Atatürk her şeyi planladı

Atatürk, Nutuk'a şu cümle ile başlar, "1919 yılı Mayıs'ın 19.uncu günü Samsun'a çıktım."

19 Mayıs 2010 Çarşamba, 06:47
Abone Ol google-news

Atatürkün Anadoluda yaptığı ilk büyük girişim Amasya ihtilal bildirgesinin yayınlanmasıdır.

Bu bildirgede şunları söylüyordu:

.Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

. Sıvasta milli bir kongrenin acele toplanması kararlaştırılmıştır.

Aslında Ulusal Kurtuluş savaşı böylece başlatıyordu.

Milli kurtuluşun hazırlık döneminde Mustafa Kemalin İstanbulda kaldığı 6 ay içinde planlanmıştır. Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Aykitabımız bu planlamanın aşamalarını belgelere dayanarak adım-adım açıklar.

Son günlerde TVlerde kendilerini tarihçi olarak tanıtan kimi kişiler yine o meşhur şarlatan iddiaları öne sürüyorlar. Ne imiş? Atatürkü Vahdettin göndermiş... Yok, Atatürk İngilizlerle temastaymış... Yok, Vahdettin aslında Milli Mücadeleyi başlatmış.

Amaç, son Osmanlı Padişahını korumak, tarihi ters yüz etmek, hain damgasından Vahdettini kurtarmaktır.

Önce çok sorulan bir soru:

Mustafa Kemal neden Mayıs ayının ortasına kadar İstanbulda bekledi?

Madem, Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatmak istiyordu, neden daha erken bir tarihte Anadoluya geçmedi?

Atatürk, Samsuna çıkışından 80-90 yıl sonra bu soruların ileriye sürülebileceğini öngörürcesine, bu özel konuyu ele almış, 1920 ve 1926 yıllarında bu soruyu yanıtlamıştır.

Verilmiş Bir Kararım Varken Niçin Uygulamıyorum?

1926 yılında gazeteci Falih Rıtkt Atay ve gazeteci Mahmut Soydan’a anılarını anlatırken, Mustafa Kemal bizim burada incelemekte olduğumuz soruyu kendi kendine sordu. Şimdi izleyelim:

Bu dakikada siz de. düşünürsünüz ki, verilmiş bir kararım varken onu niçin tatbik etmiyorum? Ben de hemen söyleyeyim ki, ağır ve kati bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinden mütalaa etmek (düşünmek) lazımdır. Ağır ve kati karar tatbik edilmeye başlandıktan sonraKeşke şu tarafını, bu tarafını da düşünseydim... Belki bir çıkar yol bulurduk. Yeniden bunca kan dökmeye, bunca can yakmaya ihtiyaç kalmazdı!’ gibi tereddüdete yer kalmamalıdır. Böyle bir tereddüt, karar sahibinin vicdanında kanayan bir nokta olur ve onu yaptığının doğruluğundan da şüpheye düşürür. Bundan başka, beraber çalışacak olanlar, yapılandan başka bir şey yapılmak ihtimali kalmadığına inanmalı idiler, işte benim mütareke sırasında dört beş ay İstanbulda kalışım, sırf bunun içindir.

Hazırlık davul zurna ile olmaz; alçakgönülle çalışmak gerekir...

Mustafa Kemal, düşünce modelini şöyle sürdürüyor:Bu geçirdiğim zamanın bir kısmını da hazırlıklara ayırdım. Tahmin edersiniz ki fikir hazırlıkları, seferberlikte (savaşta) asker toplamak için olduğu gibi davul zurna ile temin edilemez. Fikir hazırlıklarında tevazu ile (alçakgönülle) çalışmak, kendini silmek, karşısındakine samimi bir kanaat ilham etmek lazımdır.

Mustafa Kemal, İstanbulda altı ayda yaptığı çalışmayı bu iki paragrafta birkaç cümle ile özetliyor:

Ağır bir kararın doğruluğu için vaziyeti her köşesinden düşünmek gerekir.

Keşke şu tarafını da düşünseydim, belki çıkar yol bulurduk, yeniden bunca kan dökmeye ihtiyaç kalmazdı gibi tereddütlere yer kalmamalıdır.

Düşün hazırlıkları, davul zurna ile sağlanamaz

Düşün hazırlıklarında, alçakgönülle çalışmak, kendini silmek ve karşısındakine içtenlikli bir düşünce ilham etmek gerekir.

Mustafa Kemal İstanbul’da işte bu geniş çerçeve içinde sabırla çalışıyordu.

 

‘Mustafa Kemal’i derhal geri çağırın!’

