Köşe Yazısı

A+ A-

Altılı galeyan

24 Nisan 2019 Çarşamba

Biz...
Küçük ama etkin bir iktidar alanında yeniden seçim kazanabilmenin umuduyla, itiraf edelim, fena gaza geldik. Nicedir kaybetmeye ayarlı moralimiz birden kazanmaya ayarlandı.
Artık, bu ülkede seçim sayesinde demokratik bir yapının yeniden kurulabileceğine inanıyoruz.
Farklı düşüncelerdeki insanların her alanda birlikte çalışabileceğine inanıyoruz.
Savaşın bitebileceğine, barışın gelebileceğine inanıyoruz.
Özgürlüğün ve adaletin yeniden kazanılacağına inanıyoruz.
Ahlaki ilkelerin baştan inşa edilebileceğine inanıyoruz.
Bu ülkenin tekrar adil bir düzene kavuşabileceğine inanıyoruz.
Irk, din, mezhep ayrılıkları üzerinden kurulmuş politik bir dilin gücünün artık insanları birbirine düşürmeye yetmeyeceğine inanıyoruz.
Aklın yolunun bir olduğuna inanıyoruz.
Seçimlerdeki başarıların ülkenin üzerindeki kara bulutların artık dağılacağının bir işareti olduğuna inanıyoruz.
Güzel günler göreceğimize inanıyoruz.
Galeyana gelenlerse...
Bize günümüzü göstereceklerine inanıyorlar.
Gaza gelenler, dışarıdan gelen bir yüreklendirme neticesinde, hiç yapmayacakları bir işi yaparlar.
Cesaret edemeyecekleri bir şeye kalkışırlar. Akıllarında olmayan bir şeye heves ederler. Ümit kestikleri bir şeye yeniden inanıverirler.
Galeyana gelenlerse, yine dışarıdan gelen bir fitneyle öfkelenirler. Saldırganlaşırlar. Etrafa zarar verirler. Esip gürlerler. Yakar yıkarlar.
Çağdaş ve akılcı bir lider, dünyanın tarihi savaşlarla yazılmış en cahil halkını gaza getirip “Yurtta ve cihanda” barışa ikna edebilir.
Adalete ve eşitliğe inandırabilir.
Bağımsızlık fikriyle donatabilir.
Özgürlükle tanıştırabilir.
Sanatla büyüleyebilir.
Onu dogmatik inançların kıskacından çıkarabilir.
Hedefine bilimselliği yerleştirebilir.
Dilerse cahil ve yoksul bir halkın tüm değer yargılarını en baştan bambaşka bir şekilde yeniden yaratabilir.
Kafasının içini de dışını da değiştirebilir.
Tüm bunlar tecrübeyle sabittir ama çağdışı ve cahil liderlerin halkları galeyana getirmek için çabaları da tecrübeyle sabittir.
O liderlerin peşine düşenler, galeyana gelir ve İsmet İnönü taşlanır. Sabahattin Ali öldürülür. Tan Matbaası yakılır. Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin dükkânları, evleri yıkılıp yağmalanır. Maraş’ta katliam yapılır. Sivas’ta insanlar yakılır. 15 Temmuz’da tanklardan indirilen masum erlerin boğazları kesilir.
Ve halkı galeyana getiren gizli ya da aleni iktidarlar her seferinde galeyanı hafifletici sebep olarak kayda geçirir.
Evet, insanlar ikiye ayrılırlar, gaza gelenler ve galeyana gelenler.
Biz şu an gazdayız, onlar galeyanda.
Yeniden ele geçirilmiş küçük ama çok etkin bir iktidar alanında dev bir umutla adaletin, eşitliğin, hakkın, hukukun, şeffaflığın hayallerini kuruyoruz. Ve kendimizde yeniden muhalefet gücü buluyoruz.
Bu başarıya gölge düşürmek isteyen iktidar sadece kendinde topladığı sınırsız yetkilere değil, zamanında evde zor tuttuğunu ima ettiği ve galeyana kolay geleceğine inandığı cahil kalabalıklara da güvenerek bizim üzerimizde çok tehlikeli bir kumar oynuyor.
Çünkü hem mutlak barış istemekte diretmenin gücünden habersiz;
Hem de “Aşkta kaybeden kumarda kazanır” sözünün bir şehir efsanesi olduğunu henüz bilmiyor.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Neyimiz var? Neyimiz yok? 23 Ağustos 2019 Cum
Türkiye Kayyım Cumhuriyeti 21 Ağustos 2019 Çar
‘Bu mezarda mübarek bir gladyatör yatmakta’ 16 Ağustos 2019 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İsmet İnönü