Kadın haklarını savundu, 700 yıl önce hem de

Tarihin ilk feminist kadını: Christine de Pizan

13 Mart 2020 Cuma, 15:28
Abone Ol google-news

ABD’nin New York kentindeki bir dokuma fabrikasında son derece olumsuz koşullarda, üstelik çok düşük ücretle çalışan kadın işçilerin 8 Mart 1857’de başlattıkları grevin kanla bastırılması sonucu 146 kadın işçi yaşamını yitirmişti. Oysa tek istedikleri daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücretti. II. Enternasyonal’in 1910’da Danimarka’nın Kopenhag kentinde yapılan toplantısında Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin önder kadınlarından Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanıyor yıllardır. New York’lu o kadın işçilerin hak arama mücadelesi feminist hareketlere de esin kaynağı oldu bilindiği gibi. New York’un cesur dokuma işçisi kadınlara 8 Mart vesilesiyle saygılarımızı, sevgilerimizi iletelim bir kez daha. 

 Akıl, Adalet, Doğruluk. Bu çerçevede erkek egemen koşulların kırılabileceğini savunuyor. Pizan’ın son büyük eseri Barış Kitabı’dır, 1413’te yayımlandı. Fransa’daki iç savaşa karşı yazılmış bir kitaptır bu. Dönemin kralına bilge, adil, onurlu, dürüst nihayet halka açık/yakın olması önerisinde bulunur. 

Onu anmamak olmaz

Böyle bir günde, 15. yüzyıl Fransası’nda yaşamış önemli bir kadın yazar olan Christine de Pizan’ı anmamak olur mu? Haklarını bırakın, kadının bir sosyal varlık olarak esamesinin bile okunmadığı bir yüzyılda kadın hakları için mücadele veren müthiş bir kadındı o. 1365-1430 tarihleri arasında yaşamış bir yazar, şair, filozoftu. Birçoğumuz ondan Simone de Beauvoir, sayesinde haberdar olduk. Beauovir “cinsini savunmak için kalemini kullanan ilk kadın” diye söz eder Pizan’dan. Yazarak hayatını kazanan ilk kadın olduğundan da. 

Ben Christine de Pizan’a ilişkin en kapsamlı bilgiyi Gerda Lerner’in “The Creation Of Feminist Consciousness: From the Middle Ages to Eighteen-seventy (Feminist Bilincin Yaratılışı - Ortaçağ’dan 18. yüzyıla kadar)” adlı kitabından okudum. Harika bir kitaptır bu, bulup okunmasını öneririm, erkek egemen dünyaya direnen muhteşem kadınları anlatır.

Kadınlar için yaşamın bugünkünden çok daha zor olduğu, kadınların eğitim olanağından yoksun oldukları bir dönemde de Pizan, bir kadın hakları savunucu olarak nasıl var olabildi diye merak edilebilir elbette. Kimi açılardan şanslı sayılırdı. Kadınların da eğitim almasına inanan bir babası ile entelektüel meraklarını destekleyen, araştırmacı karakterini teşvik eden bir eşi vardır her şeyden önce. Şans dediğim bu. En azından babasına, sonra da eşine karşı bazı hakların kazanımı için mücadele etmesine gerek kalmamıştır. Eşinin kendisine sağladığı, özgüvenini de geliştiren o destek, 20’li yıllarının başında dul kaldığında üç çocuğunu büyütürken çok işine yaramıştır.

Bir başka şansı da yapıp etmelerinde Fransa Krallığı’nın da desteğini alması. Kulağa son derece tuhaf geliyor ama kraliyete de görüşlerini kabul ettiren biri olduğunu anlıyoruz bundan. Kabul etseler de kadın hakları için tek bir adım atmamış tabii krallık.

Şiir de yazdı, siyasi eleştiriler de

Şiir yazardı, baladları da vardı. Bu biliniyor. Yaşadığı dönemde kimi düşüncelerini şiir ya da balad kılığında dile getirmek isteyişi anlaşılabilir. Dönemin erkek yazar, düşünürleri de itirazlarını böyle ifade ederlerdi. Nedense sanatın koruyucu olduğuna inanmışlar. Fakat de Pizan sadece şiir, balad yazmış değildi. Düz yazıları da, siyasi değerlendirmeleri de vardı. Jan Dark’a şükranlarını içeren mersiyeler yazmıştır, Fransa Kralı Charles’ın hayatını kaleme almıştır ama günümüzde en çok kadın hakları konusunda yazdıklarıyla anımsanıyor. İyi ki öyle anımsanıyor. Çünkü harika metinlerdir yazdıkları.

Polemikçi bir yanı olduğunu da söylerler.1339 yılında yayımlanan Sevgi Tanrısı adlı kitabında zamanın kadın düşmanı yazarlarına verdiği yanıtlar çok ilgi çekicidir. Çok sayıda erkek yazarla yaptığı edebi tartışma da vardır. En ünlü kitabı Kadınlar Şehri’dir. İngilizce basıldı. (Ben de okuyayım.) Kadınların topluma katkılarını üç temelde inşa eder bu kitapta: Akıl, Adalet, Doğruluk. Bu çerçevede erkek egemen koşulların kırılabileceğini savunuyor. Pizan’ın son büyük eseri Barış Kitabı’dır, 1413’te yayımlandı. Fransa’daki iç savaşa karşı yazılmış bir kitaptır bu. Dönemin kralına bilge, adil, onurlu, dürüst nihayet halka açık/yakın olması önerisinde bulunur. 

Venedik doğumlu olduğu için İtalyanların “bizden” dediği ama Fransızların kendilerinden saydığı, oysa tüm dünya kadınlarına ait olduğunu bildiğimiz Christine de Pizan, 1430’da 66 yaşındayken Fransa’nın Poissy kentindeki manastırda öldü. Ama hâlâ “yaşıyor”.

Kapak fotoğrafı: Vedat Arık