Bozcaada Caz Festivali, müzikseverlerle buluştu

Bozcaada Caz Festivali, bu yıl 20-21-22 Ağustos tarihlerinde 5. kez müzik ve doğaseverlerle buluştu .

24 Ağustos 2021 Salı, 04:00
Bozcaada Caz Festivali, müzikseverlerle buluştu
Abone Ol google-news

Bozcaada Caz Festivali’ni 5. edisyonunda ilk kez ziyaret ettim. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki düzenlendiği alana en iyi uyum sağlayan festivallerden biri olmayı başarmış. Ada halkı festivalin getirdiği hareketlilikten memnun, festival seyircisi ise üç gün boyunca hem tatil yapmak hem çeşitli kültür sanat etkinliklerine katılmak hem de kaliteli müzik dinlemenin keyfini çıkarıyor. 

Ada halkı şikâyetçi değil, çünkü festival Salhane sahnesindeki müzik etkinlikleri haricinde, daha geniş seyirci çekecek konserlerini merkezden biraz uzaktaki ana sahnesinde yapıyor. Diğer yan etkinlikler, atölyeler, yani “Keşif” bölümü ise Bozcaada’nın dört bir yanına dağılıyor. Hatta festival süresi boyunca ara sokaklarda fotoğraf çeken ya da sabahları yoga yapan bir grup insana rastlayabiliyorsunuz. Doğal olarak da festival için gelen kesimin, adanın ekonomisine katkı sağladığı açık. Bir örnek, Bozcaada Kadın Kooperatifi’ne üye kadınların ürettiği reçeller, dağ kekikleri ve daha birçok ürün kapışılıyor. Adaya festival için gelen kalabalık bütün mekânları ve otelleri de dolduruyor. Hatta taksiler müşterilere yetişemiyor. Ama bu sadece festivalin sürdüğü üç gün boyunca böyle.

HERKESE GÖRE ETKİNLİKLER

Gelelim bu yılki festivale; üç günlük bir festival için 7-8 destekçinin, yani sponsorun olması ilk bakışta fazla gibi... Ancak her sponsor, kendi alanına göre ilgi çekici yan etkinliklere imza atıyor. Şarap, viski bira, kokteyl tadımı da yapılıyor, Bozcaada’nın hikâyesinin anlatıldığı paneller de... Öte yandan festivalin ekolojiye önem veren ve cinsiyetçiliğe karşı duran temasıyla bağımlı paneller de bu festivalde ön plana çıktı. Örneğin, katıldığım yan etkinliklerden biri de Organics by Red Bull’un sponsorluğunda ünlü fotoğraf sanatçısı Dilan Bozyel’in verdiği “Mobil Fotoğrafçılık” atölyesiydi. Ada’nın ara sokaklarında dolaşarak yaptığımız denemelerde, Bozyel’in verdiği ipuçlarıyla oldukça güzel siyah-beyaz fotoğraflar ortaya çıktı.  

CANLI MÜZİK HASRETİ BİTTİ...

Ve tabii ki müzik... Geçen yıl festival salgın dolayısıyla yapılamamıştı. Bu yıl ise konser alanlarına HES Kodu’yla girmek ve her alanda dezenfektanların bulunması gibi önlemler alındı. Açık havada insanlara maske zorunluluğu dayatmak pek mümkün değil, bütün etkinlikler de açık havada olunca maske takan insan yoktu, bu da zor ve kısıtlamalarla geçen bir buçuk yılın ardından anlaşılabilir. Konser izlerken bir şeyler içen, dans eden insanlardan maske takmasını beklemek anlamsız. 

İlk gün, yani cuma günü Bozcaada Ensemble’ın sahneyi Ceylan Ertem ve Seçil Akmirza ile paylaşması festivalcilerin o gün için en beklediği konserdi. Öğrendiğimize göre beklentileri de karşılamış. İlk günün kapanışını ise festivalin gediklisi ve olmazsa olmazı Sonic Boom ile Elif Çağlar yaptı. Bu konser de izleyicileri bir hayli dans ettirmiş. Festivali takip edebildiğim ikinci günde ise sırasıyla Ori Jacobson Trio ve Çağrı Sertel’in ilk kez dinleyiciyle canlı olarak buluşan “Multiverse” projesi beğeni topladı. Sertel’e, Korhan Futacı’nın dahil olduğu kısma ise coşku hâkim oldu. Gecenin kapanışını yapan İlhan Erşahin ise saksafonuyla harikalar yaratırken artık yorulmuş bir vaziyette konaklamaya geçen konukların ağzında güzel bir tat bıraktı. Üçüncü gün, bu kez Alp Ersönmez’in uzun yıllardır beklenen “Cereyanlı” projesi dinleyiciyle canlı buluştu. Kapanışta müzikseverlerin merakla beklediği Büyük Ev Ablukada akustik bir konser verdi. Konserleri uzun zamandır kapalı gişe olan Büyük Ev Ablukada’yı Bozcaada’da gibi bir konumda dinlemenin tadına ise çok fazla yerde ulaşılabileceğini sanmıyorum. 

AMA O KADAR ARABA NE OLACAK?

Bir dipnot düşmekte fayda var. Yukarıda da belirtildiği gibi ekolojiye önem veren ve örneğin adada karbonun nötr olup olamayacağına dair paneller yapılan festivalin maalesef ek bir karbon ayak izi yükü bıraktığını sanıyorum. Yol boyu park edilen arabalar, insanları vızır vızır bir konserden alıp bir koya, sahile bırakan taksiler ve kişisel arabalarıyla gelenler adada kaosun yanı sıra sanırım büyük bir karbon ayak izi de bırakıyordur. Belki pandemi sonrası, adanın da şartları el verdiğince elektrikli araçlarla toplu ring seferler yapılması düşünülebilir. Yol kenarına park eden araba ya da hızla bir yerlere yetişmeye çalışan araçların yarattığı kaos görüntüsü pek hoş olmuyor.