Aydın'da 'Efe'li rekabet

Anketler ve genel hava Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde Özlem Çerçioğlu’nun daha avantajlı olduğunu gösteriyor. Kadın olması, sosyal belediyecilikteki iddiası ve halkla yakın teması büyük bir avantaj gibi.

25 Mart 2019 Pazartesi, 22:18
Abone Ol google-news

 

Seçim atmosferini yoklamak için ayak bastığınız şehrin en kalabalık meydanında karşınıza ilk çıkan, seçim çadırlarının önünde bir elinde rengârenk balonlar diğerinde bir roman, ayakta kitap okuyan genç bir baloncu olursa ne düşünürsünüz?

Ya o genç adam size okudukları içinde en çok Suç ve Ceza’yı sevdiğini söylerse ve “Sadece bu ülkede değil tüm dünyada insanlar hiçbir şeyi kendileri okuyup anlamıyorlar, hep başkalarının lafıyla hareket ediyorlar. Sorun bunda” derse...

Ben, bir an için hayatın gerçekten güzel olabileceğini düşündüm.

İnsanların birbiriyle göz temasından kaçınarak ve rakiplerine diş bileyerek seçim propagandası yaptığı gerilimli bir ortamın tam ortasında, bu gerilimin ve hatta yaklaşmakta olan seçimin anlamsızlığını ya da farklı bir anlamı olduğunu hatırlatan bu baloncuya bakıp, hem Aydın hem de seçim üzerine bambaşka bir yazı yazmak isterdim ama... Ne hayat öyle, ne de gerçekler...

Gerçekler özetle şöyle: Aydın’da 17 ilçe ve merkezde Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı birbirine bilene bilene çalışıyor. AKP’nin rakibi aleyhine kullandığı en büyük koz, su faturalarının yüksekliği. Vaadi ise seçimden sonra faturaları yarı yarıya düşürmek ve iki yıl hiç zam yapmamak.

Ama iki dönemdir büyükşehir belediye başkanlığı yapan ve “Topuklu Efe” olarak anılan Özlem Çerçioğlu, yapılan anketlere bakılırsa yerini yine koruyacak gibi görünüyor. Kadın olması, sosyal belediyecilikteki iddiası ve halkla yakın teması büyük bir avantaj gibi.

O yüzden geçen seçimlerde de Çerçioğlu’nun karşısında aday olan ve yüz bin oy farkla seçimi kaybeden ezeli rakibi AKP Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ın seçimden yine eli boş Meclis’e dönmesi muhtemel görünüyor.

Ama ilçelerde durum biraz karışık. CHP’nin aday belirlerken yaşadığı iç çekişmelerin bazı bölgelerde oy kaybına hatta tamamen seçim kaybına neden olabileceği düşünülüyor.

Duygular belirleyecek

Tahminlere dayalı bilgiler bir yana seçim sonuçlarını tüm ülkede olduğu gibi Aydın’da da iktidarın dili ve tavrıyla birlikte seçmenin duyguları belirleyecek. Dikkatinizi çekerim, seçmenin seçimi değil... duyguları.

O duyguların peşine düşmek için fotoğrafçı arkadaşım Gamze Kutluk’la birlikte Aydın’ın mahallelerinde kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

İlk durağımız suçun, karmaşanın en yoğun olduğu Ilıcabaşı. Bu mahallede Romanlar (bence Çingene daha soylu, güzel ve gerçek bir kelime ama onlar günlük konuşmalarda Çingeneyi rahatça kullansalar da resmi sıfat olarak kendilerine Roman denmesini tercih ediyorlar) yaşıyor.

Kentsel dönüşümden nasibini almak üzere sırasını bekleyen, darmadağınık bir mahalledeyiz. Ne parkı park, ne evleri ev. Ama hayat neşeli, enerji yüksek, insanları dışa dönük.

