'Gazetecilik suç değildir' diyenlere engel... Tutuklu yazar ve yöneticilerimizden mesaj var

Cumhuriyet'i susturma operasyonunda tutuklanan yönetici ve yazarlarımız ile tutuklu gazetecilerle dayanışmak için Silivri Cezaevi önünde toplanmak isteyenlere izin verilmedi. Silivri Meydanı'nda yapılan basın açıklamasında, tutuklu yönetici ve yazarlarımızın mesajı okundu.

09 Aralık 2016 Cuma, 21:40
Abone Ol google-news

<video:643152>

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, tutuklu 146 gazeteciyle dayanışma amacıyla bir araya gelen basın örgütü temsilcilerine, Silivri Cezaevi önünde açıklama yapma izni verilmedi. “Gazetecilik Suç Değildir’ demek için yola çıkan grup, İstanbul Valiliği’nin yasak kararı nedeniyle, jandarma tarafından, otobanda durduruldu.  Silivri Cezaevi kavşağında  yolları kesilen grup, araçlardan inerek, “Gazetecilik suç değildir” yazılı pankart açtı.

“Gazetecilere özgürlük”, “Gazeteciler tutuksuz yargılansın” yazılı dövizler taşıyan grubu durdurmak üzere, TOMA ve yeni jandarma  ekibi de geldi. Jandarma, plakaları not etti, araçların çekilmesini istedi. Aksi halde ceza yazacağını bildirdi.



Uluslararası Basın Enstitüsü Derneği (IPI), Uluslararası PEN, PEN Türkiye Merkezi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Haber-Sen, Türkiye Yazarlar Sendikası, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye üyeleri ile tutuklu yazar ve yöneticilerimizin aileleri, açıklama yapmak üzere Silivri Meydanı’nda toplandı.

‘Basının acı ve kara günü hayli fazla’

Gazetemiz İmtiyaz sahibi Orhan Erinç, dışarıdaki Cumhuriyet çalışanları ve  içerideki Cumhuriyet çalışanlarının aileleri adına söz aldı. Gazeteciliğin suç olmadığını, ifade özgürlüğünün en önemli insan haklarından biri olduğunu vurgulamak için geldiğini söyleyerek, “Yasaklar burda da bizleri buldu. Türkiye’nin ileri demokrasiyle yönetildiğinin iddia edildiği bir süreçte, bu olay, hem demokrasi tarihimiz hem basın tarihimiz açısından çok önemli bir anı olarak kalacak. Basının acı ve kara günleri bir hayli fazla. Ben 50 yıl kadar önce Niyazi Ahmet Banoğlu’nun ‘Türk Basınının Acı Günleri’ diye bir kitabını da okumuştum. O kitaba yeni ekler yapmak konusunda Türkiye’yi yönetenler gerekli katkıları sağlamakla meşguller. Buradan, Cumhuriyet ailesinden tutuklu olan hem de diğer tutuklu meslektaşlarımıza sevgilerimizi , selamlarımızı sunuyoruz” dedi.

‘Oğlum için ayaktayım’

PEN Türkiye Merkezi Başkanı, yazarımız Zeynel Oral, gazetemize dünyanın her yerinde dayanışma mesajlarının geldiğini belirtti. İfade özgürlüğünün olmadığı bir yerde yaşam hakkının da olmadığını dile getiren Oral, “ Yeme içme, çalışma, var olma hakkı yoktur. Bıraktık demokrasiyi artık yaşam hakkı istiyoruz. İfade özgürlüğü olmadan yaşam hakkı olamaz. Ne ile suçlandığı belli olmayan bir gazeteci bile hapisdeyse hiç ama hiç birimiz özgür değiliz” diye konuştu. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, gazetemiz avukatı Bülent Utku’nun annesi Sebat Utku da oğluyla gurur duyduğunu belirterek, “Oğlum için ayakta duruyorum. Adalet yerini bulacak. Oğlumu ve arkadaşlarını çok seviyorum” diyerek, göz yaşı döktü.

‘Muhalefete ceza...’

IPI Viyana Basın Özgürlüğü Direktörü Wolfg Roth, 10 Aralık’ın dünyadaki herkesin onurlu bir şekilde yaşanmasına adanmış bir gün olduğunu belirterek, “Muhalefetin bir ceza öğesine dönüştürülmesi hem Türkiye için hem de demokrasi için önemli bir sorun. Bugün burada Türkiye’deki herkesin özgürce düşünme ve düşüncesini söyleme hakkına ve Cumhuriyet gazetecileri ve tutuklu tüm diğer gazeteciler dahil serbest bırakılmaları için çağrı yapmaya geldik” dedi.

‘Türkiye demokrasisi yara aldı’

IPI İletişim Direktörü Steven Ellis, Türkiye’ye ilk ziyaretini 45 yıl önce arkeoloji öğrencisiyken yaptığını, halkı müslüman olan bir ülkenin Atatürk sayesinde demokrasiye yakın bir ülke olmasından dolayı gurur duyduğunu belirtti. Ellis, “Türkiye demokrasisinin çok büyük bir yara almış olduğu bugünlerde tekrar buraya gelmiş olmak içimi acıtıyor. Elimizden ne gelirse yapmaya hazır olduğumuzu bildirmek için buradayım. Bu güzelim ülkenin polis devleti olmasını istemiyorum. Demokratik güçlerin biraraya gelmesini istiyorum” diye konuştu.

‘Sadece gazetecilik..’

