12 Eylül'ün kara mirası

12 Eylül dönemi patronlarının da itiraf ettiği gibi darbe olmasa 24 Ocak kararları uygulanamazdı. Evren, sendikal hareketi ezerek sermayeye dikensiz gül bahçesi yarattı.

12 Mayıs 2015 Salı, 22:50
Abone Ol google-news

12 Eylül’ün ardından 52 DİSK yöneticisi idamla yargılandı ve yıllarca hapis yattı. Bir duruşma sırasında sanıklarla avukatlarının görüşme yapma çabası obejektiflere böyle yansımıştı. (Fotoğraf: ERDOĞAN KÖSEOĞLU / Cumhuriyet Arşivi)

İşçi haklarını budamak ve emek hareketini ezmek Kenan Evren ve arkadaşlarının ilk icraatları arasındaydı. 12 Eylül işçi haklarına ve sendikalara adeta 1960-80 döneminin intikamını alırcasına saldırmıştı. 12 Eylül’ün çalışma hayatındaki tahribatı 35 yıldır hiç bitmedi.

12 Eylül generalleri işe grev ve sendika yasağı ile başladı. İlk icraatları aylardır grevde olan on binlerce işçinin grevlerini yasaklamak ve onlara zorla işbaşı yaptırmaktı. Grevler yetmezdi bu grevleri yapan sendikalar da halledilmeliydi.

İlk hedef DİSK

Yüzbinlerce işçiyi temsil eden ve etkili grevleri yürüten DİSK ve bağlı sendikaların faaliyetleri durduruldu. Yöneticileri hapsedildi ve işkence gördü. 52 DİSK yöneticisi idamla yargılandı ve yıllarca hapis yattı. Darbeden birkaç gün sonra DİSK, MİSK ve Hak-İş’in hesapları bloke edildi. Ancak Hak-İş kısa bir süre sonra, Şubat 1981’de tekrar faaliyete başladı. DİSK ise 1992 yılına kadar faaliyet yürütemedi. Evren ve arkadaşları DİSK’i ezmeyi birinci vazife olarak seçmişti.

Sendikal faaliyetler izne bağlanmıştı ama “makbul” sendikalar darbeyi hasarsız atlattı. Türkİş’in faaliyetleri durdurulmadı. Türk-İş Genel Sekreteri Sadık Şide darbe hükümetinde Sosyal Güvenlik Bakanı oldu. Darbecilerle yaptıkları işbirliğinin karşılığını fazlasıyla aldılar. Faaliyetleri durdurulan sendikaların üyeleri devlet ve işveren zorlamasıyla “makbul” sendikalara üye kaydedildi.

Toplu pazarlık bitti

Evren’in bir diğer icraatı 1961 Anayasası ile kurulan özgür toplu pazarlık düzenini yok etmek oldu. 1980-1983 arasında yürürlüğü dolan toplu iş sözleşmeleri darbecilerin ve işverenlerin çoğunlukta olduğu Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından yenilendi. İşçilerin 1963 yılından beri toplu iş sözleşmeleri ile elde ettiği haklar YHK eliyle ayıklandı.

1961 Anayasası ile sağlanan grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar 1982 Anayasası ile kullanılamaz hale geldi. Anayasa ile sendikal haklara ayrıntılı yasaklar getirildi. Cunta bununla da yetinmedi bizzat hazırladığı sendikal yasalar ile (2821 ve 2822) sendikal örgütlenmenin önüne set çekti. Sendikal barajlar, noterden üyelik, işkolu sendikacılığı dayatması ve grev yasakları ile sendikalar deli gömleğine tıkıldı. Nitekim bu yasalar çıktığında (1983) bir sermaye örgütü başkanı “gülme sırası bizde” demekten sakınmamıştı. Sendikal yasalar konusunda TİSK’in önerileri baş tacı edildi. TİSK adeta sendikal yasaları dikte ettirdi.

Zarf değişti ama

Günümüzde sendikalaşma oranlarının yerlerde sürünemsinin en önemli nedeni Evren’in sendikal yasalarıdır. Bu yasaların zarfı değişti ama mazruf 35 yıldır aynı. 2000’li yıllarda AKP’nin elinde bir grev yasaklama mekanizmasına dönüşen grev erteleme sistemi de 12 Eylül ürünü.

12 Eylül'ün kara mirası... Cunta itibarı NATO’da aradı

12 Eylül'ün kara mirası... Ankaragücü 1. lige marş marş!

12 Eylül'ün kara mirası... Özgür sanatın düşmanı oldular

Beyaz Saray’a darbe notları

Muhalifler işten atıldı

Evren ve arkadaşları sadece sendikal haklara saldırmadı. İşçilerin bireysel hakları da darbenin kurbanı oldu. İlk işlerinden biri kıdem tazminatına sınır getirmek oldu. Böylece sermeye çevrelerinin taleplerinden biri daha yerine getirildi. Bir diğer hamle ise işleri işçilerin toplu sözleşme ile kazanılmış ikramiyelerini dörtle sınırlamak oldu. Toplu sözleşme özerkliğine darbe vuruldu. Sıkıyönetim yasasına dayanarak kamudaki muhalifler işten atıldı.

24 Ocak’ın önü açıldı

12 Eylül döneminin patronlarının daha sonra itiraf ettiği gibi 12 Eylül olmasa 24 Ocak kararları uygulanamazdı. Evren, güçlenen sendikal hareketi ezerek sermaye için dikensiz gül bahçesi yarattı. 12 Eylül darbesinin en büyük başarısı 24 Ocak 1980 kararları ile başlayan neoliberal/ piyasacı dönüşümün önündeki engelleri temizlemek oldu. Bir yandan siyasal muhalefet ezildi öte yandan emek hareketi.

Biri silahla biri parayla

Evren Özal’ı ekonominin başına getirerek 24 Ocak kararlarının uygulanmasını sağladı. Özal özelleştirmeleri hızlandırılarak kamu işçilerinin tasfiyesinin yolunu açtı. Evren silahın Özal paranın gücüyle “yeni” bir Türkiye inşa etmeye başladılar. Bugün o Türkiye’de yaşıyoruz. Sendikalaşma dibe vurmuşsa, işçiler grev yapamıyorsa ve güvencesiz çalışma almış başını gidiyorsa, iş cinayetleri azalacak yerde artıyorsa bunun en büyük nedeni 12 Eylül ve 24 Ocak ile kurulan “yeni” Türkiye’dir. Evren emeğe çok bedel ödetti. İyi bilmezdik!