Mahalleye çocuk parkının olduğu noktadan adım atar atmaz iki genç kadın yolumuzu kesiyorlar. Yasemin ve Gamze. Birinin kocası hapiste, diğerinin anne ve babası...

Gazeteci olduğumuzu öğrenir öğrenmez bir ağızdan anlatmaya başlıyorlar

“Af” diyor Gamze, başka bir şey demiyor. “Kandırdılar bizi. Af çıkaracağız dediler hep aldılar oylarımızı. Bundan sonra zor alırlar oy bizden!”

“Yalan yok, uyuşturucu satar burada insanlar” diyor Yasemin “Ama orospuluk yapan, hırsızlık yapan yoktur. Onlar ayıp işler. Abla söyle, Roman kısmına kim iş verir. Erkekler uyuşturucu satmasın da ne yapsın?”

Bağırışa çağırışa konuşuyoruz. Eteklerimizde koca gözlü çocuklar, karşımızda koca gözlü kadınlar, tepemizde korkunç gerçekler. Romanlar... ya da Çingeneler... uyuşturucu satmasınlar da ne yapsınlar? Ve af çıkartmayan iktidarın dediğini neden yapsınlar?

Ama sepetçi Ali Güymen onlar gibi düşünmüyor. O CHP’ye diş biliyor. Sebep “Teröristlerle işbirliği”. Kürtleri sevmiyor değil. Aksine kız alıp vermişlikleri, dostluk etmişlikleri çok var. Ama Kürt politikalarına düşman. HDP’yi PKK ile bir görüyor. Sepetçi Ali sıkı bir AKP’li. CHP’nin HDP’yle iyi geçinmesini iktidarın dili ve aklıyla yorumluyor. Ölmekte olan mesleğinin, malzeme bulmakta çektiği güçlüğün, kentsel dönüşüme girecek mahallesinin, iş bulamayan erkeklerin, okuyamayan çocukların, suça bulaşıp duran halkının vebali ona sorarsanız topyekûn CHP’de...

‘AKP bizi kandırdı’

Biz onunla sohbet ederken içeriye giren bir grup genç kadınla atışmaya başlıyorlar. Gülşen... Düne kadar AKP için çalışıyormuş, mahalle temsilcisiymiş. Ama AKP’nin onları nasıl kandırdıklarını anlamış. Ve şimdilerde CHP için çalışmaya başlamış.

“Bizi yanlarına çekene kadar yüzümüze güldüler sonra suratımıza bakmadılar” diyor. Mahallenin politik kanaat önderi gibi. Mahalleden AKP için çalışan 40 kişiymişler, hepsini peşine takıp geçen haftadan itibaren CHP için çalışmaya başlamış.

Tek isteği Özlem Çerçioğlu’nun mahalleye bizzat gelip halkıyla konuşması. “Onun sesini canlı canlı duysalar, ona bir dokunsalar tüm oyları alır buradan” diyor.

Aynı mahallede pencereden dışarıyı seyreden 70 yaşındaki Şerife Teyze ise ayaküstü yaptığımız ufacık konuşmada tam tersini söylüyor.

“CHP’ye oy yok” diyor: “Yolum bozuk. Arıyorum cevap vermiyorlar. Sizi arayacağız deyip dönmüyorlar. Benim bu hanede 14 oyum var. Aslında bir yapsalar yolumu, açsalar telefonumu 14 oyun hepsi de onlar gidecek!”

Parmaklarını göstere göstere “14” diyor. “14 oy. Şimdi bu on dördünü de Mustafa Savaş’a verdirteceğim ben, görecek o CHP!”

Alevi nüfusun yoğun yaşadığı Beştepe’deki kahve sahibi Kemal Çağlı da o bölgedeki Alevi oylarının her zaman olduğu gibi tartışmasız CHP’ye gideceğini anlatıyor uzun uzun. Ama parti içi çatışmalardan ve aday seçimindeki anlaşmazlıklardan o da yakınıyor. Bunun oyları bazı mahallelerde olumsuz etkileyeceğinden endişeli.

