Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Yasak tanımaz

26 Ocak 2018 Cuma

Geçen hafta bu ülkede bir diktatörü anlatan tek kişilik bir tiyatro oyunu yasaklandı.
Oyunun oynanması engellenirken hazırlanan tutanakta yazılanlar şunlardı:
“Kamu düzen ve güvenliğini olumsuz yönde ... etkileyebilir.
Emniyet ve kamu esenliğini ... tehlikeye düşürebilir.
Toplumsal huzur ve güven ortamını ... bozabilir.
O yüzden...
Kadıköy sınırları içerisinde bulunan tüm açık ve kapalı alanlarda ve tiyatrolarda yasaklandığı hususu ... tebliğ edilmiştir.”
İktidar hızını alamadı, ardından oyuncu Barış Atay’ı da yasakladı.
Atay bir de Ankara’da panellere katılmaktan, söyleşiler düzenlemekten, toplantılar yapmaktan, oyunlar oynamaktan, etkinliklerde boy göstermekten men edildi.
Mesaj açıktı.
Barış Atay’ın artık ortalara çıkıp herhangi bir şey anlatması yasaktı.
Peki ya anlamak?
Anlamak da mı yasaktı?
Bazı şeyler anlatılmadan da anlaşılır.
Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dediği gibi...
“Anlamak yasak değildi benim ülkemde, anlatmak yasak.”
Yazarak anlatmak yasak...
Konuşarak anlatmak yasak...
Oynayarak anlatmak yasak...
Ama nihayetinde artık diktatörlüğe dair tek laf edilemeyecek noktaya resmen varan bu ülkede, yasaklardan yola çıkarak başımıza gelenleri anlamak serbest.
Yasaklar aslında yasakçının karnesini tutarlar.
Yasaklananlar değil yasaklayanlar hakkında bir kayıttır tüm yasaklar.
Bu arada insanlar ikiye ayrılırlar.
Yasak tanıyanlar ve tanımayanlar.
Onlar da içlerinde yine ikiye ayrılırlar.
Yasak tanımadığı halde içten içe tanıyanlar.
Yasak tanır gibi göründükleri halde içten içe tanımayanlar.
Ve bunlar da içlerinde ikiye ayrılırlar.
Korkanlar ve korkmayanlar.
Ve onlar da içlerinde ikiye ayrılırlar...
Korktuğunu belli edenler ve etmeyenler...
Ve onlar da...
Böyle zamanlarda bölüne bölüne bir çoğalırız... bir azalırız.
Kendi yerimizi bulmakta zorlanırız.
İçimizdeki ikiliklere bölüne bölüne azalırsak, kayboluruz.
Çoğalırsak kazanırız.
Yasaklar ve o yasaklarla tetiklenen tehditler arttıkça....
Kimimiz evlerimizde, kendi köşelerimizde aklımızın ve kalbimizin el verdiğince direneceğiz olan bitene...
Kimimiz sokaklarda, meydanlarda, yazdıklarımızla, çizdiklerimizle, oynadıklarımızla konuşacağız susmamacasına...
Misal...
29 Ocak Pazartesi 20.30’da tüm Türkiye’de sahnelerde, fuayelerde, sahnesi olmayanlar kafelerde, evlerde hep birlikte [email protected] org adresinden elde edebileceğimiz yasaklı metni okuyacağız birbirimize.
Kimimiz bağıra çağıra.
Kimimiz fısıltıyla.
Sonra...
Bir gün her şey düzeldiğinde...
Döneceğiz birbirimize ve şöyle diyeceğiz:
“Yasakları tanımak veya tanımamak...
İşte bütün mesele bu.”