TGC Başkanı Turgay Olcayto da “Bizim istediğimiz tutuklu gazetecilerin bir an önce çıkmasıdır. Onlar sadece gazetecilik yaptı” dedi. DİSK Basın İş Sendikası Başkanı Faruk Eren, Silivri Cezaevi önünde açıklama yapamadıklarını dile getirerek, “Bu karanlıktan kurtulacağız”diye konuştu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, “Bugün en demokratik hakkımızı kullanarak içerdeki arkadaşlarımıza mesaj vermeye gelmiştik. Açıklamaya izin verilmedi” dedi. Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Temsilcisi Uğur Güç, uzun süredir demokrasiyle bağdaşmayan durumların yaşandığına dikkat çekerek, “Haberin suç olduğu günlerden geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Silivri’den mesaj var

Açıklamanın ardından, tutuklu yazar ve yöneticilerimizin, CHP milletvekili Zeynep Altouk aracılığıyla gönderdiği mesajlar okundu.  Mesajları tutuklu Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, çizerimiz Musa Kart’ın eşi Sevinç Kart, okudu.

Murat Sabuncu: 10 Aralık insan hakları günü dünyada bu kadar büyük acılar varken Halep’te insanladır katledilirken...Ülkemde, Gazeteciler, Yazarlar, Kürt siyasetçiler cezaevindeyken, Analar hala ağlıyorken, Cumartesi Anneleri’nden Asiye Karakoç evladının katilini bulamadan bu dünyadan göçmüşken, kendim için bir şey istemeye, söylemeye utanırım...Ama bugün özgürlüğümün çalınmasının 41. günü. Ne yüksek duvarları cezaevinin...Ne kelepçeli gezmelerim, ille de memleketim...

Akın Atalay: Sevgili insan hakları savunucusu Voltaire’in dediği gibi “hükümetler hatalıyken haklı olmak tehlikelidir”. Bizler Cumhuriyet Gazetesi ailesi de bu dönemde tehlikeli ve riskli bir görevi yerine getiriyoruz. Gerçeğe sadakat ve gerçekleri halka aktarmak. Bunun bir bedeli var ve bu bedeli şerefle ödüyoruz. Hepinize dayanışmanız için teşekkürler.

Bülent Utku: Halkların, haklıların, özgürlük eşitlik adalet mücadelesi tarihin hiçbir döneminde bütün çabalara rağmen engelenememiştir. Türkiye’mizde de eninde sonunda bu mücadele meyvelerini verecektir. Selam olsun bu mücadeleye katkısı olanların.

Kadri Gürsel: En temel insan hakkı olan özgürlüğü, ifade ettiği düşünceleriyle suç isnat edilerek elinden alınmış bir gazeteci olarak tüm özgürlükçü demokratların yurtseverlerin cumhuriyet okurlarının ve dünyanın çeşitli köşelerinde insanlık değerleri için mücadele edenlerin “insan hakları” gününü kutluyorum. İnsanlık sonunda galip gelecektir. Yazarı ve yayın danışmanı olduğum Cumhuriyet Gazetesi’ne karşı düzenlenen orantısız ve hukuksuz operasyonun tutuklularından biri olmasaydım. IPI Yönetim Kurulu üyesi olarak bugün Silivri Cezaevi önünde düzenlediğiniz etekinlikte Cumhuriyet tutuklularının ve tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talebini sizlerle beraber haykıracaktım. Bunu şimdi “içeriden” yapıyorum. Tüm tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın.

Güray Öz: Tutuklu bir gazeteci olarak insan hakları gününü kutluyorum.

Musa Kart: Türkiye’de ve dünyada sergilenen dayanışma fotoğraflarından çok etkilendim. Bu fotoğraflara giren tüm dostları sevgiyle kucaklıyorum.

Mustafa Kemal Güngör: Özgürlük, eşitlik ve adalet için özgür günlerde mücadeleye devam edeceğiz. Hukuk adına karanlık günlerden geçiyoruz. Milletvekillerinin belediye başkanlarının tutuklu olduğu, belediyelere kayyumların atandığı günler. Milli irade diyenlerin milli irdeye saygıosını da görmüş oluyoruz. Sulh Ceza Hakimlerinin hali de ortada. Ttuuklama fırınlarına dönüştü Türkiye. Biz yargı bağımsızlı için hep dikkat çekiyorduk. Geldiğimiz noktada Avrupa Birliği HSYK gözlem statüsünü askıya almış. Eğitim notumuz, özgürlük ve adalet notumuz kırık Utanç verici bir tabloyla karşı karşıyayız.

Turhan Günay: Başta Eren Aysan ve Kemal Kocatürk olmak üzere sanatçıları hedefleyerek, konunu uzmanlarını yok ederek nereye varılacağını düşünemiyorum. Tüm baskı gören sanatçı, gazeteci, yazar ve yayıncıların yanındayız.

CHP milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, önceki gün Silivri 9 No’lu F Tipi’ne göderek, tutuklu yazar ve yönetecilerimizle görüştü. Akatlı, “Arakdaşlarımız tamamı orda son derece dirayetli. Hepsinin kaygıları kendileri için değil Türkiye için. Özellikle Murat Sabuncu selamlaşmanın hemen arkasından gazetecilik yaparak Türkiye değerlendirmemi sordu. Diğer arkadaşlar da benzer sorular yöneltti. Orada tutuklu olmalarına rağmen gazetecilik görevlerini sürdürüyorlar. Hayat onlar için onurlu mücadele içinde devam ediyor” dedi.