Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Mutlu aşk ve haklı savaş

24 Ocak 2018 Çarşamba

Barış ve savaş sanıldığı gibi birbirinin karşıtı değil aksine bir bütünün birbirini tetikleyen parçasıdır.
Her iki savaş arasında hep geçiciliği şaşmaz ve tehditkâr bir barış zamanı vardır.
Birlikte yaşamak barış ya da savaş şartlarına bağlı kaldığı sürece...
İkisi de aynı kirli zihinden çıkarlar ve insanlığın aklını ve niyetini devamlı bozarlar.
Barışın olduğu her yerde bir gün mutlaka yeniden savaş çıkar.
Ve her savaş nihayetinde barışa varır.
İnsanın savaşla coşan ve barışla yatışan tüm istekleri ve niyetleri, bu yüzden tehlikelidir.
Barışa kanmanın, hayatı barışla tanımlamanın bile hep savaşı beslediği gerçeğiyle yüzleşmeyen insanlar...
Kendilerini bir diğerinden farklı sanan ve birtakım topraklarda hakkı olduğunu savunan tüm halklar...
Ölümlü bir dünyada ölümsüzmüş gibi yaşarlar.
O yüzden savaşın ve barışın gerçekte ne anlama geldiğini kavramazlar.
Devlet kuran ve devlet yıkan ve asla kendilerine ait olmayan bir dünyayı her seferinde arsızca aralarında paylaşan...
Toprakları sınırlarla ayıran, sınırı geçeni acımasızca vuran gelmiş, geçmiş ve gelecek tüm halklar...
Yensinler ya da yenilsinler, fark etmez, hep ama hep haksızdırlar.
O yüzden bugün de güçlüyü kötü, güçsüzü iyi diye kodlamayın.
Düzenli ya da düzensiz ordular kurup dünya ekonomisini parmağında oynatanlara bitmek bilmez pazarlar yaratan ve dev güçlerle pazarlıklar yapa yapa her yeri kana bulayan tüm iradelere aynı mesafede durun.
Şiddet, adaletsizlikten olduğu kadar adaletten de beslenir.
Dünyayı paylaşmak fikri mülkiyet değerini yüceltir ve külliyen zehirlidir.
Bir savaş adaletinin peşine düştüğünüz anda kendinizi o eleştirdiğiniz ve değiştirmek istediğiniz sistemi başka bir açıdan yine onaylarken bulursunuz.
Kaybedenin acıklı hikâyesi, evet hep etkileyicidir.
Onun bir zamanlar uğradığı haksızlığın öcünü almak için bugün dağlara çıkmış olmasını haklı bulmak vicdana iyi gelir.
Ezilenin yanında olmak soylu bir duygu gibi görünebilir.
Ama...
Gerçekte, şunun için ya da bunun için savaşmak arasında hiçbir fark yoktur.
Savaş savaştır.
Bu dünyada birbirinden farklı olduğunu sanan ve kendisini halk olarak tanımlayan grup grup insan...
Paylaşamadıklarının aslen ne olduğuna hiç bakmadan...
Sınırlar çizen ve o sınırları birbirini öldüre öldüre devamlı değiştiren...
Anca devlet gibi tehlikeli ve saldırgan bir zihniyetin kanatlarında kendisini güvende hisseden...
Ve tarihini kanla şekillendirmiş olmaktan hiç gücenmeyen...
Geçmişinden, gelecekteki yeni savaşlara hakkı olduğunu düşünerek beslenen sürüler olarak yaşadıkları için...
Cennet gibi bir dünyada en baştan beri cehennem gibi bir hayat yaşarlar.
Bazen düzenli bir ordunun tekinsiz kollarında...
Bazen düzensiz bir ordunun tehlikeli ahlakında.

***

Bu lanetli topraklarda, savaş ve barış aslen nedir diye hiç düşünmeyenler, birbirlerini öldüre öldüre daha çok devletler kuracak ve devletler yıkacaklar.
Ardından...
Olan bitenin hikâyesini birbirlerine en duygusal, en vurucu, en çarpıcı hikâyeleriyle şiirlerde, filmlerde, romanlarda anlatacaklar.
Siz hayata inanırsanız hiçbir şey değişmeyecek.
Ama sanata inanırsanız...
Her biri, düşman bellediği bir diğerini şarkılar söyleyerek gittiği cephelerde çığlıklar atarak öldüren...
Ve her biri düşman bellediği bir diğeri tarafından şarkılar söyleyerek gittiği cephelerde çığlıklar atarak öldürülen o çocukların gerçeği dünyanın kanını dondurmaz da, onları anlatan şiirler, romanlar, filmler dondurur ya...
O yüzden politikacılara inanmayın.
Sanata inanın.
Mutlu aşk da yoktur.
Haklı savaş da yoktur.
İnanın.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Yazarları hapiste olan ülkede... 16 Kasım 2018 Cum
9’u 5 geçe siz neredeydiniz? 14 Kasım 2018 Çar
Silah ahlaka zararlıdır 9 Kasım 2018 Cum