Kadın başına şirketi yönetemez dediler o şimdi maden sektörüne yön veriyor

Başarılı bir avukatken babasının ani ölümüyle yolu mermer ve madencilikle kesişen Alpay Mermer Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Melike Alpay Özmen, kadının adının bile okunmadığı bu alanda fark yaratıyor.

15 Ağustos 2021 Pazar, 10:32
Kadın başına şirketi yönetemez dediler o şimdi maden sektörüne yön veriyor
Abone Ol google-news

Alpay Mermer Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Melike Alpay Özmen’in hikayesine kulak verelim.

- Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz, hayalinizdeki iş madencilik miydi?

İstanbul Alman Lisesi’nden sonra Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde burslu okudum, ardından Galatasaray Üniversitesi Ekonomi Hukuku bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Üniversite hayatım boyunca hep çeşitli hukuk firmalarında çalıştım ve mezun olduktan sonra da yaklaşık üç sene uluslararası tahkim ve şirketler hukuku alanlarında avukatlık yaptım. Yaklaşık 4,5 yıldır Alpay Mermer Madencilik şirketinde yönetim kurulu başkanlığı görevini yürütüyorum. Bunun yanı sıra 3 yıldır Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin iki kadın yönetim kurulu üyesinden biriyim ve Maden Sektör Kurulu ile Türkiye İhracatçılar Birliği Kadın Konseyi üyesiyim. Kariyer yolculuğumdan bahsederken özellikle okuduğum liseden başlarım anlatmaya, çünkü beni ben yapan en büyük etkenlerden birinin lisede aldığım Alman disiplini olduğunu düşünüyorum.

BABAMI KAYBETTİK, ŞİRKETİN BAŞINA GEÇTİM

- Aslında avukatsınız, madenciliğe geçiş öykünüzü anlatabilir misiniz, madencilik sektörüne başladığınızda ne tür zorluklar yaşadınız?

Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir derler. Amerika’da hukuk alanında doktora yapmayı düşündüğüm ve mesleğimi çok sevdiğim, en başında olduğum bir dönemde babamı ani şekilde kaybettik. Ailenin en büyük çocuğu bendim ve aile şirketimiz olan Alpay Mermer Madencilik’in başına geçmem gerekti.

Küçükken babamla fuarlara gider, ocakta, fabrikada gezerdim ama hayalim bu meslek miydi derseniz; değildi. Şimdi ise hislerim evrildi, her zaman yapmam gereken şey aslında buymuş gibi hissediyorum. Çünkü benim için meslek gerekmeksizin önemli olan kendime, şirketime, ülkeme ve evrene, tabiata adaletli olma güdüsüyle çalışmak, kazanmak, kazandırmak. Bunu da yapabileceğim en üst konumda bir ortama çok genç ve henüz hiçbir yorulmam olmadığı bir dönemde gelebildiğim için sadece kendime değil, sektörüme de katkım olduğu söyleniyor. İşçi hakları, iş güvenliği, sürdürülebilirlik, kaynağı doğru ve değerinde kullanım hepsi karakterime, hamuruma çok uygun ve keyif alıyorum. Madencilik ve doğal taş özel ilgi alanıma, sanat ve estetik algıma da çok yakın. İşe başladığımdan beri sektördeki azınlık olan kadın başıma ve kadın ruhumla geliştirdiğim projelerin ülkemizde ses getirmeye başlaması, benzerlerinin yapılmaya başlaması ruhumu da besliyor. Kendime bu sektörde alan açabiliyor ve alışılagelmişin dışına çıkmaya rahatlıkla cesaret edebiliyorum. Ve inanır mısınız en başında kadın başına şirketi yönetemez diyorlardı, ben şimdi sektöre etki edebiliyorum. İsteyince, istikrarlı olarak çalışınca her şey çok kolay ve kesin oluyor. 

- Madencilikte kadın çalışana ve patrona bakış açısı nasıl, siz işin başına geçtikten sonra sizin şirkette çalışan kadın sayısı arttı mı?