Lord Kinross, Mustafa Kemalin Anadoluya geçişi bu geçişin zamanı ve hazırlıklarla ilgili olarak şöyle bir yargıya varıyor:

Mustafa Kemal, böyle bir kararı aceleyle verecek adam değildi. Tehlikeli bir oyuna girişecekti. Durumu her açıdan, her şeyi tartarak incelemek gerekiyordu. Planını yapmak, arkadaşlarını kendi görüşüne inandırıp kararlarını sağlamlaştırmak ve direnmenin dayanacağı ideolojik temele hem kendi hem de onların kafasında belirli bir biçim vermek için daha zaman gerekiyordu. Hâlâ padişahtan, İtilaf devletlerinden, Tanrıdan ya da buna benzer başka bir kaynaktan bir şeyler uman kişiler çoktu. Düşmana kuvvetle karşı koymaktan başka çıkar yol olmadığının anlaşılması için olayların ve kafaların daha gelişmesi gerekiyordu.(8) Lord Kinross’un değerlendirmeşinde, Hâlâ padişahtan, İtilaf devletlerinden, Tanrıdan... medet uman kişiler çoktucümlesi birçok noktayı açıklamaya yeterlidir.

Mustafa Kemal İstanbulda sabırla, alçakgönüllülükle, çalışmıştı. Yetkin bir kurmay subay olarak, bir hamle sonrasını değil tüm olasılıkları düşünerek planlarını yapıyordu. Bir ipekböceğinin sabırla ördüğü koza gibi...

Doğan Avcıoğlu’nun belirttiği gibi:

Eğer İngilizler Atatürkün mütarekenin daha ilk günlerinde İngiltere’ye karşı koyduğunu, hatta sadrazama İskenderun’da İngilizlere ateş açmaya karar verdiğini resmen yazdığını bilselerdi, onun ordu müfettişi olarak Anadolu’ya gönderilmesine kesinlikle izin vermezlerdi.

Ancak Mustafa Kemal Yıldırım Orduları komutanlığı görevinden alınıp İstanbul dönünce, mütareke İstanbulunda İngilizlerle ilişkilerini hep sıcak tutmuştur.

Ancak, Samsuna ayak basar basmaz, planladığı gibi milli örgüt kurma yoluna gitti. İki hafta gibi çok kısa bir sürede onun bu tutumunu belgeleyen Anadolu’nun çeşitli kesimlerindeki İngiliz irtibat subayları Mustafa Kemal hakkında İstanbula raporlar göndermeye başladılar. İngiliz Karadeniz Orduları Komutanı General Milne, Samsuna ayak basmasından sadece 20 gün sonra, Mustafa Kemalin derhal geriye çağrılmasını Osmanlı hükümetinden resmen istedi.

Mustafa Kemal hakkında \t\t\tilk İngiliz raporu

İstanbulda birçok İttihatçı tutuklanırken, İngiliz haberalma örgütünün Mustafa Kemal hakkında da bir rapor düzenlediğini ve Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir ve İsmet İnönünün tutuklanarak İstanbul’dan dışarıya çıkarılmalarının istendiğinin belgeleri vardır.

İngilizlerin Karadeniz Orduları Komutanı General Milne, Mustafa Kemal ve arkadaşlarından ciddi olarak kuşkulanan ilk üst düzey İngiliz yetkili olmuştur.

Ne kadar ilginçtir ki 19 Mayıs 1919 Pazartesi Mustafa Kemalin Samsuna çıktığı gün, General Milne, Harbiye bakanlığına gönderdiği yazıda: Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal ve kurulunun Samsuna gönderilme sebebi nedir? Bu geniş kurul Sivas’a doğru yönelecekmiş, 9. Ordu feshedilmedi mi? (kaldırmalı mı?)” diye resmen sordu.

Havzada birinci gün kendisini ziyaret eden, Havzanın ileri gelenlerinden bir gruba yaptığı konuşmada Hiçbir zaman umutsuz olmayacağız, çalışacağız. Uçurumun kenarındayız. Bizi canlı canlı mezara atmak istiyorlar. Son bir cüret (yüreklilik) bizi kurtarabilirdedi.

Mustafa Kemal, 28 Mayıs 1919’da Havzadan Anadoludaki tüm vali, mutasarrıflık ve kolordulara bir genelge göndererek yurt bütünlüğünün korunması için ulusal tepkilerin daha canlı olarak gösterilmesini, üç gün süre ile diğer tüm işlerin ertelenerek büyük ve coşkulu miting ve toplantılar yapılmasını, hükümete ve büyük devletlerin temsilciliklerine etkili telgraflar çekilmesini istedi.

