Kanseri nasıl yendim?

Serpil Güngörsün, "Meme kanseri olduğumu öğrendiğim gün “bu hastalığı yeneceğim” dedim. Tedavi yolculuğunda doktorlarıma güvendim, kendime inandım, hastalığı yendim"

23 Ekim 2018 Salı, 23:11
Abone Ol google-news

Serpil Güngörsün (66), halsizlik şikâyetiyle gittiği hastanede meme kanseri olduğunu öğrendi. “Rahatsızlığımı öğrendiğim gün kendi kendime bu hastalığı yeneceğime söz verdim” diyen Güngörsün, “Tedavi yolculuğunda doktorlarıma güvendim, kendime inandım ve kanseri yendim” diyerek yaşadıklarını anlattı.

Güngörsün, uzun yıllar kanser hastalığı ile mücadele eden eşine ve böbrek hastası olan annesine baktı. İkisini de kaybeden Güngörsün, bir gün halsizlik ve yorgunluk şikâyetiyle hastaneye başvurdu. Önce, hastalığı için “psikolojik” denildi. Ardından hastanede birtakım testler yapıldı.

Kalça kemiğine sıçradı

Hastanede yapılan kontroller sonucunda memesinden bir parça alındığını anlatan Güngörsün, “Yapılan kontroller sonucunda memende bir kitle tespit edildi. Ayrıca hastalığın mideme metastaz (kanser hücresinin farklı doku veya organlara yayılması) yaptığı ve kalça kemiklerime de sıçradığını gördük. Tedavi sürecine başladık” dedi. Güngörsün, bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Doğrusu biraz çekindim. Kemoterapi görmekten korkuyordum. Doktorum ‘Merak etme, tedaviye yavaş yavaş başlayacağım. Korkacak bir şey yok’ diyerek bana hep moral verdi. Kendisi tedaviye yavaş yavaş başladı, motive etti, güç verdi. Saçlarım döküldü ancak ‘Her şeyin çaresi var’ dedim. Kendime inandıkça daha iyi hissetmeye başladım. Işın tedavisinden sonra da ‘Ben bu işi yırttım’ dedim. Tedaviler bittikten sonra da kendimi çok iyi hissetmeye başladım. Moralimi bozmamak, doktorun dediklerini uygulamak ve inancını yitirmemek benim en büyük gücüm oldu. Kanser hastalarına morallerini yüksek tutmalarını öneriyorum. Ben tedavi sürecimde beni üzecek, ‘ah ah vah vah’ diyen herkesten uzak durdum. Sevdiklerim ve dostlarım yanımda oldu. Bu hastalık bana kendimi sevmeyi öğretti. Çok verici ve fedakâr olmanın insanı yıprattığını ve hasta ettiğini öğretti. İnsan kendini sevmeli, bunun adı bencilik değil. Kendinize bakacaksınız ki çevrenizdeki insanlara da faydanız olsun.”

Güngörsün, yaklaşık 1.5 yıl tedavi gördüğünü ve sağlığına kavuştuğunu kaydetti.

‘Savaşa hazırdı’

Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü de “Hastalığa teslim olmadan savaşa hazır olduğunu belirtmesi benim de işimi kolaylaştırdı. Sonunda tedaviye çok iyi yanıt aldı, hastalığı kontrole girdi” dedi.

Koltuk altı sertliği ile şişliğe dikkat

Meme kanserinin her 8 kadından birini etkilediğini anımsatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Meme kanseri tüm kanserler gibi genetik bir hastalık. Ancak halk arasında sadece anne tarafından geçtiğine dair yanlış bir inanış var. Kadınlar ‘benim annemde, teyzemde yok’ diyerek taramalarını önemsemiyor. Ancak büyüklerimizden gelen genler anne ve babadan eşit olasılıkta geliyor. Teyze kadar hala da var, amca kadar dayı da var” dedi.  Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin kadının meme kanseri olduğunun tahmin edildiğini anlatan Çakmakçı, özetle şunları kaydetti:
“Yaşla birlikte meme kanserinin görülme sıklığı da artıyor. Bu nedenle düzenli tetkiklere başlamanın erken tanı için çok önemli. 40 yaşından sonra yılda bir, muayene ve radyolojik tetkikler yapılmalı. Meme kanseri erken tanı ile tedavisi kolay bir hastalık. Meme kanserinin en önemli belirtisi memede bir kitlenin olması. Meme derisinde kızarıklık, şişme, meme başından gelen kanlı akıntı gibi belirtiler olsa da esas olarak kitleye bakmak lazım. Meme kanserinin ağrı ile bir ilişkisi yok. Ağrılı bir meme, meme kanserine işaret etmez. Koltuk altındaki sertlik ve şişlikler de meme kanseri belirtisi olabilir.”