Kariye de fethedildi! Sıradaki?

Hıristiyanlık tarihinin resimli defteri, 6. yüzyıldan kalma, İsa’ya adanmış Khora Manastırı, Bizans’ın saray kilisesi ve şapeli, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle camiiye çevrildi.

22 Ağustos 2020 Cumartesi, 06:00
Kariye de fethedildi! Sıradaki?
Abone Ol google-news

“Müjdeli Cuma”nın ilk müjdesi saat 15.00’i bekleyemeden sabah saatlerinde geldi. 1945 yılından beri “Kariye Müzesi” olarak on binlerce kişinin ziyaret ettiği mekân, Cumhurbaşkanlığı kararıyla camiye çevrildi. Tıpkı Ayasofya’nın camiye çevrilmesinde olduğu gibi, müze olmasına ilişkin Danıştay kararı iptal edildi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek ibadete açılmasına karar verildi.

Fatih ilçesindeki Kariye, 6. yüzyılda Aziz Theodoros tarafından kilise olarak inşaa ettirilmiş, Bizans döneminde saray kilisesi ve şapeli olarak önemli dini merasimlerde kullanılmış, günümüze kadar da iyi korunarak gelmiş Khora Manastırı Kilisesi adını taşıyan, değerli ve özel fresklere sahip, Hıristiyanlık tarihinin resim defteri diye tanımlanan bir yapı.

1945 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile müze ve müze deposu olarak kullanımına karar verilmiş ve duvarlarındaki eşsiz mozaiklerinden ötürü de dünya üzerindeki sanatseverlerin ve Hıristiyan âleminin ilgisini çekmiş bir yapı. Dünyaca ünlü ve önemi büyük Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesinden sonra Kariye’nin de bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle camii’ye çevrilmesi elbette ki dini değil, siyasi bir karar.

Sosyal medyada iktidar yanlısı muhafazakâr çevrelerin büyük bir coşkuyla karşıladığı, “Kariye Camii aslına döndü” teşekkür mesajları ve sevinç çığlıkları, aslında bir algı operasyonunu ve epeydir olduğu gibi toplumun ikiye bölünmesini açıklıyor. Ne demek “aslına döndü”? Kariye’nin aslı cami değil ki, kilisedir. Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede müzeye çevrilmiş ve tarafsızlaştırılmışken camiye çevrilmesi, olsa olsa çoğunluğun azınlığa baskısını işaret eder. Bu operasyondan iktidar yandaşları bir zafer havası çıkarırken kültür sanata duyarlı ve farklı dinlere saygı gösteren kesim ise duyduğu üzüntüyü paylaşıyor.

Söz konusu olan cami ihtiyacı değildir, başka bir dinin mabedinin üzerine gücünü göstererek kendi dinini dayatmak, duvarlardaki fresklerin üzerini kapatarak (ki yıllardır süren restorasyon çalışmaları yeni bitmişti) biz hâkimiz havasını basmaktır. Fatih’te namaz kılınacak cami mi yok? En çok cami olan ilçe sayılabilecek Fatih’te buraya üç dakika mesafede, Sinan’ın eseri, Edirnekapı Mihrimah Sultan Cami var.

Koskoca Süleymaniye hemen yakınında! Üstelik Kariye de küçücük, ama fresklerinden ötürü turistlerin ilgisini çeken bir yapıydı! Siyasal İslamın son kurbanı oldu...

TEPKİLER:

Ertuğrul Günay; eski Kültür ve Turizm Bakanı: Bunca güzel eski ve yeni cami varken kiliseleri cami yapmak, secdeye varmak için illa eski kilise aramak nasıl bir ruh halidir? İstanbul’a ihaneti, iki kiliseyi cami yapmakla değil, belki ancak tarihi korumak, betonlaşmayı durdurmak, yeşili çoğaltmakla bağışlatabilirsiniz. #Kariye

TURİZMCİLERİ ÜZER

ESKİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI BAHATTİN YÜCE:

“İstanbul’un en önemli özelliği, dünya kenti niteliğini taşımasıdır. St. Chora adıyla bilinen, İstanbul’un fethinden sonra Kariye Camii adıyla dönüştürülen, sur içindeki çok önemli bu eserin, günlük siyasetin konusu haline getirilmesi, turizmcileri fazlasıyla üzer. Kültür turizmi açısından gerçek bir dünya hazinesi olan İstanbul’un, farklı kültür ve inançlardan milyonlarca ziyaretçisinin geliş nedenlerini olumsuz etkiler. İnançları ve farklı kültürleri bir ortak paydada buluşturmak açısından önemli bir fırsat kaçırılmıştır.”

EŞSİZ BİR MÜZE

FARUK PEKİN FEST TRAVEL SAHİBİ:

“Kariye Müzesi hem mozaik hem de fresk zenginliği açısından eşsiz bir müzedir. Böyle bir kaynağın dünya sanatı açısından yeri çok önemlidir. Böylesi bir kaynağın kapatılması Ayasofyanın camiye çevrilmesinden sanata vurulan son bir darbe olacaktır. Kültür turizmini ciddi olarak olumsuz etkileyecektir. Geçmişte camiye çevrilmesinden sonraki dönemlerde de iç ve dış narteksteki mozaikler üzerine bir kaplama getirilmeden tahta ile örtülmüştür. Yalnızca kubbeli mekân kullanılmıştır. İstanbul’un UNESCO Tarih Mirası’nda yer almasının 4 nedeni arasındadır. Mezar Şapelindeki Diriliş sahnesi zaman ve kapsam açısından dünyada biriciktir. Bu müzenin de Diyanete devredilmesi kararı siyasi karardır. Kınıyorum ve kararın geriye alınmasını talep ediyorum.”