Bir konferansın hikâyesi

Yaklaşık son iki yılda biz (um:ag) 150’ye yakın STK’ya gazetecilik eğitimi verdik. Bir eğitim modülü altyapısı oluşturarak Gazetecilik Okulu’nu çevrimiçi kurmaya başladık, medyada söylem analizi yaptığımız raporları yayımladık ve de Gazetecilik Okulu için vakıf çatısı altında bir stüdyo kurduk.

09 Haziran 2020 Salı, 16:37
Abone Ol google-news

2018’in ilkbahar aylarında, vakfın (um:ag) aldığı “STK’lara Yönelik Hak Odaklı Gazetecilik Eğitimi” projesi kapsamında Avrupa’daki farklı ülkelerdeki gazetecilik eğitimi veren kurumları ziyaret ediyorduk. Oslo’daki gazetecilik kuruluşlarını ziyaret ettikten sonra rotamızı Londra’ya çevirmiştik. Ethical Journalism Network (EJN) o dönemki başkanı Aidan White ile görüşmelerimizi gerçekleştiriyorduk. Gazetecilik eğitimi veren kurumların eğitimlerinin içeriği ve nitelikleri, yeni oluşan konu bazlı çalışan araştırmacı gazetecilik kurumlarıyla, farklı gazetecilerle görüşüyorduk. Londra’da savaş muhabirlerinin kurduğu bir lokal olan The Frontline Club’da, savaş muhabirlerinin çatışma alanlarından topladıkları hatıra objeler ayrı camekanlarda sergileniyordu, toplantı aralarında, o objeleri inceliyorduk.

The Guardian’ın anımsattıkları...

Çocukluk hafızamdaki gazete büroları telefon seslerinin daktilo seslerine karıştığı, çalışma masalarının arkasında teleks makinesinden taşan kağıtların biriktiği, bolca çay içilen, sürekli telefon çalan, polis telsizi dinlenilen, sigara dumanıyla muhabir ve editör seslerinin birbirine karıştığı yerlerdi. Uzunca zamandır böyle değil. Gazete büroları artık gazetecilerin birbirini rahatsız etmeyeceği kadar sessiz, belki klavyelerin tuşlarının sesinin duyulabileceği belki de arada telefon çalınca yanıtları herkesin dinleyeceği bir izole ortam. Görüşmelerin bir ayağı The Guardian’daydı. Büroyu görünce, aklıma o zamanki bürolar gelip aradaki değişimi biraz hayretle biraz da tebessümle karşıladığımı hatırlıyorum. Mac bilgisayarlar, izole bir ofis ortamı… Oradaki randevumuz gazeteci Ewen MacAskill ileydi. MacAskill, The Guardian'ın başmuhabiri olmadan önce altı yıl boyunca (1990-96) için siyasi bir editörlük yapıyor. 2007 yılında Washington DC bürosu şefi görevini üstleniyor.

Assange ile Snowden

Julian Assange ve Edward Snowden isimleri tanıdık geliyor mu? Wikileaks mesela… Edward Snowden, 5 Haziran 2013'te başlayan bir süreç ile PRISM, XKeyscore ve Tempora gibi internet izleme programlarının yanında ABD ve Avrupa'nın telefon metadatalarının alıkonulmasını ortaya çıkardı. Raporlar, Snowden'in NSA çalışanı Booz Allen Hamilton için çalışırken The Guardian ve The Washington Post’a sızdırdığı belgelere dayanıyor. Gazetelere yapılan siyasi baskılar sebebiyle The Guardian Kasım 2013'e kadar belgelerin yüzde birini yayımlayabiliyor. Yaptığı haberlerle kurumuna George Polk ve Pulitzer ödülü getiren MacAskill’in kartında ise sadece Reporter -muhabir- yazıyordu. Julian Assange, Wikileaks’te yer alan tüm belgeleri bir gece The Guardian’ın serverına yüklüyor. GB’larca bilgi, belge, dosya yüklenen sistem neredeyse kilitlenme boyutuna geliyor. Server’lara istihbarat örgütleri el koyuyor.


MacAskill ile veri gazeteciliği

Sızıntı haberciliğinin kilit isimlerinden biri olan Assange’ın belgelerinden haber yapmak için The Guardian’da bir gazeteci ekibi oluşturuluyor. MacAskill bunları anlatırken, arada sorularımızla anlatısı bölünüyor, ekipçe her anlattığı konuda başka bir soru soruyorduk: Assange ile yüz yüze görüşmüş müydü mesela? “Hayır” diyor, “onunla tüm irtibatım e-posta üzerinden oldu.” Peki, Snowden? “Evet, haberi yayınladıktan sonra bir kere görüştük” diyor. “Ama Assange ile Snowden arasında bir fark vardı” diyor, “İlkinin belgelerdeki herkes ismi tehlikeye atacak kadar bir yaklaşımı vardı, diğeri ise gözetlemenin sınırları ve insanların kişisel bilgilerini korumak gerektiğini düşünüyordu. Konu gazetecilik etiğinin sınırları üzerine bir noktaya evriliyordu.” Peki, diye sorduğumu hatırlıyorum, yüz binlerce bilgi arasında, olan haberleri çıkarıp onları nasıl dosya habere döndürdünüz? Klasik araştırmacı gazetecilik ile veri gazeteciliği arasındaki farkı detaylıca konuşuyorduk, kahvemizi bitirip, konunun heyecanına kendimizi kaptırıp.

Yakında vakfın YouTube kanalında

Aradan 2 yılı aşkın bir zaman aralığı geçti. Biz 150’ye yakın STK’ya gazetecilik eğitimi verdik. Bir eğitim modülü altyapısı oluşturarak Gazetecilik Okulu’nu çevrimiçi kurmaya başladık, medyada söylem analizi yaptığımız raporları yayımladık ve de Gazetecilik Okulu için vakıf çatısı altında bir stüdyo kurduk. Pandemi ilanı nedeniyle çekimleri son aşamaya bıraktıksa, kalan tüm çalışmaları çevrimiçi yapmaya başladık.

Tüm bunları neden yazdım? Çünkü Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag), Avrupa Birliği'nin finansal desteğiyle yürüttüğü proje kapsamında 6 Haziran 2020’de, "Demokrasiyi Güçlendirmede Medyanın Rolü" başlıklı uluslararası bir çevrimiçi konferans düzenledi. Aidan White, Ewen MacAskill, Hannah Storm, Kadri Gürsel ve Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu'nun konuşmalarıyla yer alacağı konferans, um:ag YouTube kanalından (Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik) canlı takip edilebildi. Konferans dili İngilizce'ydi, simültane tercüme yapılmadı. Konferans kaydı Türkçe alt yazılarla birlikte ilerleyen günlerde um:ag YouTube kanalından izlenebilecek.

İyi seyirler.