EYT'lilerin sorunlarını anlattı: Bize "öl" diyorlar

21 yıldır kazanılmış haklarını almak için mücadele verdiklerini belirten EYT Derneği Başkanı Gönül Boran Özüpak, 3 yıldır işsiz olan 47 yaşındaki bir EYT mağdurunun salgın döneminde evindeki eşyaları tek tek satacak noktaya geldiğini belirtti. EYT’lilerin durumlarını ve beklentilerini Cumhuriyet’e değerlendiren Boran, kendilerini görmezden gelen hükümete karşı vatandaşlık haklarını kullanmak için sabırsızlıkla genel seçimi beklediklerini vurguladı.

20 Nisan 2021 Salı, 14:55
EYT'lilerin sorunlarını anlattı: Bize
Abone Ol google-news

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) 1999 yılı öncesinde işe girişte kadınlarda 5 bin prim günü ve 20 hizmet yılıyla, erkeklerde de 5 bin prim günü ve 25 hizmet yılıyla emekli olma şartına sahipti. 8 Eylül 1999’da 4447 sayılı kanunun ilanıyla emeklilik şartlarına üçüncü bir yaş haddi eklendi.

O günden bu yana geçen 21 yıllık süreçte anayasal haklarından mahrum bırakılan Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Derneği Başkanı Gönül Boran Özüpak, EYT’lilerin sorunlarını Cumhuriyet’e anlattı.

“HAKLAR İHLAL EDİLDİ”

“Biz iki şartla emekli olacağımız söylenen süreçte çalışma hayatına girdik” diyen Gönül Boran, “Emeklilikte Yaşa Takılanlar, 4447 sayılı kanunun geriye doğru işletilmesi ile anayasal haklardan 2 ila 17 yıl mahrum bırakan bir yasanın mağduriyetini bizzat yaşayan kişilerdir. Öngörülebilir ilkesi, eşitlik burada ihlal edilmiştir. Bugün bir genç sigortalı olup çalışma hayatına başlarsa 65 yaşında emekli olacağını biliyor. Oysaki bizde böyle bir şart yoktu. Biz iki şartla emekli olacağımız söylenen süreçte çalışma hayatına girdik. Çoğumuz üç yıl, beş yıl, on yıllık çalışma hayatı içerisindeyken bir dakika dediler, size üçüncü bir şart getiriyoruz yaş haddiyle emeklilik planlarınızı, hayallerinizi, anayasal haklarınızı öteliyorum.” ifadelerini kullandı.

Boran, yasanın ileriye doğru işletildiğini vurgulayarak çözümün Meclis’te olduğuna işaret etti:

“2002 yılında bu yasa Anayasa Mahkemesince “kazanılmış hak değil, beklenen haktır” diye onanıyor. Oysakİ anayasada her şey açık. Emeklilik hakkı bizim mülkiyet hakkımızdır ve anayasal bir haktır. Anayasa mahkemesi bunu beklenen hak olarak kabul ettiği için mecliste bu yasanın iptali ile gerçekleşebilecek bir sonuca ulaşmamız şart. O yüzden biz de bu mücadele sonuç alana kadar devam edeceğimizi her ortamda dile getiriyoruz.”

(Gönül Boran Özüpak)

“EVİNDEKİ EŞYALARI TEK TEK SATIYOR”

Boran, 45-52 yaş aralığında emeklilikte yaşa takılanların çok büyük mağduriyetler yaşadığını ifade etti. EYT’lilerin en büyük sorunlarını sağlık güvencelerinden yoksun, işsiz ve geçim zorluğu çekmeleri olarak sıraladı. Koronavirüs salgınıyla beraber EYT’lilerin durumunun daha da kötüleştiğine dikkat çeken Boran, “Hemen hemen 28-30 yıl çalışma hayatı olan 47 yaşında 3 yıldır işsiz bir EYT’li bugün evde tek tek eşyalarını satmaya başladı. Artık bu durumlar EYT'lilerin yaşadığı mağduriyetlerin en içler acısı durumu. Ne borç alınabilecek bir ortamı yaşıyorsunuz ne sağlıktan yararlanabiliyorsunuz.” dedi. 

“HAKARETLERE UĞRADIK”

EYT’lilerin iktidar tarafından hakarete uğradığını, görmezden gelindiğini, mücadelelerinin farklı algılara çekilmeye çalışıldığını söyleyen Boran şunları kaydetti:

“Bugün bütün iktidara talip olan muhalefet partileri haklılığımızdan yana. Çok çeşitli çözüm önerileriyle yanımızda oluyorlar. Ama maalesef hükümetimiz ve Cumhur İttifakı bize çözüm önerileriyle değil aksine biz farklı bir mücadele veriyormuşuz gibi algılarla yaklaşıyor; ‘Erken emeklilik isteniyor deniyor, çift maaş alacaklar diyor, bu yaşta emekli olunmaz diyor’.”

