki haritada Çinhindi (Hindiçin) yarımadasına; batıda boydan boya Kamboçya ve Laos’un, kuzeyde Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırdaşı, doğuda Büyük Okyanus boyunca (kuzeyde genişlese de) ince bir şerit gibi uzanan Vietnam’a gözümü ayırmadan bakıyorum.
Tarihinin son birkaç yüzyılında Fransa, Çin, Japonya, Amerika gibi devlere boyun eğmeyip sömürgelik kaderini alt eden bu kahraman ülkenin haritada tuttuğu yerin bunca küçük, gösterişsiz, alçakgönüllü olmasına şaşırmamak elde değil...

Günlük yaşama ilk adımlar

Hanoi’de kentin günlük yaşamına katılmaya başlarken bir yandan da hızla okumalara ve okuduklarımı irdelemeye koyuldum...

Yüzölçümü Türkiye’nin yarısı kadar, nüfusu bizimkiyle başa baş olduğuna göre, büyük şehirlerde büyük yığılmalar olmalı.

Fakat hem rakamlar bunu göstermiyor, hem de Hanoi bir metropol görümünde değil.

Günlük yaşamın akışı -motosiklet ordusu dışında- bizim herhangi bir Orta Anadolu şehrindekinden farksız.

Küçük dükkânlar. Sokağa taşmış bir yaşam. Fakat sıkıntı vermeyen bir kalabalık.

Evler genellikle iki katlı ve oldukça eski, fakat hiçbiri gecekondu görümünde değil.

Bir önceki yazıda sözünü ettiğim eski Hanoi’nin dışında kalan, burjuva denebilecek kesiminin yaşadığı -konuk olduğumuz devlet otelinin bulunduğu- bölgelerdeki yaşam erken denecek saatte sona eriyor.

Gece on bir sonrasında gezindiğim caddelerde açık bir kafeye rastlamadım.

Vietnamlı konuşmayı pek sevmiyor. Fakat genç yaşlı, kadın erkek, kibar ve yardımsever, gülümsemeyi bilen insanlar...

Sokakta Vietnamca dışında bir başka dil bilen birine rastlamak hemen hemen olanaksız.
Vietnamca Çin-Tibet dil ailesinden, tek heceli ve ek almayan sözcüklerden oluşan bir dil...
Konuşma sırasında Çincede de olduğu gibi zaman zaman ağız dalaşındakine benzer sesler çıkması, bu tek heceli sözcüklerin vurgulamayla farklı anlamlar kazanıyor olmalarının sonucu olsa gerek...

Motosiklet orduları

Hanoi sokaklarında, alışık olmadığımız ve bu ölçüde hiçbir yerde karşılaşmadığım şey, motosiklet orduları oldu...

İlk başta belki tam farkına varılmıyor; fakat giderek kendinizi bir motosiklet yarış pistinin kenarındaymış gibi hissediyor; küçümsemek için değil fakat göz önüne getirilebilsin diye söylüyorum, kısa aralıklarla dalga dalga gelen bir sinek ya da çekirge sürüsünün hücumuna uğramışlık duygusuna kapılıyorsunuz...

Bu motosiklet ordularının sempatik bir yanı olduğu da kuşkusuz. Gözünüzün önünden tek tek kişilerin yanı sıra aileler, şıpıdık terliklerini parmak arasında havalandırarak motosikletin arka koltuğunda oturmakta olan hanımlarla ev içleri de geçiyor.

Trafik yavaşladığında yan yana giden motosikletlilerin sohbetleri de oluyor kuşkusuz.
Başlı başına bir âlem bu.

Fakat bence aşılması gereken bir süreç.

Neyle çalıştıklarını bilmiyorum, fakat her durumda hem araç yakıtı hem insan emeği bakımından olağan dışı bir enerji tüketimi...

Trafiğe motosikletle çıkmak baharda pek sorun oluşurmuyor belki...

Fakat yağmurda, karda, ya da aşırı sıcaklarda böyle bir ulaşım mantıklı görünmüyor.
Sosyalist Vietnam’da toplu taşımacılığın gelişmemiş olmasına, Hanoi’de (Saygon’da var mıdır bilmiyorum) hâlâ bir metro bulunmayışına şaşırdığımı söylemeliyim.

Vietnam’ın dünya ölçüsünde büyük bir pirinç ve kahve üreticisi ülke olduğunu bilmiyordum.
Pirinç tamam, fakat kahve deyince akla hemen Güney Amerika, Brezilya vb. geldiğinden şaşırdım biraz.

Genellikle Ekonomi

Önemli maden ve petrol rezervlerine sahip olduğuna, Vietnam ekonomisinin hem tarım hem sanayi alanında hızla geliştiğine ilişkin haberler, yazılar okudum. 1 Amerikan Doları 20’den biraz fazla Vietnam Dong’u ediyorBuradaki para biriminde yüzlü binli haneler geçerli olduğu için kafanızın karıştığı da oluyor.

Örneğin, üzerinde 2000 yazan banknotu 20 lira karşılığı olduğunu düşünerek satıcıya uzattığınızda, satıcı eliyle geri çevirip 20.000’lik banknotu işaret ettiğinde azıcık mahcup da oluyorsunuz...
Vietnam’da asgari ücreti, ücret düzeyini, dağılımını ve alım gücünü bilmiyorum.

Günlük yaşam gereksinimi ürünleri (örneğin meyve vb.) bana pek de ucuz görünmedi.

Buna karşılık evsiz barksız görünümlü, yoksul, dilenen kimseye de rastlamadım.

Bir sonraki ve son yazıda Vietnam’a geliş nedenim olan şiir festivalinden, Vietnam’ın incisi Ha Long Koyu’ndan (Ha Long Bay), fakat daha da çok Vietnam mucizesinin baş mimarı, kendisi de bir mucize olan Ho Chi Minh’den söz edeceğim...

Vietnam'dan ilk izlenimler: Yaşam dolu Hanoi

- SÜRECEK -

Cumhuriyet İMECESİ