Davalar benim madalyam

Orhan Aydın, hakkında eleştiri yaptığı Süleyman Demirel’in oyununu izlemeye geldiğini anımsatıyor ve “18 bin insanla Erdoğan’ın karşılıklı davası var” diyor.

08 Şubat 2019 Cuma, 22:08
Abone Ol google-news

Orhan Aydın...47 yıllık sanat hayatında her zaman muhalif bir çizgi üzerinde yürüyen usta tiyatro sanatçısı. Ona göre sanatçının muhalif olmak gibi bir sorumluluğu var... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında yaptığı konuşmalar başta olmak üzere, hakkında çeşitli nedenlerle açılan 11 dava var. Aydın, “18 bin insanla Erdoğan’ın karşılıklı davası var. Bu durum ne Hitler döneminde ne de Mussolini döneminde var. Bu davalar, bu karanlık zamanlarda benim madalyamdır” diyor.
Tanıklık ettiği darbe dönemlerinde dahi bu kadar güdümlü bir yargı görmediğini söyleyen Aydın, “Süleyman Demirel gelip benim onu eleştirdiğim oyunlarımı izlerdi. Kulise gelip tebrik ederdi” anımsatmasında bulunuyor.

Asıl mezuniyet Halkevleri
Tiyatroya ortaokulun son sınıfında Ankara’da bulunan Halk Tiyatrosu’nda başlıyor, ardından Çağdaş Sahne’ye geçiyor Orhan Aydın. Halkevlerinde de tiyatro eğitimi almış. Bu eğitim Aydın’ı o kadar etkilemiş olacak ki; tiyatro mezunu bir oyuncu olmasına karşın kensini Halkevleri mezunu olarak tanımlıyor: “Halkevleri benim tiyatro mesleğini öğrendiğim yer. Ben Halkevleri mezunuyum.”
Kamuoyunda “Cüppeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü hakkında yaptığı eleştiri sonucunda açılan davayı hatırlattığımız Aydın, 2 Temmuz 2018’de Kuşadası’ndaki bir anma etkinliğinde yaptığı konuşma nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretten hakkında yeni bir dava daha açıldığını da öğrendiğini söylüyor.

‘Din simsarlığını eleştirdim’
Aydın, Ahmet Mahmut Ünlü’yü eleştirdiği için hakkında açılan davayı bazı medya organlarının “Orhan Aydın, Cüppeli Ahmet’i yargıladı” diye haberleştirdiklerini anımsatıyor: “Ben meczupluğunu, din simsarlığını eleştirdim. Bu insanlar devlet adamları tarafından korunuyor. Bunun örneklerini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarında çok görüyoruz. Hiçbir toplumsal olaya seslerini çıkarmıyorlar; bundan kaynaklı bu insanların ülkeyi yönetenlerin koruması altında olduklarını düşünüyorum.”
Aydın’a bu davadan 3 bin 500 lira ceza verilmiş. Aydın cezanın ödenmesi için sosyal medyadan insanların “Bu cezayı birlikte ödeyelim, siz yalnız değilsiniz” dediklerini aktarıyor. Hakkında açılan davaları AKP iktidarının karnesi olarak niteleyen Orhan Aydın, davaları “Son 5 yıldır AKP kendi iktidarını güçlü kılmak için yürüttüğü korku politikası” olarak görüyor.

Usta sanatçı, ülke tarihinde yaşanan bütün darbelere tanıklık ettiğini anlatırken, “Darbe dönemlerinde de davalar vardı, suçluysanız mahkemeye çağrılyorsunuz bağımsız ya da taraflı yargılanacağınızı biliyorsunuz ama yönlendirilmiş bir şekilde yargılanmak ne 12 Mart’ta ne de 12 Eylül’de var. Yani merkezi idareye bağlı bir yargı yoktu. Mahkemeler şimdiki gibi güdümlü değildi. Bugün yargı tepeden tırnağa ele geçirilmiş durumda” diyor.

Aydın, ülkede “Özellikle muhalif kanada, düşüncelerini açıkça söyleyen insanlara korkutma ve susturma politikası” izlendiğini söyleyerek Metin Akpınar ve Müjdat Gezen hakkında açılan soruşturmaya da değinerek, “Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın söylediklerinin tamamı bu ülkede aydınlanma ateşinin yeniden yakılmasıyla alakalıdır. Söylediklerinden ders çıkarmak gerekmektedir. 78 yaşındaki bir Metin Akpınar her zaman kardeşlikten, barıştan bahsetmiştir. Çünkü sanatçı olmanın tarihsel bir sorumluluğu var” değerlendirmesini yapıyor.

Ünlü piyano sanatçısı Fazıl Say’ın konserine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelmesine değinen Aydın, “Fazıl kendi ülkesinde konser veremez bir duruma gelmişti” diyor. Aydın, “Fazıl’ın 21. yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Örgütlü bir yapının içinde olsaydı bu yaptığını defalarca düşünürdü. Herkese laf eden bir yürütücüyü davet etmek herkesin yapabileceği bir şey değil. Ben asla yapmazdım” görüşünü paylaşıyor.

Aydın, “Bugün Fazıl’ın yaşadığı daralma, alanları teslim almaya karar vermiş bir adamın bir parçası haline gelmektir ki bu benim için utanç verici bir durumdur. Bunları söylüyorum ama kesinlikle Fazıl ile Saray’ın devşirdiği diğer insanları yan yana asla getiremeyiz” vurgusunu yapıyor.
32 yıl önce Beyoğlu’nda 18 sinema, 9 da tiyatro salonu olduğunu anlatan Aydın, “Muammer Karaca Tiyatrosu’na, Atatürk Kültür Merkezi’ne yapılanlar bir düşmanlıktır. Şimdi yalnızca Ferhan Şensoy’un ayakta tuttuğu Ses Tiyatrosu ve karşısındaki Beyoğlu Küçük Sahne kaldı. 2 tane kitapçı var... Bu kültürel erozyondur” diyor.