Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

160 kilometre giderken öpüşmek

22 Haziran 2018 Cuma

Hava sıcak, kuvvetli bir rüzgâr esiyor ve etrafta güzel kokular dolaşıyor.
O kokular istemeyi unuttuğumuz, değer vermekten vazgeçtiğimiz, olmazsa olmayacağını bir zamanlar bildiğimiz bir hayatı yeniden arzulamayı, hayal etmeyi, o hayatta inat etmeyi anımsatıyor.
Ülke geleceğinden tam umut kesmişken...
Demokrasinin paçasını faşizme iyice kaptırdığına tam ikna olmuşken...
İnsanlar bu ülkeden dışarı ya da kendilerinden içeri kaçmanın planlarına dalmışken...
Birdenbire bir zamanlar gayet iyi bildikleri ama nicedir duymayı unuttukları cümlelerin cazibesiyle...
Bambaşka şeyler düşünmeye ve istemeye başladılar diye bile...
Bu seçim, sonucu önemsenmeksizin tarihe bir kazanım olarak geçecektir.
80’lerden itibaren basının ve politikanın el ele vererek pompaladıkları...
Halkı gerekliliğiyle birlikte kaçınılmazlığına da ikna ettikleri...
Ve yükseldiğini iddia ettikleri değerlerin yerine...
Gözden çıkarılan, kıymetsiz sayılan, yabana atılan değerleri tekrar hatırlatan güçlü bir muhalefetin sesinin peşine takılan bir ülke...
Yeniden fırsat eşitliğinden bahsetmeye başladı.
Fikir ve inanç özgürlüğünün kıymetini anımsadı.
Bilime ve sanata verilen değerin seçkincilik değil, tam tersine halkçılık anlamına geldiğini yeniden fark etti.
İşçinin, köylünün hayatını önemseyen bir iktidar diline ikna oldu.
Tarım ve üretim kaygılarıyla birlikte kendine yetme hedefini yeniden belirlemenin önemini kavradı.
Halkların düşmanlığı değil, halkların kardeşliği üzerine politikalar kurmanın ve sorunların Meclis çatısı altında çözülmesinin gerçekte ne anlama geldiğini anladı.
Nicedir yalanlarla güçlenmesini kabullendiği politik dilin, dürüstlüğe vurgu yaparak çok daha güçlü görünebileceğini hatırladı.
Gençleri kindarlığa ve dindarlığa değil, aydınlığa taşımayı hayal eden bir iktidar dilinin kıymetini gördü.
Tüm bunlar bir ülkenin zihninin hızla kararabileceği gibi yeniden ve yeniden aydınlanabileceğinin de işaretleri.
İktidarın karşısına, onun bunca zamandır kullandığı ve sırtını dayadığı değerleri altüst ederek çıkan...
Vicdansız söylemlerin yerine vicdandan beslenen söylemler koyan...
Muhafazakâr hamaseti alaşağı edip samimi bir dille ve çağdaş hedeflerle konuşan...
Sadece tahtı epeydir devrik duran endişeli yüzde 50’nin değil...
Aksi gibi, iktidarın etrafında toplaşmış olan diğer yüzde 50’den bir bölümün de aklını karıştıran...
Dolayısıyla umudun ve isteklerin yönünü topyekûn değiştiren...
İnsanlara epeydir kuramadıkları hayalleri yeniden...
Ve çok da sağlam bir yerden kurduran muhalefet;
Büyük bir işe imza attı ve bu ülkeye kendi gerçeğini hatırlattı.
Sonuç ne olursa olsun...
Şu süreçte muhalefetin herkesin anlayacağı bir dille telaffuz ettiği değerlere seçimlerden sonra da aynı inançla sahip çıkılırsa..
Bir iktidardan gerçekte ne talep edilmesi gerektiği, bir daha hiç unutulmamacasına beyinlere ve kalplere kazınırsa...
Muktedirler hiç hak etmedikleri o tahtlarından çıktıkları vitesle inerken, ülke de indiği vitesle yeniden layık olduğu yere çıkmaya başlayabilir.
Nicedir matah bir şeymiş gibi pazarlanan çağdışı gerileme...
Yerini hızla yeniden ilerlemeye bırakabilir.

***

Düşünün...
O muhteşem şairin “erotik” şiirinde dediği gibi:
“Kim bilir ne harikuladedir 160 kilometre giderken öpüşmesi”.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Gezi ahlakı, evet, bir tehdittir 21 Kasım 2018 Çar
Yazarları hapiste olan ülkede... 16 Kasım 2018 Cum
9’u 5 geçe siz neredeydiniz? 14 Kasım 2018 Çar