Köşe Yazısı

A+ A-

Gerçek İslam ve gerçek insan

18 Kasım 2015 Çarşamba

Soru yine en zor yerden.
Gerçek İslam bir nedir?
Herkese kucak açan, etrafa ilim irfan saçan, hoşgörüden yıkılan bir İslam mı; yoksa etrafa dehşet saçan, kol kafa kesen, kadınları hor gören, gayrimüslimlerden nefret eden cihatçı bir İslam mı?
Gerçek İslamla İslamın gerçekliği arasındaki uçurumda kontrolden çıkmış korkunç bir salıncak...
Böyle giderse çok yakında tüm dünya tepe taklak olacak.
Oysa mesele uygarlık tarihi boyunca gelip geçici sayısız inanç sisteminden biri olan İslamda değil, insanda...
Zira, bugün gerçek insan kimse... Gerçek İslam da o.
Hiç uzağınızda olmayan o gerçek insan şu anda:
Kanser yaptığını bile bile GDO’lu yiyecekler tüketiyor.
İyi bir sağlık hizmetinin ülkesinde paralı olmasına ses çıkarmıyor.
Eğitimin eşitsizliğini umursamıyor.
Kendi çocuğunu iyi okullarda okutabilmek için çırpınıyor.
Muhafazakâr bir toplumsal ahlakı sorgusuz sualsiz kabul ediyor.
Kucağında bebeğiyle dilenen yoksulun yanından gözünü kapatıp geçiyor.
Parası kadar özgür olabileceği gerçeğine isyan etmiyor.
Ona çirkin şehirlerde çirkin evler ve çirkin arabalar pazarlayan çirkin bir ekonomiye boyun eğip ayağını toprağa basmadan kirli havalar soluya soluya yaşıyor.
Kontrolsüzce kesilen ağaçları, kirletilen nehirleri ve soyu tükenen hayvanları umursamıyor.
Kendisi karıncayı bile incitmezken vergileriyle silahlanmaya büyük bir bütçe ayrılmasına sessiz kalıyor.
Farklı cinsel yönelimleri hastalık sayıyor.
Mutlaka evlenmesi, çocuk doğurması gerektiğini sanıyor ve tüm hayatını harcayarak aldığı bir evde yaşlanmayı hayal ediyor.
Ait olduğu sisteme bir zarar gelirse güvenli hayatı bozulur diye korkuyor.
Yaşadığı hayatın zaten her taraftan tehlikelerle kuşatıldığını görmezden geliyor.
Huzuru üst üste kilitlediği kapılar, kurduğu alarmlar, kapısına diktiği güvenlik görevlileri arasında buluyor.
Politikacının yalancı, politikanın yalan olmasını doğal karşılıyor.
Devletin bir hizmetkâr değil hükümdar olduğunu düşünüyor.
Güvenmesi gerekenden korkuyor, korkması gerekene güveniyor.
Gerçek insan, maalesef her türlü dinden ve her türlü ideolojiden daha tehlikeli olan o itaatkâr çoğunluk.
O itaatkâr çoğunluk sustuğu için, art niyetli azınlık kükrüyor.
Şüpheli Müslümanları sınır dışı ederek ve ülkesindeki camilerin kapılarına kilit vurarak tehlikenin zaman zaman farkına varan ama sonra ilk fırsatta yeniden tehlikeyle flörte açık olan Batı ahlakıyla, bu flörtün ve tehlikenin tadını çıkaran Doğu ahlaksızlığı ganimetleri paylaşırken biz gerçek insanın arzularından ve korkularından müteşekkil bir dünyada acı çekiyoruz.
Dünya devleriyle dünya cüceleri arasında, kirli bir enerji kaynakları pazarlığı...
Bu pazarlığa kurban giden aklımız “Gerçek İslam bu mu” sorusuyla oyalanıyor. Aklımız...
Öğretilen korkulara hemen kanıyor; eline tutuşturulan her oyuncakla oyalanıyor da...
Kendi gerçeğinden korkmayı bir türlü göze alamıyor.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Müebbet ahlak 24 Mayıs 2019 Cum
Trabzon’da sahi kimler yaşar? 22 Mayıs 2019 Çar
İktidar iştahı 17 Mayıs 2019 Cum