‘Hatırlıyor musun?’

Mutlu bir Türk-Alman evliliğini konu alan Hatırlıyor musun? (Yeni İnsan Yayınevi), Ayşe Reisoğlu’nun yaşamının izlerini sürüyor. Roman, Hamburg’da başlayan, İstanbul ve Ankara’da süren bir yaşam öyküsünün belki de en güzel tesadüfünü; bir aşkı anlatıyor. Bu aşkın en güzel yanı ise farklı kültürlerin birlikteliğinin ne kadar değerli ve “olanaklı” olduğunu anımsatması. Reisoğlu okurunu sevgi dolu, duygu yüklü, sarıp sarmalayan bir aşkın peşinde yepyeni bir dünyaya çağırıyor.

09 Nisan 2021 Cuma, 00:01
Abone Ol google-news

Ayşe Reisoğlu’nun romanı Hatırlıyor musun? iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Ayşe (Ursula) ve eşinin tanıştığı Almanya günlerini anlatıyor. Hamburg’da bir “Merhaba” ile başlayan sevgi dolu günler ilk buluşmalarda tiyatrolara giderek, Alster Gölü’nde sandal gezileri ve göl kenarında romantik yürüyüşlerde filizleniyor. Yazar, “Nasıl olduğunu anlamadan birbirimize âşık olmuştuk.” diyor.

Tüm güzel anılar “Hamburg’a Veda” adlı bölümden sonra Türkiye’ye taşınıyor. Ayşe’nin evlenme kararını vermeden önce İstanbul’u görmesi ve Türkiye’de yaşamak isteyip istemeyeceğine karar vermesi gerekiyor.

Tam bu noktada okurun önüne harika bir “eski İstanbul” çıkıyor: Büyük avluları olan, avlunun ortasında reçel yapmak için hazır bekleyen incirlerin olduğu, kumsalı olan ve Süreyya Plajı’ndan denize girilen bir İstanbul... Pera Palas’ta yılbaşı balolarının yapıldığı bir İstanbul...

Hemen ardından Ankara’da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eden bir Alman’ın anılarını okuduğumuzu duyumsuyoruz. “Dün gibi hatırlıyorum,” diyor İsmet Paşa’nın naaşının Anıtkabir’e getirilişini. O an hissettiği duyguları, “Gözlerim doldu.” diyerek anlatıyor.

Dinler arasında adlı bölüm, başka bir dine mensup olma sürecini aktarıyor; Türkleşiyorum bölümünde yavaş yavaş dil ve gelenek öğrenerek bir Alman’ın Türkleşmesi sürecini, değişen Türkiye’yi sunuyor:

Merdaneli çamaşır makinelerinden, Arap sabunu kokusuna alışma sürecine ve 31 Ocak 1968’de televizyondan yapılacak ilk deneme yayınına, telefonun yaygınlaşmasına...

Her birini sanki bir günlük, yazarımızdan eşine gönderilen aşk dolu bir mektup okur gibi okuyoruz.

Altmış yıllık bir evliliği böylesine ilk gün heyecanıyla okumak sevdiklerimize sımsıkı tutunmak için inancımızı tazeliyor.

Ayşe (Ursula) Reisoğlu capcanlı bir tarih gibi duruyor karşımızda; dinamik, sevgi dolu. Aynı zamanda tüm okurlarına hem Türkiye’nin hem Almanya’nın geçirdiği süreçleri ilk elden dinleme olanağı sunuyor.