Mustafa Kemal, aynı gün (28-Mayıs 1919) 3, 15 ve 20. Kolordu komutanlarına gönderdiği yazıda şöyle diyordu:

...Ulusun tutsaklıktan kurtuluşu, egemen ve bağımsız olarak topraklarımızda yaşayabilmesi ancak kararlı ve namuslu ellerin kısa ve doğru yoldan, ulusun hukukunu ve bağımsızlığını savunmaya yönlendirmesi ile mümkün olacaktır. Doğu bölgesinde yabancı işgallerine, jandarma ve askeri birliklerle karşı koyacağız; köylüler de ellerindeki silahlarla köylerini savunacaklardır. Gerekli hazırlıklar yapılmalı, birlik mevcutları fazlalaştırılmalı, mevcut silahlar birleş-tirilmelidir,diyordu.

Tarih 29 Mayıs 1919dur, on gün gibi çok kısa bir sürede, protesto amacıyla yapılan mitingler, Osmanlı hükümetine, işgal devletlerine çekilen protesto telgrafları üzerine Savaş Bakanlığı kaygılandı ve Ne oluyor?diye Mustafa Kemale sordu. Mustafa Kemalin yanıtı çok açık ve yalındı: “...İstanbula çekilen telgrafların tamamen milletin göğsünden fışkıran üzüntünün birer yankısı olduğunu arz ederim. Bu heyecan memleketin en ücra (uç) köşesine kadar geniş alanlıdır, geneldir.

Bu gelişmeler üzerine İngiliz Yüksek Komiserliği, Savaş Bakanlığına resmi bir nota gönderdi, Anadoluda yapılan mitingler konusunda önlem alınmasını istedi. Aynı tarihte Savaş Bakanlığı da Mustafa Kemalden mitingler konusunda önlemler almasını istedi.

3 Haziran 1919 Salı Anadolu’ya çıkışının üzerinden henüz 15 gün geçmiş... Mustafa Kemal hükümete verdiği yanıtta dik duruşunu sergileyerek şöyle diyordu:

...Düşmanın yurda girişi, cana kıyması ve her türlü saldırıları gibi İzmir yörelerinde görülmekte olan eylemlerin ortaya çıkışı sonucu benzerlerinin baş göstermesine karşı ne ulusun heyecanını ve iç acısını ve ne de buna dayanan ulusal gösterileri yasaklamak ve durdurmak için kendimde ve hiç kimsede güç ve direnç göremeyeceğim gibi, bu yüzden doğacak olayların karşısında da sorumluluk yüklenebilecek ne komutan ne sivil görevli ve ne de hükümet düşünürüm.

Mustafa Kemal 5 Haziran 1919 Perşembe günü Savaş Bakanlığına bölge hakkında bilgi verdi ve Rum çetelerinin Türk çetelerinden fazla olup siyasi amaç güttüklerini, İngiliz ve Amerikanın bölgede bulunan memurlarıyla bu Rum çetelerinin içli dışlı olduklarını ve bunlar tarafından teşvik edildiklerini bildirdi.

Tüm bu durumlar, telgraflar, yanıtlar Mustafa Kemalin düşünce ve tavrını açıkça ortaya koymuştu. Anadoluya geceli henüz 18 gün olmuştu ve 6 Haziran 1919 Cuma günü, müttefiklerin Karadeniz Ordusu Komutanı General Milne Osmanlı hükümetine bir yazı göndererek Mustafa Kemal ve yanındaki kişileri derhal İstanbula geriye çağırmanızı talep ederim,dedi. Bu yazıda, Mustafa Kemal’in yurtiçinde dolaşmasının kamuoyunda tedirginlik yarattığı belirtiliyor ve askeri açıdan onların çalışmaları için bir gereksinme göremiyorumdeniliyordu.

İngilizler, “Karışıklık çıkaranların başını Mustafa Kemal Çekiyordiyorlardı. Bu baskılara karşı çıkamayan Osmanlı hükümeti de Mustafa Kemal’i geriye çağırıyordu. Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçeli henüz bir ay olmuş ama emperyalist güçler onun yapacaklarını anlamışlar ve onu geriye çağırıyorlardı.

Mustafa Kemal’in bundan sonraki destansı öyküsünü biliyoruz.

Milli Mücadele destansı bir başkaldırıdır. Başlangıç tarihi 19 Mayıs 1919’dur.

Nice 19 Mayıslara...

(Bu yazı Alev Coşkun’un Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay kitabından özetlenmiştir.)