Dev bankalardan gelişen piyasalar raporu: Türk Lirası 'carry trade' listesinde

Dev bankalardan gelişen piyasalar raporu: Türk Lirası 'carry trade' listesinde

27.01.2026 13:52:00
Güncellenme:
Dev bankalardan gelişen piyasalar raporu: Türk Lirası 'carry trade' listesinde

Carry trade işlemlerinde Türk Lirası, yüksek faiz ortamı nedeniyle yatırımcıların radarında yer alıyor. Morgan Stanley ve Citigroup’un değerlendirmeleri, TL’nin gelişen ülke para birimleri arasında öne çıktığını ortaya koyuyor. Küresel bankalar, doların seyrine bağlı olarak bu stratejide TL’ye ilginin sürebileceğine dikkat çekiyor.

Yatırımcıların dolardan çıkıp gelişen ülke para birimlerine yöneldiği carry trade stratejileri, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Önde gelen yatırım bankalarına göre, 2025 yılında ortalama yüzde 18 getiri sağlayan bu stratejilerin yeni yılda da kazanç üretmeyi sürdürebileceği değerlendiriliyor.

Bloomberg’in sekiz gelişen ülke para birimini kapsayan endeksine göre carry trade işlemleri yılın başından bu yana yüzde 1,3 yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının dolar üzerinde baskı oluşturması, stratejistlerin iyimserliğini destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Morgan Stanley, Bank of America (BofA) ve Citigroup, 2009’dan bu yana en güçlü performansın görüldüğü geçen yılın ardından yükseliş eğiliminin devam edebileceği görüşünü paylaşıyor.

Dolar kurundaki artışın sınırlı kalması ve TL faizinin yüksek seviyelerde bulunması, Türk Lirası'nda carry trade getirilerinin öne çıkmasına neden oluyor.

REKORA YAKLAŞTI

Carry trade endeksi, son işlem gününde 291 seviyesinin üzerine çıkarak 2011 yılında görülen rekor seviyenin yaklaşık yüzde 5 altında işlem gördü. Güney Afrika randı ve Kolombiya pesosu gibi para birimleri de çok yıllı zirvelerine yakın seyrediyor.

Carry trade stratejileri, düşük maliyetle borçlanılan para birimleriyle daha yüksek faiz sunan para birimlerinin satın alınmasına dayanıyor. Bu işlemler yalnızca kur performansından değil, gelişen ülkelerdeki yüksek reel faiz oranlarından da destek buluyor. Enflasyondaki yavaşlamaya rağmen birçok gelişen ülke merkez bankası para politikasında temkinli bir gevşeme sürecini sürdürüyor.

Image

MORGAN STANLEY VE CITI’DEN TL TERCİHİ

Morgan Stanley Gelişen Piyasalar Strateji Başkanı James Lord, carry trade işlemlerinde para politikasının sıkı olduğu ve merkez bankalarının kredibilitesinin yüksek görüldüğü ülkelerin ön plana çıktığını belirtti. Bankanın 2026 yılı için öne çıkardığı para birimleri arasında Brezilya reali, Türk Lirası ve Çek korunası yer alıyor.

Latin Amerika para birimlerine yönelik carry işlemleri en yüksek getiriyi sağlayanlar arasında bulunuyor. Brezilya reali 2026 yılında şu ana kadar yüzde 4,5 getiri sağlarken, 2025 yılındaki kazancı yüzde 23,5 olmuştu. Ülkede politika faizi, enflasyonun merkez bankasının hedef aralığına gerilemesine rağmen yüzde 15 seviyesinde bulunuyor. Meksika pesosunda carry trade işlemleri yıl başından bu yana yüzde 4,3 kazanç sağladı. Deutsche Bank da peso için olumlu görüşünü koruyor.

Citigroup stratejistleri de dolara karşı Brezilya realinin tercih edilmesini önerirken, Türk Lirasını da öne çıkan para birimleri arasında gösteriyor.

Buna karşılık, 2025 yılının en zayıf performans gösteren para birimi olan Hindistan rupisi, 2026’da da kayıplarını sürdürerek carry bazında yaklaşık yüzde 2 geride bulunuyor. Endonezya rupisi de yatırımcısına zarar yazdıran para birimleri arasında yer alıyor.

Image

TARİHİ ZİRVE VE OLASI RİSKLER

Bloomberg verilerine göre carry trade stratejilerinde rekor yıl 2003 olmuş ve endeks yüzde 25 getiri sağlamıştı. Ancak benzer bir performansın yeniden görülebilmesi için doların zayıflamayı sürdürmesi ve gelişen ülke para birimlerinde oynaklığın düşük kalması gerekiyor. Bu nedenle yatırımcılar JPMorgan’ın volatilite göstergesini yakından izliyor. Gösterge, uzun süren sakin dönemin ardından son üç haftanın en yüksek seviyesine çıkmış durumda.

BofA stratejisti Alex Cohen, volatilitenin baskı altında kalması halinde carry trade işlemlerinin güçlü performans göstermeye devam edebileceğini belirtti. Cohen, jeopolitik gelişmelerin risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, “Bu şu an için büyük bir ‘eğer’” değerlendirmesinde bulundu.