Aynı mahallenin bir diğer nüfus yoğunluğu da Makedonyalı göçmenlerde. İkinci çayımızı bir muhacir kahvesinde içiyoruz. Uzun yıllar tornacılık yapan şimdilerde emekli olan eski sendikacı Kazım Erbaş’ın masasına konuk oluyoruz. O bir sosyalist. O yüzden mevcut iktidara da muhalefete de aslen burun kıvırıyor. Mecburen ve hatta isteksizce vereceği oyun karşılığında politikadan büyük beklentileri yok. O hâlâ devrimler hayal ediyor, köklü değişiklikler, düzen dışı devinimler... Ufukta bir devrim de olmadığına göre... CHP’ye falan, öylesine oy verilecek işte...

Mahallelerde yaptığımız bu ufak söyleşilerden görünen o ki öncelikle çoğunluğun kemikleşmiş bir politik görüşü yok. Bu bazı açılardan olumlu bir özellik gibi. Ama bir yandan etik değerlerin eksikliğinin de işareti.

O yüzden iktidarın yıkıcı ve tehditkâr egemenliğinde girilecek bu seçimlerde alınacak sonuçların kimi bize halkın gerçek tercihini, kimi de korkularını ve pragmatizmini gösterecek gibi.

Ama bu durum politikacıların pek umurunda değil. Aksine, onlar her seçimde olduğu gibi seçmenin tüm zaaflarına ayrı ayrı oynuyorlar.

Netice de hem anketler hem de genel hava Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde Özlem Çerçioğlu’nun daha avantajlı olduğunu gösteriyor.

Aday yerine parti rakibi

Yine de rakibine laf atarken “Efelik topukla değil, yürekle olur” diyen ama iktidarın gücünü arkasına alacak bir belediye başkanının Aydın’ı nasıl zenginleştireceğini ballandıra ballandıra anlatırken yüreğinden ziyade “babasına” güvenen bir efe tarif eden Mustafa Savaş’ın kendisini değil arkasındaki gücü öne çıkarmasının payı sonuçları ne yönde etkiler bilinmez.

Ama sosyal politikacılığa önem veren, kadın ve çocuk konusunda pozitif ayrımcılığın altını çizen, yerel tohum gibi değerleri yücelten bir dili benimseyen ve erkeklerin arasında başarıyla durup kendisini geniş kitlelere sevdirmeyi beceren bir kadın belediye başkanının yolu şimdilik açık görünüyor.

‘Oylar ‘Topuklu Efe’ye

Kürt nüfusun yaşadığı Ovaeymir’de, boş bir arsanın ortasında yere çömelip muhabbet ettiğimiz Hakime ve Ayfer de hiç ikiletmeden “Oyumuz Topuklu Efe’ye tabii ki” diyorlar. Ayfer aslında düne kadar AKP seçmeniymiş. Ama Özlem Çerçioğlu’nu çok seviyor. “Kadın bir kere. Güçlü kadın gibisi var mı” diyor. İki Kürt kadınıyla uzun uzun kadınların gücü üzerine konuşuyoruz. Ve ülkenin sıkıntıları üzerine. “Neden AKP’den vazgeçtin?” diyorum. “Çok yoksullaştık” diyor. “Peki neden AKP’ye oy veriyordun eskiden?” “Başörtüsü meselesi yüzünden. Ne demek başörtülü kızlar okuyamaz! Sırf o yüzden sevdim ben AKP’yi. Bak halletti de. Artık her yerde başörtülü var.” Ayfer eskiden açıkmış. Başını birkaç yıl önce kapatmış. Ama kendi açıkken bile başı kapalı kadınların hor görülmesine çok içerlenirmiş. Ama şimdi oylar buradan hep CHP’ye gidecekmiş. Yolları yapmışlar. Evlere yemekler gönderiliyormuş.