Ben her işte cinsiyetten bağımsız olarak, yönetici/patron olmadan önce mutlaka çalışan olunması ve fırsat eşitliği olması gerektiğini düşünürüm. Hukuk biliyor olmam ve farklı şirketlerde kısa süre bile olsa çalışan olma deneyimini yaşamış olmam da bu konuda bana çok şey kattığını düşünüyorum. Bir işte çalışan olmayı bilmeden tepeden inme patron olursanız, ancak “patronculuk” oynarsınız ve bunu en başta kendi çalışanlarınız fark eder. Verdiğiniz maaş ya da imkanlarla saygılarını kazanamazsınız. Bu sebeple kısa sürede sektörde fark edilir ve ciddiye alınmazsınız. Üstelik kadınsanız maalesef dışarıdaki algıya göre oyuna 3-0 yenik başlarsınız. Ben bunun örneklerini etrafımda çok gördüm. Kendi adıma hiçbir zaman, konuyu en bilmediğim ilk günlerde dahi bilmediğim şeyleri saklamadım, sormaktan çekinmedim. Başlarda çok cesur adımlar atıp, radikal değişiklikler yapmadım ama işime hakim oldukça ve kendime güvendikçe hamlelerimi keskinleştirdim. Ayrıca şirket içinde hiçbir zaman erkek yönetici olmayışımın dezavantajını yaşamadım. Ancak şirket dışında, sektörde kadın olarak sesimin kısılmaya çalışıldığı, aslında kadına çok değer veriliyormuş gibi dışarı lanse edilip ama iç yüzünde fikirlerimin önemsenmediği, dinlenmediğine çok şahitlik ettim. Ama sektörde birlikte iş yaptığımız, çeşitli projeler yürüttüğümüz çok başarılı kadın meslektaşlarım var. Sayımız az ama sayımızın artmasını, daha görünür olmamızı sağlamak için gayret ediyoruz. Şirketimizde genel müdürümüz başta olmak üzere finans müdürümüz, birçok mühendisimiz ve üretimde çalışan arkadaşlarımızın yaklaşık yüzde 30’u kadınlardan oluşuyor. İdari kadromuzda ise bu oran yüzde 60’lara varıyor. Zaten 4 ortağı da kadınlardan oluşan bir şirketiz ve yönetim kurulumuzun da yüzde 80’i kadın. 

Ayrıca yaz döneminde bizlerle çalışması için istihdam ettiğimiz stajyer mühendislerimizin de kadın olmasına önem veriyoruz. Amacımız hem kadınlara fırsat eşitliği sağlamak hem de sektördeki “erkek egemen” algısını yaptığımız başarılı işler ve farkındalık projeleriyle yıkmak. Bu bizimki gibi fiziksel güç de gerektiren, tehlikeli iş kolunda olan ve maden sektöründe faaliyet gösteren bir şirket için çok güzel bir oran. 2021 yılı sonuna kadar bunun daha da artmasını hedefliyoruz. 

- Siz göreve geldikten sonra Alpay Mermer Madencilik nereden nereye geldi, ne tür hedefleriniz var?

Alpay Mermer Madencilik şirketinin en önemli özelliği yeniliklere ve doğru projelere açık bir DNA ile babamdan bana devir olmasıdır. Şirketimizi yalnızca mermer üretip satan bir şirket olarak değil, çok farklı dallara açık, yeni projeleri kucaklayan bir yapı olarak kurulmuş, ben de babamdan aldığım görevde aynı gelişim, dönüşüm ve büyüme dinamikliğini koruyorum. İşe gelir gelmez, ilk güçlü yönüm olan, ekibimizle birlikte hukuk tarafında mermer ve maden şirketlerinin büyük çoğunluğunda olmayan kurumsal yapıyı büyük ölçüde oluşturduk ve üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. 

Alpay Mermer Madencilik olarak son 5 yılda yaptığımız yatırım miktarı yaklaşık olarak 25 milyon TL. Fabrikalarımızın yıllık üretimi 660 bin – 750 bin m2, mermer ocaklarımızın yıllık üretim kapasitesi ise yaklaşık 60 bin m3 (180 bin ton). Ocak işletmelerimizde yapacağımız yeni yatırımlarla bu sene hem ocak üretim kapasitemizi hem de fabrikalarımızdaki katma değerli ürün kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. 

2020 yılında 84 milyon TL olan ciromuzu, 2021 yılında 100 milyon TL olmasını hedefliyoruz. İhracatımız 2020 yılında 2019 yılına göre yüzde 23 oranında artış gösterdi ve 2020 yılında 7 milyon 520 bin dolar ihracat rakamına ulaştı. 2021 yılının ilk yarısında ise dünyadaki küresel krize ve ihracatçıların en büyük problemi olan konteynır krizine rağmen yaklaşık 4 milyon dolar ihracat rakamına ulaştık. Geçtiğimiz senenin rakamlarına göre dolar bazında yaklaşık yüzde 8’lik, TL bazında ise yaklaşık yüzde 33 ‘lük bir artış yakaladık. Sene sonuna doğru bu ivmenin artacağını öngörüyoruz.

