Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde bulunan Meyra Madencilik’e ait atık barajının 29 Ocak'ta çökmesi sonrası ağır metal içerdiği öne sürülen binlerce ton atık dereye ve toprağa karıştı. Köylüler ve çevre örgütleri, sorumluların yargılanmasını ve ruhsatın iptali talebiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Bir vatandaş “Köyümüz bir gece ansızın toprağa gömülecek. Bizim köyümüzde artık bir tane meyve olmuyor. Kirazlıyayla ama biz kiraz yiyemiyoruz. Her şeyimiz zehirlendi. Yeter artık, bu felaketi durdursunlar.” dedi.
Basın açıklamasında konuşan Kirazlıyayla sakini Muhterem Çakır, yıllardır mahalle sakinleri olarak verdikleri mücadelede kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaştıklarını hatırlatarak şunları söyledi:
"Yerlerde sürüklendik. Evlerimize hapsolduk. 35 tane köylüye 350 tane çevik kuvvet ve jandarma geldi. Etten duvar ördüler, gücümüz yetmedi. Yedi tane bilirkişi geldi ve 'burası heyelan bölgesi, tarım bölgesi, olmaz' dedi. Bilirkişiler hiçe sayıldı. İtiraz mahkememiz oldu. Şirket belli kişileri ziyaret etti, mahkememizi kaybettik. Köyümüzde metrelerce yarıklar oluştu. Köyümüz bir gece ansızın toprağa gömülecek. Bizim köyümüzde artık bir tane meyve olmuyor. Kirazlıyayla ama biz kiraz yiyemiyoruz. Her şeyimiz zehirlendi. Yeter artık, bu felaketi durdursunlar. Artık mezarlıklarımız da gidecek biz de beraber toprağa gömüleceğiz. Sevdiklerimizin kemikleri bile kalmayacak. Mezarımız olmayacak." Dedi.
Bursa Su Kolektifi adına basın açıklamasını okuyan Erkan Erdem, Kirazlıyayla’daki atık barajının çökmesinin teknik bir arıza olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurduğu vurgulayarak şunları söyledi:
"Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne kamuoyu adına şu soruları yöneltiyoruz. Atık barajına ilişkin son denetim ne zaman yapılmıştır? Çökme sonrasında bölgede kaç noktadan numune alınmış, analizler hangi laboratuvarlarda yapılmaktadır? Atıkların köy içinden taşınmasına yönelik bir izin, denetim veya çevresel güvenlik planı var mıdır? Geçici depolama ve yeni atık barajı süreçleri için hangi çevresel etki değerlendirmeleri yapılmıştır? İhmali ya da sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar hakkında idari veya adli süreç başlatılmış mıdır? Kirazlıyayla ile Reşadiye Köyü arasındaki maden ocağı alanına, hiçbir koruyucu önlem alınmadan kimyasal atıkların gelişigüzel döküldüğü, bir kısmının ise yalnızca toprakla örtülerek gizlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu denli vahşi bir depolama yöntemi hangi mevzuata dayanmaktadır? Böyle bir sorumsuzluk hangi yasal gerekçeyle ve kimin yetkisiyle gerçekleştirilmiştir?"
"MEYRA MADENCİLİĞİN MADEN RUHSATI DERHAL İPTAL EDİLMELİ”
Erdem, Bursa Su Kolektifi ve Kirazlıyayla sakinlerinin taleplerini şöyle sıraladı:
"Meyra Madenciliğin Kirazlıyayla ÇED Raporu ve maden ruhsatı derhal iptal edilmelidir. Kirazlıyayla toprak kayma riski nedeniyle madenciliğe kapatılmalıdır. Mevcut atık barajı ise bilimsel yöntemler doğrultusunda derhal rehabilite edilmelidir. Meyra Madenciliğin toplamda 12 yıl atık barajı olmadan çalıştırılmasına izin veren bürokratlar yargılanmalı caydırıcı güçlü cezalar verilmelidir. Atık barajı gereksinimi olan tüm madenler kapatılması için plan yapılıp hızla uygulanmalıdır. Türkiye’nin tüm güzelliklerini yok eden maden ihalelerine son verilmeli, son üç yılda yapılanlar tümüyle iptal edilmelidir."
"MADENCİLERLE SİYASİLER ARASINDA İTTİFAK VAR"
Eyleme katılan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise şöyle konuştu:
"İktidarın uzunca süredir uyguladığı ekonomi ve maden politikalarının bir sonucunu yaşıyoruz aslında. Ekonomik olarak çökerttikleri bu ülkenin geri kalan ne varsa yağma ve talan haline dönüştürdüler. Maden meselesine baktığınızda gayri safi milli hasılanın yüzde 1’ini geçmeyen bir gelire sahip. Bu ülkenin taşını toprağını yerli ve yabancı şirketlere peşkeş çekiyoruz. Kirazlıyayla’da buraya işletme yapmayın, çöker, burayı zehirlersiniz dediğimizde firma yetkilileriyle Valilik makamında çay ve kahve içen kim? Yenişehir Kaymakamı’yla oturan kim? Bütün bunları üst üste koyduğumuzda gerçek suçlu kim? İktidar ve iktidarın ortaya koyduğu maden politikaları. İkinci suçlu, bakanlık ve bakanlık yetkilileri. Üçüncü suçlu, o ilin ilgili kurumları, valileri, kaymakamları."