JPMorgan Chase’in eski çalışanlarından Chirayu Rana tarafından yönetici Lorna Hajdini’ye karşı açılan "cinsel istismar" davasında yeni iddialar mahkeme kayıtlarına girdi.
Daha önce dosyalanıp geri çekilen, ancak Pazartesi günü Manhattan Yüksek Mahkemesi'nde yeniden görülen dava, yeni tanık beyanlarıyla finans dünyasının gündemine oturdu.
Rana, Hajdini’nin kendisini bir "seks kölesi" haline getirdiğini ve işini kaybetmemesi için kendisine boyun eğdirdiğini iddia ediyor.
Davanın merkezinde yer alan Eylül 2024 tarihli olaylara dair sunulan yeni kanıtlarda, kimliği belirsiz tanıkların ifadeleri dikkat çekiyor.
Bir aile dostu olduğunu belirten tanık, Rana’nın evinde konaklarken Hajdini’nin çıplak bir şekilde kendisini uyandırdığını ve cinsel içerikli davetlerde bulunduğunu öne sürdü.
Tanığın ifadesine göre Hajdini, "Onun (Rana) sahibi olduğumu biliyorsun, bize katılsan iyi olur" diyerek tehditkar bir tavır takındı. Ayrıca tanık, Rana’nın odadan gelen yalvarışlarını ve "Lütfen dur, bunu yapmayacağım" dediğini duyduğunu iddia etti.
"TAMAMEN UYDURMA"
JPMorgan kanadı ise suçlamaları sert bir dille reddediyor. Banka tarafından yapılan açıklamada, tüm e-postaların, cihazların ve kayıtların incelendiği dahili soruşturma sonucunda hiçbir yanlış işleme rastlanmadığı belirtildi.
Hajdini’nin soruşturmada tam iş birliği yaptığı, ancak davacı Rana’nın sürece dahil olmadığı vurgulandı.
Davanın seyrini değiştirebilecek bir diğer gelişme ise Rana’nın dürüstlüğüne dair ortaya atılan iddialar oldu.
The Post'un haberine göre Rana, dava hazırlıklarını yapabilmek için babasının öldüğünü söyleyerek bankadan ücretli izin aldı. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda, Rana’nın babasının hayatta ve sağlıklı olduğu ortaya çıktı.
Rana, yaşadığı iddia edilen olaylar nedeniyle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) teşhisi aldığını belirterek davanın gizli yürütülmesini talep ediyor. Mahkemeye sunulan belgelerde, Rana’nın geceleri uyuyamadığı, yemek yiyemediği ve Hajdini’nin sesini kafasında duyduğu yönündeki ifadeleri yer alıyor.
Davada sunulan bazı belgelerin Temmuz 2025 tarihli imzalar taşıması ise hukuk çevrelerinde soru işaretlerine neden oldu.