2002 yılından bu yana fabrikada üretilen ürünlerimizin ortalama yüzde 95’ini, ocak üretimlerimizin ise yüzde 10’unu ihraç ediyoruz. Önümüzdeki dönemde ise ocak ihracatımızı yüzde 15 oranında arttırmayı hedefliyoruz.

Yeni doğal taş ocağı yatırımları, fabrikamızın sistemlerini inovatif bir şekilde yenilemek ve robotik sistemleri artırmak, güneş enerjisi tesisleri ile üretim tesislerimizin karbon ayak izini minimize etmek gibi projelerimiz bulunuyor. Mermer atıklarımızı mikronize kalsit tesisi kurmak suretiyle tekrar ekonomiye kazandırmak gibi hedeflerimizle de kısa ve orta vadede sonuç almayı planlıyoruz.

25.yılımızı kutladığımız 2021 yılında sürdürülebilir bir işletme haline gelmek ve sanatı ile tasarımı doğal taş sektöründe daha aktif oyuncu haline getirerek katma değer üretmek adına çalışmalarımız artarak devam ediyor. Aynı zamanda Türk doğal taşı ile ilgili hem ülkemizde hem dünyada farkındalık yaratmak da istiyoruz.  Ayrıca Muğla’da 25 yıldır ekmeğini taştan çıkaran, yüzlerce kişiyi istihdam etmiş ve ülke ihracatına, ekonomisine ciddi anlamda katkıda bulunan bir firma olarak, bölgemize daha da fazla değer katmayı elzem buluyoruz. 

ÜST YÖNETİMDE KADIN SAYISI ARTMALI

- Girişimci olmak isteyen kadınlara ya da işte var olmak isteyen kadınlara neler önerirsiniz?

İş hayatında başarılı olmak isteyen, çalışan ya da girişimci bütün kadınlara ilk önerim öncelikle ev, aile alanlarını iyi yönetmeleri gerekiyor. Biz kadınlar yaradılış gereği daha duygusal, daha sağduyulu varlıklarız. Her şeyden önce anne olalım ya da olmayalım doğurganlık, duygusallık, anaçlık, merhamet gibi özelliklerimiz bizi birçok alanda çok daha güçlü kılarken, bazen dezavantajımıza da olabiliyor. Ne zaman evimde, özel hayatımda bir problem olsa kendimi işimde verimsiz hissettim, belki kalkıp işime gittim, yapmam gerekeni de yaptım ama en iyi halimle yapamadım, elimden gelenin en iyisi olmadı. Ancak özel hayatım, eşim, çocuğum, evimin huzuru stabil olduğu zaman üretkenliğim hep arttı. Bu sebeple ilk önerim bu olur. 

İkinci önerim ise doğru sektörde ve ekonomik getiri kaygısı taşıyan işler yapmaları. Bu hem kadın hem erkek için geçerli tabi ki fakat kadınlar inandıkları işlerde çok akıl almaz başarılar elde edebilirler, potansiyellerini değerlendirebilirler. Kim ekonomik getiri kaygısı taşımayan bir iş yapar ki diye sorabilirsiniz belki. Ancak günümüzde maalesef artık bununla çok sık karşılaşıyoruz.

Son önerim de ne kadar sesiniz kısılmaya çalışırsa çalışılsın saygı çerçevesinde buna izin vermemeniz ve iş hayatında sizden sonra gelen kadınları mutlaka ama mutlaka desteklemeniz. Bazen bir şirkette kadınların kadınlara yaptığı haksızlıkları, mobbingi gördükçe hem çok üzülüyor hem de hayrete düşüyorum. İş hayatında halihazırda birçok fırsat eşitsizliği yaşayan kadınların, kadın meslektaşları, yöneticileri tarafından özellikle desteklenmesi, üst düzey yönetimlerde kadın oranının artırılmasının zorunlu hale gelmesi ve STK’ların hepsinde muhakkak kadın kotası olması gerektiğini düşünüyorum.

- Son yıllarda kadına şiddet çok arttı. Türkiye İstanbul Sözleşmesinden de ayrıldı. Şiddetin önüne geçmek için ne tür adımlar atılmalı?