“AMA ERKEN AMA 2023, SEÇİMİ BEKLİYORUZ”

EYT’lileri temsil eden Boran, “EYT bugün tüm Türkiye'de sesini duruyor, basın, köşe yazarları, muhalefet partileri, vekiller herkes EYT’lilerin haklarına, mağduriyetlerine inanıyor. Hükümetimiz bu hakkı vermiyorum dese de biz de genel seçimlerde, ister erken seçim olsun ister 2023 seçimi, vatandaşlık görevimizi yaparken ne yapılanı ne söyleneni unutacağız. Çünkü birçok hakarete, yaftalara maruz kaldık. Biz hakkımızın peşinde olan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Ve tüm Türkiye’de var olan bir kurumuz. Genel seçimleri de sabırsızlıkla bekliyoruz. Bizden istenileni fazlasıyla yerine getirmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak görmezden duymazlıktan geliniyoruz. Hükümetin yarattığı farklı algılardan yorulduk ve bıktık. Biz de gerekeni yapacağız“ dedi.

“ÖL DENİLİYOR”

Boran sözlerine şöyle son verdi:

"Sigorta primi hiçe sayılıyor. emeklilikte yaşa takılanlar ve  aileleri 107 TL ödemeden maalesef sağlıktan yararlanamıyor. Nereye gitti bizim yatırdığımız primlerimiz, emanet ettiğimiz primlerimiz? Bir taraftan işe gidiyorsunuz sen yaşlısın diyor yaştan dolayı işveren işe almıyor, bugün İŞKUR’da 35 yaşını aşmamış deniyor. En fazla 40 yaş olsun özel sektör o da, devlet kurumu zaten mümkün değil. Çelişkiye bakar mısınız? Bu 45-50 aralığında olan kesim öl denilen kesim mi? Yaşamayın, açlıktan ne yapacaksınız? Fazlasıyla prim ödemişiz. 

Biz emekli olduğumuzda Avrupayı gezmeyeceğiz ki. Size örnek vereyim bugün yaş haddi kadar en büyük mağduriyeti yaşatacak SGK’nın 5510 sayılı yasasının yarın bir gün bağlanacak olan maaşların 1500 lira civarında olması kaçınılmaz. En yakınımızda, bir dernek başkanı arkadaşım ssk.gov.tr’ye ne kadar maaş alırım diye girdiğinde gözüken 1400 TL. Düşünün prim gün sayısı 7 bin 8 bin olmuş.  Pandemi öncesi Cumhurbaşkanı maaşı 1500 TL ile sabitledi ama asgari ücret 2800 lira iken 1500 TL ile geçinebilmek… Cumhurbaşkanına, milletvekillerine sesleniyoruz, diyoruz ki gelin de siz bu 1500 TL ile bir ay sonunu getirin. Geçinebiliyorsanız alkışlayacağız. Ve yaş haddi kadar bu aylık bağlanma oranlı çok çok daha ciddi sonuçlara ulaşacak.”

PANDEMİDE İŞTEN ÇIKARILANLAR EYT’Lİ

Sosyal Güvenlik Müşaviri Dilek Ete, salgında giderek zorlaşan yaşam koşullarından en çok EYT’lilerin etkilendiğini belirtti. Dilek Ete, Koronavirüs salgını başladığından itibaren işten çıkarılanların çoğunluğunun EYT’li olduğuna dikkat çekti. Ete, “Salgın başladığı andan itibaren kapanan ya da kapanmayan işletmeler çalışanları arasında bir seçim yapma durumuna gitti. Seçimi yaparken özellikle maliyet oluşturan insan kaynağını azaltma kararı aldı. Azaltılanların büyük kısmı EYT'li. Nakdi ücret desteğiyle kenara ayırıyorlar, kısa ücret çalışma desteği bile vermiyor" dedi.

Ete’nin belirttiğine göre “Nakdi ücret desteğiyle hayatlarını devam ettirmeye çalışan EYT'lierin kısa çalışma ödeneği alması ya da işe davet edilmesi çok düşük bir ihtimal. Hem iş bulamayan hem emekli olamayan EYT’liler evine ekmek götürebilmek için  bir an önce emekli olmak istiyor. Bu yüzden engelli emeklisi olmayı seçiyorlar. Yüzde 40 ile engelli emeklisi olabiliyorlar. EYT'liler arasında bu tercih çok sıklaştı.”

(Dilek Ete)

“DEVLET CİDDİ HAK KAYBINA UĞRATIYOR”

EYT’lilerin engelli emeklisi olma yoluna gitmelerini hak kaybı olarak yorumlayan Dilek Ete şunları kaydetti:

“Çalışan EYT’linin 5400 günden az günü varsa o zaman engelli emekli maaşı alması tercih edilebilir. Ama diyelim ki 20 yıldır çalışmış, 7000 günü var, bu kişi engelli emeklisi olursa yazık etmiş olur emekliliğine. EYT'lilerin de çoğunun aşağı yukarı 20 yıla yakın günleri var normal emekli olacakken bunları malulen emekliliğe ya da engelli emekliliğe sevk etmek devletin yaptığı ciddi hak kaybı. Bu kez sadece yaş hakkı kaybı değil kişiyi çaresizlikten, iş de bulamadığı için engelli emekli olmaya itiyorsun, o zaman da bu maaş anlamında hak kaybı oluyor. İşsiz, nakdi ücret desteğiyle on gün geçinemezsiniz. Emekli olayım en azından sağlık güvencem olur, emekli olursam ilaçlarımı almış olurum, üç beş kuruş da maaşımı alırım iş bulursam da çalışırım diye düşünüyorlar. ”