CHP'de gündem Baykal'ın manifestosu

CHP kontenjanından bakanlık teklifini 3 sayfalık mektupla reddeden Deniz Baykal, erken seçim kararının iktidarın dayatması olduğunu belirterek, “7 Haziran’da oluşan Meclis’e ayıplı mal muamelesi yapılmaktadır. Hiçbir ülkede demokrasi, güç sahiplerinin atıfetiyle gerçekleşmez. Demokrasi muktedirlerin lütfu değil mecburiyetidir” dedi.

27 Ağustos 2015 Perşembe, 15:59
Abone Ol google-news

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geçici hükümette bakan olarak yer alması yönündeki teklifini reddeden CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Davutoğlu’na gönderdiği mektupta “7 Haziran’da oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ayıplı mal muamelesi yapılmakta, erken seçim kararı ile değiştirilmesi talep edilmektedir” dedi. Baykal, üç sayfalık ret mektubunda özetle şunları kaydetti:

* 7 Haziran seçimlerinden iki buçuk ay sonra yeni bir seçim kararının alınması, TBMM’nin daha komisyonlarını bile kuramadan tüketilmesi, aslında millet iradesine meydan okumaktır. TBMM hükümet kuramadığı için seçime gitmiyor. TBMM’ni yeni bir seçime götürmek için hükümet kurulamıyor.

Eksantrik politikalar

* 9 Haziran’daki buluşmamızdan sonra, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı “Egolarımızdan sıyrılalım. Milletin iradesi ortadadır. Koalisyon kaçınılmazdır” konuşmasıyla başlayan dönem ne yazık ki çok kısa sürmüştür. TBMM Başkanlık seçimi bu açıdan bir temel kırılma noktası olmuştur.

* TBMM Başkanlık seçimi ile 7 Haziran’da ortaya çıkan farklı siyasal güçlerin birbirilerinin varlığına ve anlayışlarına saygı göstermek zorunda olduğu uzlaşma ve işbirliğine dayalı hukukun üstünlüğüne, anayasaya saygılı yeni bir siyasal dönemin açılacağı umudu ağır bir darbe yemiştir.

* Hiçbir ülkede demokrasi, güç sahiplerinin atıfetiyle gerçekleşmez. Demokrasi muktedirlerin lütfu değil mecburiyetidir. Ne yazık ki 7 Haziran’dan sonra milletimiz muhalefet partilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi çoğunluğunu vermiş ama bir muhalefet partisinin eksantrik politikaları sonucunda o çoğunluk kimseyi hiçbir şeye mecbur edememişti

* Meclis’te çoğunluğu kaybeden siyasi parti, bir kısmı milletvekili bile olmayan bakanları ile Türkiye’yi yönetmektedir. Bu durum, seçim hükümetiyle sürmeye devam edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi aylardır devre dışıdır. Aylarca da öyle kalacağı anlaşılmaktadır. İç barışımızı, ekonomimizi, uluslararası ilişkilerimizi derinden etkileyen tercihlerin yapıldığı, çok ağır insan ve vicdan bedelleri ödediğimiz böyle bir dönemde parlamentoyu yok sayarak, onun meşruiyetine ihtiyaç duymadan ülkeyi yönetme anlayışı seçime saygı ile demokrasi, hukuk ve anayasa duyarlılığı ile bağdaştırılamaz.

* Hükümeti kurma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, ana muhalefet partisi liderine, hükümeti kurma görevi verilmemesini hiçbir gerekçe ile mazur göstermek mümkün değildir. Bu tutum; siyasete, demokrasiye, hukuka, parti liderlerine karşı ben-merkezci arogant bir tutumu yansıttığı kadar, koalisyona bir şans vermeme, seçim dışında bir seçenek bırakmama telaşını da yansıtmıştır.

Tek parti dönemi gibi

* 7 Haziran’da oluşan TBMM’ne ayıplı mal muamelesi yapılmakta, erken seçim kararı ile değiştirilmesi talep edilmektedir. 7 Haziran’da ortaya çıkan yeni milli irade şekillenmesine rağmen Türkiye, aylardır eski tek parti yönetimi ile eski anlayış ile fiilen yönetilmektedir. Yeni TBMM’ni beğenmeyenler, siyaset takvimini 7 Haziran’da dondurmuş, siyaset saatini 7 Haziran’da durdurmuşlardır. Türkiye Büyük Milet Meclisi de “Çözüm Süreci” gibi buzdolabına konmuştur.

* Nasıl geçmişte 12 Eylül Kenan Evren hukukuna karşı rakiplerimiz olan siyasetçilerin hukukunu savunduysam, şimdi de milletin hukukunu sizlere karşı savunmak boynumun borcudur.