Eğitimdeki eşitsiz uygulamalar sürüyor: MEB, birleştirici olan sporu bile ayrıştırıyor

Eğitimdeki eşitsiz uygulamalar sürüyor: MEB, birleştirici olan sporu bile ayrıştırıyor

3.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Eğitimdeki eşitsiz uygulamalar sürüyor:  MEB, birleştirici olan sporu bile ayrıştırıyor

İstanbul’da başlayan, şimdi ise Adana’da yapılacak olan İmam Hatip Spor Oyunları’na ilişkin “Spor faaliyeti olarak sunulsa da eğitimdeki eşitsizliğin yeni halkası” yorumunda bulunan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Spor turnuvalarından, sosyal projelere, fiziki yatırımlardan, bütçe tercihlerine kadar imam hatipler ayrıcalıklı bir konuma yerleştirilirken, diğer devlet okulları bilinçli biçimde geri plana itilmektedir. İmam hatiplere tanınan ayrıcalıklar sona ermeden, eğitimde eşitlikten söz edilemez” dedi.

İstanbul’da daha önce ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından düzenlenen İmam Hatip Spor Oyunları, bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ve Öncü Spor Kulübü işbirliğiyle Türkiye geneline yayılıyor. Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü okullara konuya ilişkin yazı gönderdi. Yazıda; İmam Hatip Spor Oyunları’nın, il genelindeki imam hatip ortaokulu ve imam hatip liselerini kapsayacak şekilde, 2025-2026 eğitim öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilmesi için sürecin yürütülmesinin planlandığı belirtildi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, İmam Hatip Spor Oyunları’nın İstanbul’la sınırlı kalmayıp ülke geneline açılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özbay uygulamaya ilişkin, “Masum bir spor faaliyeti olarak sunulsa da gerçekte eğitimdeki açık eşitsizliğin yeni bir halkası” yorumunu yaptı. Zaten tartışmalı olan bir uygulamanın, artık doğrudan devlet eliyle ve kamusal kaynaklarla yürütülen ulusal bir organizasyona dönüştürüldüğüne dikkat çeken Özbay, “Devletin bütçesiyle finanse edilen bir organizasyonun yalnızca imam hatip ortaokulları ve liselerine yönelik planlanması, Anayasa’da güvence altına alınmış eşitlik ilkesinin açık ihlalidir” dedi.

‘BİRLEŞTİRİCİ ALAN BİLE AYRIŞTIRILIYOR’

"Bu ülkede spor yapmaya, yarışmaya, sosyalleşmeye ihtiyacı olan öğrenciler yalnızca imam hatiplerde mi okuyor? Bu organizasyonun dışında bırakılan yüz binlerce öğrenciye devlet ne söylemektedir? Spor ve sosyal eğıtımetkinlik hakkı herkese değil, belirli bir okul türüne mi aittir?" sorularını yönelten Özbay, söz konusu tablonun AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü imam hatip merkezli eğitim politikasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıktığını vurguladı. Okul yapımından, bütçe dağılımına, öğretmen atamalarından, projelere kadar imam hatiplere sistematik biçimde ayrıcalık tanındığını, diğer okul türlerininin ise ikinci plana itildiğini söyleyen Özbay, “Şimdi bu ayrıcalık alanı spor faaliyetleriyle daha da genişletilmektedir. Bu bir ihtiyaçtan doğan tercih değil; kamu gücü kullanılarak belirli bir okul türünün sistematik biçimde desteklenmesidir. Kamusal eğitimin tarafsızlık ilkesini yok sayan, devletin tüm çocuklara eşit mesafede durma yükümlülüğünü ortadan kaldıran bilinçli bir yönelimdir. Birleştirici olması gereken spor alanı bile ayrıştırılmakta; öğrenciler okul türlerine göre yeniden sınıflandırılmaktadır” ifadelerini kullandı. 

‘AÇIK BİR EŞİTSİZLİK’

Milli Eğitim Bakanlığı’na seslenen Özbay, “Devletin spor organizasyonları neden tek bir okul türüne hizmet eder hâle getirilmiştir? Neden eşitlik yalnızca söylem düzeyinde kalmaktadır? Eğitimde eşitlik, süslü hedef cümleleriyle değil; tüm öğrencileri kapsayan uygulamalarla sağlanır. İmam hatiplere tanınan bu ayrıcalıklar sona ermeden, eğitimde eşitlikten söz etmek mümkün değildir. Kamusal kaynaklar, bir zümrenin değil; Türkiye’deki tüm çocukların hakkıdır. İmam hatipleri diğer devlet okullarından üstün gören bu zihniyet, artık lafı dolandırmamalıdır. Madem uygulamalarınızla imam hatipleri kayırıyor, madem kamusal imkanları yalnızca bu okullara seferber ediyorsunuz; o halde çıkıp bunu açıkça ifade etme cesaretini de gösterin. Çünkü bugün yapılan tam olarak budur. Spor turnuvalarından, sosyal projelere, fiziki yatırımlardan, bütçe tercihlerine kadar imam hatipler ayrıcalıklı bir konuma yerleştirilirken, diğer devlet okulları bilinçli biçimde geri plana itilmektedir. Bu yaklaşım; eğitimde eşitliği, adaleti ve kamusal sorumluluğu yok sayan ayrımcı bir pratiğe dönüşmüştür. Devlet, okul türlerine göre taraf tutamaz; çocuklar arasında ideolojik tercihler üzerinden hiyerarşi kuramaz. Bunu yapan bir anlayışın yürüttüğü şey eğitim değil, kadrolaşma ve toplumsal mühendisliktir. Bunun adı ne spor ne proje ne de gençlik faaliyetidir. Bunun adı, devlet eliyle kurulan ayrıcalık düzenidir. Ve bunun adı açık bir eşitsizliktir” diye konuştu.