Kadına şiddet maalesef son zamanlarda üzerine çok kafa yorduğum ve gündemden hiç düşmeyen bir konu. Tamamen bitene kadar da gündemden düşmemeli zaten. Her şeyden önce doğru olan öncelikle kendi çekirdek çevremizden başlayarak toplumun bakış açısını değiştirmeye çalışmak. İşin hukuksal tarafında söyleyebileceğim çok şey var ama siyaset tarafında açıkçası çok yorumlayamıyorum çünkü aslında sözleşmede gerçekten düzeltilmesi gereken maddeler vardı, ama bu süreçteki amaç ve geliş nasıl olacağı konusunda ben sadece iyiyi düşünüp daha iyisinin imzalanacağı için bunun iptal edildiğine inanmak istiyorum.

- İş özel hayat dengesini nasıl sağlıyorsunuz?

Ben genelde iş ve özel hayat dengesini çok iyi ayarlayan bir anne ve yöneticiyim. İşte iş, evde kızım ve eşim, tatillerde ya da sosyal ortamlarda ise keyif almak önceliğimdir. Bunları birbirine karıştırdığımız noktada hayat kalitemiz düşer ve ne işimizi layıkıyla yapabiliriz ne ailemize, kendimize, sosyal çevremize faydalı olabiliriz. Bu yüzden zamanları doğru bölmek ve hayattaki bir sürü şapkamızı birbiriyle karıştırmamak en önemlisi.

Özel hayatımda iyi bir eş, çocuğumun büyümesine her an vakıf olan bir anne olabilmek için zaman yönetimimi çok iyi yapmak zorundayım. Hem evde hem de işte bana destek olanlarla birlikte çocuğumun yemek saatinden tutun her türlü özel görüşmemi bir zaman planı içerisinde yönetebiliyor ve böylece her şeye de yetişebiliyorum. İş ve evim arasında her gün 3 saate yakın süren yolculuğumda telefon görüşmelerimi yapıyor, zoom toplantılarıma giriyor, araştırıyor veya önemli e-maillerimi cevaplayarak zaman yönetimimi iyi yapmaya çalışıyorum. 

TUTKU DEYİNCE AKLIMA GALATASARAY GELİYOR

- Ne tür tutkularınız ve hobileriniz var?

Benim en büyük tutkularımdan biri sanat. Uzun yıllar piyano eğitimi aldım ve çok severek piyano çaldım. Bu tutkumun kızıma da geçmesi en büyük arzularımdan biri. Son yıllarda ise sanat koleksiyonerliği beni en besleyen şeylerden biri. Özellikle modern ve çağdaş Türk resim ve heykel sanatı beni çok heyecanlandırıyor. Bunun dışında ailemle seyahat etmeyi çok seviyorum. Ege’de yaşayan biri olarak deniz ve tekne elbette en sevdiklerim arasında yer alıyor. Ayrıca tutku deyince aklıma Galatasaray geliyor. Galatasaraylılık bizim için bir aile geleneği, çok ciddi bir fanatiğim. Şanslıyım çünkü eşim de benim gibi ve yurtiçi yurtdışı maçlara gitmeyi, kulüp faaliyetlerinde bulunmayı çok seviyoruz. Bir gün umarım ben de bir kadın olarak yönetimde aktif rol alırım. Mesela şu andaki Burak Elmas’ın samimi ve genç ruhlu yönetim ve iletişim biçiminde olabilmenin düşüncesi bile heyecanlandırıyor. 

HİÇBİR ZAMAN ÜLKEMDEN ÜMİDİMİ KESMEDİM

- Nasıl bir Türkiye hayaliniz var?

Elbette mesleğim olarak madencilik sektöründe dünya lideri olmamızın hayalini kuruyorum çünkü bu anlamda büyük bir potansiyelimiz var. Bunu sağlamak için de çok çabalıyoruz. Madenleri yanlış yönetip, hatalı fiyat politikası uygulayan meslektaşlarımıza yol gösterip, hakkımızı kazanmamız ve dünyada açık ara liderliğe oturmamız gerekiyor. Turizm ve daha birçok konuda da ülkemiz çok ileriye gidebilecek bir düzeyde... 

Her şeyden önemlisi kadınların şiddet görmediği, çocukların hak ettikleri imkanlarla, eğitimle büyüdükleri, insanların geçim sıkıntısının azaldığı ve kendini daha güvende hissettikleri bir Türkiye hayalini kuruyorum. Hiçbir zaman ülkemden ümidimi kesmedim, çekip gitme hayali kurmadım. Bu hayalleri gerçekleştirecek olanlar bizleriz.

Her alanda ben Türkiye’nin çok daha iyi olacağına inanıyorum. Ve bunu da uzak görmüyorum.